Muşta yaklaşık 100 sivil toplum kuruluşunun bir araya gelerek oluşturduğu Muş Sivil Toplum Platformu, Varto ilçesinde yaşanan olaylarla ilgili ilçede yaptığı inceleme ve görüşmelerin ardından hazırladığı raporu açıkladı. Atatürk Parkı önünde düzenlenen basın açıklamasında platform adına Muş Baro Başkanı Feridun Taş, raporu okudu.
15.08.2015 – 17.08.2015 tarihlerinde Varto olaylarından çıkan bir çatışmada öldürülen PKKli Kevser Eltürk (Ekin Wan)ün ölü bedenine işkence yapılması ve çıplak bir şekilde çekilmiş fotoğraflarının sosyal medyada paylaşılarak teşhir edilmesi büyük tepkilere neden olduğunu ifade eden Taş, Ayrıca buna ek olarak ülkenin birçok yerinde yeniden tırmandırılan savaş sürecinin de etkisi ile Vartoda gerilim bir anda artmış ve çatışmalar İlçe merkezine sıçramıştı. Bu sebeple 16.08.2015 tarih, 22:30 da Vali Vedat Büyükersoyun konutunda platformumuz adına heyetimizce bir görüşme gerçekleştirdik. Görüşmede; Sokağa çıkma yasağının sabaha karşı kaldırılacağı, Olayların başlamasına neden olan PKKlinin cesedine yapılan işkence olayı ile ilgili gerekli soruşturmanın başlatıldığı, Vartoda hayatın normale döndüğü ve kesinlikle sivil vatandaşların zarar görmemesi için azami hassasiyet gösterileceğini belirtmiştir. Ertesi gün 17.08.2015 tarihinde saat 11.30 da heyetimiz Vartoya intikal etti. Heyet Vartoya ulaştığında ortam sakindi. Şehre giriş ve çıkış serbestti. Yolda ve şehre girerken herhangi bir kontrolle karşılaşmadık ve durdurulmadık. 16 Ağustos 08.30da ilan edilen sokağa çıkma yasağı, 17 Ağustos saat 05.00da kaldırılmıştı dedi.
Gözlem yaptığımız gün kaymakam, belediye ve halktan aldığımız bilgiye göre sivil kayıp yoktu diye kaydeden Taş, şunları söyledi: 4 kişinin öldürüldüğünü, 1 kişinin gözaltında olduğunu, öldürülenlerin Pkkli gerilla olduğu yönünde bilgi topladık. Ancak daha sonra toplanan bilgilere göre iki kişinin kimliği tespit edilmiş olup, sivil oldukları anlaşılmıştır. Bu bilgiye göre Alagöz mahallesinden Rahmi Kızıltaş ve Abdullah Toprak isimli 2 sivil ve 2 PKK linin öldürüldüğünü öğrendik. Ayrıca Alagöz ve Varto yolunda yakalanan ve gözaltına alınan Ersin Kızılboğanın gözaltında işkence ve kötü muamele gördüğü tespit edilmiştir. Muş Valisi ve Varto kaymakamı, sokağa çıkma yasağına gerekçe olarak şehirdeki Pkklilerin şehrin birçok yerine tüp bombası yerleştirmesini ve mayın döşemesini göstermiştir. Şehirdeki tüp bombasının patlatılması sonucu etraftaki dükkânlarda hasar oluştuğunu belirttiler.
