Yazmaya, hayal kırıklıkları ile başlayan bir öğrenci Duygu Kara. Muş Erentürk Öz Şeker Anadolu Lisesinde 11. sınıf öğrencisi olan Duygu, 7. sınıfta başladığı yazı hayatında başarılı olamadığı gerekçesiyle birçok defa umutsuzluğa kapılsa da ailesi ve öğretmeni Gülsün Özsoy Karanın destekleriyle yazmaya devam etmiş. İlk yıllarda yazdığı kompozisyon ve şiirleriyle derece elde edemeyen Duygu, kompozisyon derslerinde de aynı durumu yaşamış. Mücadeleci yapısı, yazmaya olan sevdası ve almış olduğu destekle 10. sınıfta yazdığı yazılarla dereceler kazanmaya başlayan Duygu, son iki yılda önemli bir yol kat etmiş durumda. İl bazında ve ulusal bazda birincilik ve ikinciliklerle kendini ispatlayan Duygu, Muş Erentürk Öz Şeker Anadolu Lisesi Müdürü Menduh Astan, Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Delil Toprak ve diğer öğretmenlerinin kendisine olan güvenlerini boşa çıkarmamış. Kaleminin gücü giderek artan Duygu, almış olduğu başarılarda okumanın öneminin de büyük olduğunu belirtti. İlk yıllarda pek roman okumayan ancak yavaş yavaş kitap yelpazesini genişletmeyen başlayan Duygu, bu sayede tasvir gücünü de ilerletmeyi başarmış. Okulun hatta ilin parmakla gösterilen öğrencilerinden olan Duygu, öğretmenlerinin gözünde şimdiden geleceğin büyük yazarlarından biri olmaya aday. Öğretmenlerinin yanı sıra ailesinin de büyük desteğini ve güvenini kazanmış olan Duygu, okuma alışkanlığı kazanmasında ailesinin büyük rolü olduğunu ifade ediyor. Anne ve babasının çok kitap okuduğunu belirten Duygu, kitaplarını sığdıracak yer bulamadıkları için evlerinde bir kütüphane oluşturduklarını da ifade etti. Hayal kırıklıklarının ardından gelen başarı 7. sınıfta başladığı yazı hayatını bugünlere kadar birçok başarıyla taçlandıran Duygudan hayatı ile ilgili açıklamalarını dinledik. Yazmaya 7. sınıfta başladım. Kompozisyon yazamayan tek öğrenci bendim ancak Gülgün Özsoy Kara adlı öğretmenim beni yazmaya teşvik ediyordu. Sınıfta çok iyi konuştuğumu ve kendimi çok iyi savunduğumu bildiği için bir gün yazmamı söyledi diyerek sözlerine başlayan Duygu: O gün ilk eserimi yazmak için eve gittiğimde, sınıfta herkes yazabiliyor ancak ben yazamıyorum diye ağlamaya başlamıştım. Sonra babamdan yardım aldım ve ilk eserimi yazdıktan sonra yarışmaya gönderdik. Ancak herhangi bir cevap gelmedi ve ben yine çok ağladım. Ertesi gün Türkçe sınavım vardı, sınavda 20 puanlık bir kompozisyon yazmamız isteniyordu ve ben yine yazamayıp çok ağlamıştım. Sonra bir gün öğretmenim bana vazgeçmeyeceksin, vazgeçersen zaten hiçbir şeyde başarılı olamazsın, zafere giden yolda çekilen çile mubahtır dedi. Öğretmenim ayrıca, bir kırılma noktası var ve senin o kırılma noktasını aşacağına inanıyorum dedi. Benim dönüm noktam Gülgün Özsoy Kara idi. Sonradan çok okumaya başladım, daha önce hiç okumadığım yazarları ve kitapları okumaya başladım. Kişisel gelişim kitapları çok dikkatimi çekiyordu. Roman kitapları hiç ilgimi çekmemişti, o zaman sorsanız iki üç roman bile bitirmemiştim. 7. sınıftaydım ve kafada geleceğe dair ne yapmam konusunda hiçbir şey yoktu. Sadece evden okula, okuldan eve monoton bir hayatım vardı. Hayatın diğer yönleriyle çok sonra tanışıyorsunuz. Bende o dönem kitaplarla tanıştım. Okuduğum kitaplarda kendi yaşadıklarımı görünce dikkatimi çok çekti. Daha sonra Mevlana adlı kitabı okumuştum. Bu okula geldiğimde Safahatı okumuştum, bu durum okulda çok farklı karşılanmıştı. Safahat benim ikinci dönüm noktamdır. Ailemde Mehmet Akife büyük bir hayranlık var. Küçük kardeşimin adın Akif, babam sürekli onun kitaplarını okur. Büyüdükçe içeriğini daha iyi anlamaya başladım. Annem ve babam okumayı çok seviyorlar. Kitaplar artık sığmadığı için evimize kütüphane yaptık. Artık romanlarda kendimi aramadım, kendimi izah etmeye başladım. 9. sınıftayken yine çok uğraştım ancak dereceye giremedim. İlk iki yazımda derece alamadım ancak ondan sonraki yazılarımda hep il bazında birinci veya ikinci oldum. Bana dönem sonuna kadar beş tane derece almam söylenmişti. 2010 yılında edebiyat öğretmenlerimin destekleriyle yarışmalara katıldım ve dereceler aldım ifadelerini kullandı. 