Hala daha birçok müstakil evde veya evlerin bahçelerinde köz ocakları bulunur. Her ne kadar modern dünyanın elektrikli ve tüplü pratik ocakları daha yaygın bir kullanıma sahip olsa da köz ocaklarının yeri her zaman bir başkadır.
Odunla yakılan ocaklarda pişirilen güvecin tadına doyum olmazken yemeğin üzerine içilen közde pişen çay damaklarda ayrı bir lezzet bırakır. Hele hele bizim gibi çayı çok seven toplumlarda köz çayının ayrı bir yeri vardır. İşte tam da Ramazan ayında insanların oruçlu oldukları vakitlerde en çok akıllarına gelen şeylerden biri közde pişmiş ve yanında limon olan bir bardak çay.
Elektrikte veya tüp gazda pişen çaya göre çok daha lezzetli olan bu köz çayını hemen hemen bütün kahvehanelerde bulmak mümkün. Ramazan ayı vesilesiyle vatandaşların en çok köz çayını tercih etmesi nedeniyle neredeyse ilimizdeki tüm kahvehane ve çay ocaklarında köz çayı yapılıyor.
İftara yaklaşık 1 saat kala yakılan semaverler genellikle 40-50 litre su haznesine sahip oluyor. Adeta eskinin banyo kazanlarını andıran semaverlerde pişen köz çayı iftar saatine yakın hazır ediliyor. Bin bardaktan fazla satılıyor İstasyon Caddesi üzerinde kahvehane işleten Hasan Yasun, işyerini yeni açmış. Ancak Ramazan ayı olması nedeniyle çok iyi iş yaptığını belirten Yasun, iftarla sahur arasında yaklaşık bin bardak köz çayı sattıklarını belirtti. Kahvehanede 4 kişi çalışmalarına rağmen vatandaşa çay yetiştirmekte zorlandıklarını belirten Yasun: Görmüş olduğunuz 40 litrelik semaverde köz çayı yapmaktayız.
Ramazan ayı olduğu için köz çayı çıkarmaktayız. Diğer zamanlarda daha çok elektrikli ocaklar tercih ediliyor. Tabi elektrikli ocakta pişen çay köz çayının tadını vermez. Köz çayı bizim için çok eski bir gelenektir. İnsanlarımızda bu çayın tadını seviyorlar. Ramazan ayının yaza denk gelmesi nedeniyle dışarıya semaver kurabiliyoruz. İftardan önce saat 7 gibi semaverimizi yakmaya başlıyoruz.
Çayı tam iftar vaktinde hazırlamış oluyoruz çünkü iftardan hemen sonra vatandaşlar kahvelere akın etmeye başlıyorlar. Gündüzleri Ramazan ayı nedeniyle kapalıyız. İftar ve sahur arasında ise müşterilerimize hizmet vermekteyiz. Sahurda da vatandaşlar gelip kahvehanede sahurlarını yapıyorlar. Kahvehanemizi yeni açmış olmamıza rağmen Ramazan ayının bereketiyle işlerimiz gayet iyi. Günde bin taneden fazla çay satabiliyoruz. Bunun yanı sıra Ramazan ayında iftar sonrası işler yoğun olduğu için fazladan eleman alıyoruz ifadelerini kullandı.
Günde 15 bardak içiyoruz Köz çayı içen vatandaşlardan Mehmet Salih, her iftardan sonra arkadaşlarıyla bir araya gelerek kişi başına 15 bardak çay içtiklerini belirtti. Köz çayının eskiden gelen bir gelenek olduğunu dile getiren Salih: Yaygın Beldesi´nden geliyorum. İftar sonrası il merkezinde arkadaşlarla buluşup köz çayı içiyoruz. Genel itibariyle köz çayı yapan kahvehaneleri tercih etmekteyiz. Köz çayı; elektrikli veya tüpte pişen çaydan çok daha güzel oluyor.
Dolayısıyla arkadaşlarla köz çayı yapan kahvehanelerde buluşup çay içiyoruz ve muhabbet ediyoruz. Sahura kadar köz çayı içiyoruz. Ardından herkes evlerine dağılıyor. Adam başı 15 bardak çay içiyoruz. Çayın deminin ve suyunun köz ateşinde hazırlanması gerçekten çok büyük bir lezzet katıyor ifadelerini kullandı. Köz çayının diğerlerine göre çok daha sağlıklı olduğunu belirten Yusuf Yasun ise: Muş´ta köz çayı geleneği son yıllarda iyice yaygınlaşmakta.
Yaz mevsimi olması vesilesiyle dışarıda hazırlanan semaverlerde köz çayı yapılıyor ve artık neredeyse köz çayı yapmayan kahvehane kalmadı. Köz çayının lezzetinin yanı sıra bir diğer en önemli özelliği de mideye zarar vermemesi. Ben elektrikte veya tüpte pişen çaydan çok fazla içemem. Genelde de birçok insanı rahatsız eder ancak köz çayı çok daha doğal olduğu için mideye zarar vermez. Bizim isteğimiz her zaman köz çayı içebilmek. Kışın köz çayı yapan yer neredeyse olmuyor o nedenle bizde yazın köz çayının tadını çıkarmaya çalışıyorum şeklinde konuştu.
Muş Ovası Gazetesi