Heyet olarak Muş valisi Vedat Büyükersoy ile yaptıkları görüşme esnasında bişr evin komple yakılmasının üzücü ve aynı zamanda düşündürücü olduğunun vurgulayan Taş, İlimiz yeni bir Altınova-Vartinis vakasının (1993 yılında İlimizde 9 kişinin devlet tarafından evlerinde diri diri yakıldığı olay) kıyısından dönmüştür. Ancak ilçede yaşananlar bununla sınırlı değildir. Bütün bunlardan daha önemlisi olayın sabahında İlçenin çıkışında Çemi Sus bölgesinde parçalara ayrılmış cesetlerden dolayı olayların ne kadar vahim olduğu daha net bir şekilde anlaşılmıştır. Ne yazık ki öldürülen kişilerin kim olduğu, nasıl öldürüldüğü ve kaç kişi olduğu konusunda devlet yetkilerince net bilgi verilmemiştir. Ayrıca ceset parçalarının taşlara ve ağaçlara yapışmış olması olayın bir çatışma sonucu mu geliştiği, yoksa infaz mı olduğu konusunda derin şüphelere yol açmaktadır. Bu konunun uzman heyetlerce araştırılması ve özellikle kadın cesedine ahlaksızca muamelede bulunan faillerinin de bulunarak cezalandırılması gerekmektedir. Savaşa karşı olan sivil toplum gönüllüleri olarak savaşın son bulmasını istiyoruz. Yine buna bağlı olarak hiçbir şekilde istemediğimiz bu çatışmalarda tarafların, sivil katliamlara neden olacak tutumlardan kaçınması gerekmektedir. Barıştan ve çözümden başka seçenek yoktur. Kırk yıldır devam eden güvenlikçi politikaların ve şiddetin çözüm olmayacağı daha önce yaşanan deneyimlerle sabittir. Durum böyleyken şiddette ısrar etmek doğru değildir. Barışta ısrar etmek gerekmektedir. Tüm bu olaylar bizlere gösteriyor ki ülke ve bölge, her geçen gün 90lı yılların da ötesine geçecek bir iç savaşa doğru sürüklenmektedir. Yanı başımızdaki Suriye, Irak, Libya vb ülkelerde yaşanan, sonu gelmeyecek iç çatışmaların bir parçası olmamak için bir an önce müzakereler yeniden daha kararlı bir şekilde kaldığı yerden devam ettirilmelidir şeklinde konuştu.
Baro başkanı Taş, açıkladığı raporun devamında ise şu ifadelere yer verdi: Varto ziyareti esnasında Varto kaymakamı Mehmet Nuri Çetinin heyete yaptığı sözlü açıklama ise aşağıdaki gibidir: Çatışmalarda bomba tüpler isabet almış. Çok şükür vatandaşa bir şey olmamış. Yani vatandaş dışarda olsa dünya kadar vatandaş ölürdü. Vali beyin de o önlemi (sokağa çıkma yasağı) çok isabetli oldu. Büyük patlamalar oldu. Tüpler bir mermiyle patlıyor. Zaten iki – üç tanesi dışarıda mermilerle patlamış. İşte en büyük tesellimiz o, vatandaşa bir şey olmaması. Allah korusun. Yaklaşık 15 yerde kazı var. Ben görüntülere baktım da Allah korumuş. Tüp dediğin tekmeyle bile hızlı vurduğun zaman patlayan şey. Çoluk çocuk ne olacak. Kırsalda 4 tane can kaybı var. Olay bu boyutta iki gündür devam ediyor. Elektrik, bombalarla patlatılıp kesildi. Halk da sokağa çıkma yasağına uydu. Çünkühalk da görüyor. Adamın canı söz konusu. Vali beyin yasak ilanı da şu şekilde: Bombalar bitirilene kadar. Bombalar bitti, yasak kalktı. Yoksa Allah korusun meydanda patlayan iki tanesinin görüntülerine baktım ben. Yani orada dükkanların camlarından tutun da her şeyine kadar hepsi gitti. Bizim için önemli olan insan. Merkeze biz insanı almışız. İnsanı yaşatmazsan devlet yaşamaz.
