1 Mayıs Pazar günü kutlanacak olan 1 Mayıs İşçi Bayramı öncesi Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Muş Şubeler Platformu yazılı açıklama yaptı. 1 Mayıs´ın birlik ve dayanışma günü olduğu vurgulanan açıklamada: Biz işçiler ve emekçiler, mimar-mühendisler, hekimler, kadınlar, gençler, yoksullar, ötekiler ve tüm ezilen halklar, biz bu ülkenin onurlu insanları, 1 Mayıs Birlik, Mücadele ve Dayanışma Gününe hazırlanıyoruz. 10 Ekim Ankara katliamı ile tırmanan baskı, sindirme ve susturma hamlelerine, savaş örtüsü altında köleleştirmeye, işçi haklarının bir bir yok edilmesine, güvencesizleştirmeye, doğanın ve yaşamın sermayeye teslim edilmesine, eğitimin ticarileştirilmesine, yeni kuşakların köleliğe biat eden işgücü olarak yoğrulmasına, adım adım kurumsallaştırılmakta olan faşizme karşı, yok sayılan, susturulmak ve güvencesiz, geleceksiz bir hayata mahkûm edilmek istenen milyonlar olarak 1 Mayıs´ta söyleyecek sözümüz, büyütecek umudumuz var denildi.   İşçilere Taşerondan da Güvencesiz Sözleşmeli´ Statü Dayatılıyor Ülke tarihinin emeğe dönük en ağır saldırılarını yaşıyoruz ifadesiyle devam eden yazılı basın açıklamasında: Tarihin en büyük insanlık suçlarından olan köle ticareti, 2016 Türkiye´sinde Özel İstihdam Büroları aracılığı ile yasal hale getirilmek isteniyor. Bir yandan kiralık çalışma´ adı altında kölelik düzeni getirilirken, diğer yanda 657 sayılı kanundaki mevcut iş güvenceleri ortadan kaldırılmak isteniyor. Seçimlerden önce taşerona kadro´ sözü verenler, sözlerinde durmuyor. İşçilerin mahkemelerde ve fiili mücadelelerde kazandıkları haklarını tanımıyor. İşçilere taşerondan da güvencesiz sözleşmeli´ statü dayatılıyor. İş cinayetleri artık katliam boyutuna varmış durumda. Her yıl 1500´ün üzerinde işçi, iş cinayetlerinde katlediliyor. Katliamlara kader´ deyip geçen siyasi sorumlular ve bürokratları hesap vermiyor. Evi yakılmış, ocağı sönmüş milyonlarca mülteci, ucuz iş gücü olarak sermayenin hizmetine sunuluyor. Evden çalışma, tele çalışma ve esnek çalışma gibi adlar altında kadın emeği daha da değersiz hale getiriliyor. Kadınlar toplumsal yaşamdan uzaklaştırılıyor, eve hapis edilerek çalıştırılmak isteniyor. Türkiye büyüyor´, ekonomi gelişiyor´ masallarının büyüsü, açlık-yoksulluk sınırının altında ücretlerle, güvencesiz, sendikasız, ölesiye çalıştırılan emekçilerin gerçeğiyle bozuluyor. Emeğe böyle bir hayat dayatılırken, biz hayatı üretenler, işçiler, emekçiler, mimarlar, mühendisler, hekimler, kadınlar, gençler, yoksullar insanca yaşama ve insanca çalışma koşulları için 1 Mayıs´ta alanlarda buluşuyoruz ifadelerine yer verildi.   Tabutlar Yalnızca Yoksulların Evine Geliyor Başkanlık sistemi ve bölgede uygulanan sokağa çıkma yasaklarına eleştiri getirilen açıklama bölümünde ise şu ifadelere yer verildi: Türk tipi başkanlık sistemi adı verilen totaliter ve otoriter yeni bir rejimin inşası yolunda ülkemiz giderek daha büyük bir kaosa doğru sürüklenirken baskı ve şiddet her geçen gün daha fazla artıyor.İşçilerin, emekçilerin ve tüm halkın yararına kullanılması gereken kaynaklar, savaşlara harcanıyor.Ortadoğu´da halklar arası düşmanlıkları kışkırtan çetelere silah yardımından tıbbi desteğe kadar pek çok kalemde gayet cömert olan iktidar, mesele işçiler, emekçiler olunca mali disiplin edebiyatına başvuruyor.Savaşlarda işçiler, emekçiler ölüyor. İktidarın kendine güç devşirmek için kullanmak istediği tabutlar yalnızca yoksulların evine geliyor.Yasadışı sokağa çıkma yasakları ile kuşatılmış, yakılmış yıkılmış kentlerde, açlığa, susuzluğa, mahkum edilmiş, eğitim ve sağlık hizmetlerinden yoksun yüz binlerce insan, evlerini ve topraklarını terk etmeye zorlanıyor.İçte ve dışta yürütülen savaş politikalarına itiraz edenler, barış isteyenler her tarafta patlatılan canlı bombalarla savaşa biat etmeye zorlanıyor.Ülkemizi ateşe atanlar, iktidarlarını kan ve gözyaşı ile inşa etmeye devam ediyor.Ülkemizde ve bölgemizde, savaşın bedeli işçilere, emekçilere, yoksullara ödetiliyor. Savaşlara hayır demek için, barış için, kardeşlik için 1 Mayıs´ta alanlarda buluşuyoruz.   Haber Yapmaya Kalkan Gazeteciler Düşman! Açıklamanın son bölümünde ise: Bir ülke düşünün ki, iktidardaki küçük bir elit dışında herkes düşman´ veya potansiyel düşman´ ilan edilsin. Bir ülke düşünün ki iş güvencesi isteyen işçiler, güvenceme dokunma´ diyen kamu emekçileri düşman´! Halkın sağlık hakkı için mücadele veren sağlık emekçileri, bilimin ve tekniğin imkânlarını halk yararına kullanan mühendisler düşman.´ Bir ülke düşünün ki barış istediğini söyleyen bir metne imza atan akademisyenler, emeğine ve yaşamına sahip çıkan kadınlar düşman!´ Demokratik üniversite isteyen öğrenciler,  savunma hakkına sahip çıkan avukatlar, iktidar talimatı dışında haber yapmaya kalkan gazeteciler düşman!´ Bir ülke düşünün ki, sosyal medyada iktidarı eleştiren genç, kral çıplak´ diyen çocuk düşman´, doğanın talanına hayır diyen halk düşman!´ Dili farklı, inancı farklı, kimliği farklı her bir yurttaş düşman!´ Bir ülke düşünün ki tacize, tecavüze, çocuk istismarına hayır´ diyenler düşman!´ Bir ülke düşünün ki iktidar gibi düşünmeyen, iktidara biat etmeyen tüm emek ve meslek örgütleri düşman!´ Nüfusunun büyük bir çoğunluğu düşman´ veya potansiyel düşman´ ilan edilen, adalet sarayları büyürken hukukun ayaklar altına alındığı, ekmeğimiz küçülürken hapishanelerin büyüdüğü bir ülkede demokrasi için 1 Mayıs Pazar Günü Saat 12.00 de Belediye önündeyiz! ifadeleri kullanıldı. 

Muş Ovası Gazetesi