10. sınıfta kendisini daha da ilerlettiğini ve bu yıl, geçen yıla göre daha iyi olduğunu ifade ederek konuşmasını sürdüren Duygu: 11. sınıfta geçen yıla göre daha iyi olduğumu gördüm. Kavrama yeteneğim giderek artıyordu. Zamanla bazı şeyleri daha iyi anlayabiliyor, onlara daha farklı anlamlar yükleyebiliyorum. Bu aynı pencereden farklı bir manzara görmek gibi. Sağ olsunlar okul idarecilerimiz ve öğretmenlerimiz beni ödül-ceza sistemiyle sürekli teşvik ettiler. Beni sürekli ödüllendirdiler. Beni yarışmalarımda hiç yalnız bırakmadılar. Babam için yazdığım bir kompozisyonla katıldığım yarışmada müdürümüz benimle gelmişti. Okudum yazıdan sonra müdürümüzün ve oradakilerin ağladığını gördüm. Babam sendikada olduğu için çok ayrı kaldık ve ben babamı çok özlüyordum. İl ve ulusal çapta 30dan fazla derecem var. Genellikle Mehmet Akifi okuyorum. Elif Şafakın tasvirlerini çok beğeniyorum ve kitaplarını okuyorum. Necip Fazılı çok beğeniyorum. Benim için ilham kaynağı oluyor bir yerde. Fazılın dışında Ahmet Günbay Yıldızın romanları var. Bana hiç hitap etmese de orada çağrıştırdığı hayatlar beni etkiliyor, o gizemi çok merak ediyorum. Benim en çok sevdiğim ve derece almamı sağlayan eserlerimden bazıları şunlar; Ecdada Mektup, Can Saatinin Durma Vakti, Divit ve Hokka, Sessiz Çığlığım ve Babam. Şeklinde konuştu. Öğrenciler, her gün bir ders boyunca kitap okuyor Duygunun almış olduğu başarılarda hiç kuşkusuz okul idaresi ve öğretmenlerinin de katkısı büyük. Öğrencilerin okuma alışkanlığı kazanması, kendilerini daha iyi ifade edebilmeleri ve anlama kabiliyetlerini geliştirmek için her gün bir ders saatini okuma saati olarak belirleyen okul idaresi, bu şekilde öğrencilerine okuma ve yazma anlamında katkı sunmaya çalışıyor. Bu uygulama ve Duygu ile ilgili görüşlerini aldığımız Erentürk Öz Şeker Anadolu Lisesi Müdürü Menduh Astan ilk olarak: Öğrencilerimize okuma alışkanlığını kazandırabilmek için büyük bir çaba sarf ediyoruz. Hatta her gün bir ders saatini okuma saati olarak belirledik. Buradaki amacımız öğrencilerin okuma, anlama ve yorumlama kabiliyetlerinin gelişmesini sağlamak. Bunun güzel örneklerini de görüyoruz. Özellikle okulumuzda çok güzel yazı yazan, kendisini çok güzel ifade eden Duygu Kara adlı bir öğrencimiz var. Kendisi şiir ve kompozisyon yarışmalarında çok iyi dereceler alıyor. Tabi onun bu dereceleri alması bizleri gururlandırıyor. Bizlerde okul idaresi olarak karınca kararınca onun bu başarısını yükseltebilmek için bir şeyler yapmaya çalışıyoruz dedi. Astan konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: Tabi yazı yazmak çok önemli bir iştir. Bilgi ve birikim sahibi olmak gerekli. Bu birikim ancak ve ancak kitap okumayla kazanılacak bir birikimdir. Kitap okumayan veya çok az okuyan birinin yazabileceği çok az şey olur. Düşünceleri kâğıda dökebilmek için öncelikle okumak gerektiğine vurgu yapan Astan: Biz şuna inanmışız; kitapsız yaşamak kör, sağır ve dilsiz yaşamak gibidir. Bu konuda okulumuzun en güzel örneğini de Duygu Kara verdi. Mesela onun kompozisyon yarışmaları sonrası onunla ilgili methiye ve övgüler bizi onurlandırıyor. Her bir başarı bizi daha da hedefe yaklaştırıyor. Her çalışma bir gayret ve çaba istiyor. Duygunun başarısının en büyük sebebi kendi çabasıdır. Herkesin bir başarı öyküsü vardır. Bu başarı öyküsünü biz Duyguda görebiliyoruz şeklinde konuştu. Okulun Din Kültürü ve Ahlak Bilgisi Öğretmeni Delil Toprak ise: Duygu yazmayı seven, kitap okumayı seven, kelime daracığı çok geniş, çok çalışkan bir öğrencimiz. Bu bağlamda yazdığı eserleri çok güzel ve değerli buluyoruz. Duygunun il bazında ve ülke çapında 30dan fazla derecesi bulunmaktadır. Duygu 7inci sınıftayken yazmaya başlamış ve o dönem sınıfın en kötü kompozisyon yazanı olmuş. Bu onu daha iyi kompozisyon yazmaya teşvik etmiş. Muşumuzun ve ülkemizin gelecekteki en iyi yazarlardan biri olacağına inanıyoruz. Duygu yerel ve ulusal düzeydeki yazarları okuyor. Bu onun yazma yeteneğine büyük katkı sağlıyor. Bizlerde onun bu yeteneğinin gelişmesine destek oluyoruz ve olmaya da devam edeceğiz ifadelerini kullandı.
Muş Ovası Gazetesi