Varto belediyesi eş başkanı Zabite Ekincinin heyete yaptığı açıklama da aşağıdaki şekildedir: Arkadaşlar 48 saat içinde kısaca neler yaşadığımızı paylaşalım birinci elden. İki gün önce akşama doğru 8:00 civarında patlama sesleri geldi. Akşam boyu çatışma seslerini duyduk. Sabah erkenden emniyet müdürlüğünce arandık, 9:00 gibi bizi aradılar, sokağa çıkma yasağı var dediler. Tabii o süre içinde aldığım duyumlar hiç iç açıcı değildi. Birçok noktada yolların kapatıldığı, hendeklerin kazıldığı yönünde. Hendekler açılırken su patlamış ve kesilmişti. Kaymakam beyi aratıp arkadaşlarımızın su kesintisini gidermeleri için yetkililerle irtibata geçtik ama izin verilmedi. Dışarı çıkamadık, telefonlarımız da çoğu zaman kapalıydı. Bu şekilde dün geceye kadar devam etti. Gece 10dan sonra da ufak tefek çatışmalar vardı, ama öyle çok yoğun değildi. Sabahleyin görevimizin başına geldik arkadaşlarımızla birlikte. Bize iki yaralı olduğu aktarılmıştı önce. Sabah iki arkadaşımla birlikte bir yerde bir panzer ve asker yoğunluğu gördük. Uzaktan baktık, pek anlamlandıramadık. Sanki ilk etapta bir yorgunluk var ve dinleniyorlar gibi sandık. Sonra siyah poşetler ve ellerinde eldiven görünce sonra biz başka bir yönden tekrar o alana geldik. Biz geldiğimizde onlar ayrılmışlardı. Biz onlar eğer orada dinlenmiyorlarsa, mutlaka orada bir şey var diye düşündük. Orada iki ayrı noktada kümelenmiş kan ve parçalanmış bedenler, beyin parçacıkları, vücudun başka parçaları, kol saati, kemerler gördük. Onları görünceye kadar hiçbir kayıp olmadığını düşünüyorduk. Bu yönde hiçbir bilgi gelmedi bize, ne emniyetten ne de konuştuğumuz diğer yetkililerden. Ve biz orayı görmesek büyük ihtimalle bizden habersiz orayı kaldıracaklardı, bizi bilgilendirmeyeceklerdi. Belki de olayın Vartoda olduğuna dair bir emareyi bile biz fark edemeyecektik. Çünkü hava çok sıcak ve hemen kuruyup gidecekti o izler. Olay böyle arkadaşlar. Şimdilik bize verilen bilgi 4 kayıp şeklinde. Kaymakamın ayaküstü bizi bilgilendirmesi bu şekilde. Başka kayıplar olduğuna dair duyumlar da alıyoruz. Biri yaralı olarak gözaltına alınmış, şu anda emniyette. Durum bu arkadaşlar. Şehrin bazı yerlerinde çatışma, mayın ve bomba patlatma olayları yaşanmıştı. Bazı dükkânlarda ve oraya yakın birçok evlerde ve işyerlerinde kurşun izleri ve hasar gözlemledik. Oysa resmi binaların hiç birinde kurşun izi ve hasarın olmaması manidardır. Halkla yaptığımız görüşmelerde, bazı yerlere bomba ve mayın konulduğu, polisin bombaların patlattığını belirtenler oldu. Polisin doğrudan iş yerlerini ve evleri taradığını ve bazı tüp bombalarını patlattığını söyleyenler de oldu. Gece bir ev yanmıştı ancak ölüm ve yaralanma yoktu. Evi yakılan şahısla görüştük. Olay esnasında evde eşi ve iki çocukla birlikte 4 kişi olduklarını belirtti ve olayı özetle şu şekilde aktardı: Gece vakti saat 02:00 gibi, Ben gece namazı kılmak için ayaktaydım. Bir anda bir takım sesler duydum. Bir de evin çatısında bir yangın fark ettim. Çatıya çıkıp baktım, evimin yandığını gördüm. Allaha şükür hemen hanıma haber verdim ve kendimizi dışarı atabildik. Dışarı çıktığımda evin yanında beyaz polis panzeri gördüm. Su, itfaiye vs olmadığı için söndüremedik.
Peki dede, kim yaptı, evinini kim yaktı? sorusuna şöyle cevap verdi: Oğlum, ben yalan söylemem. Gözümle tam olarak görmedim. Ama dışarı çıktığımda polis panzerlerini gördüm, bu evde de saklanan veya çatışan kimse yoktu. Polis yapmış olabilir, ama kesin olarak gözümle görmedim. Olayların ortasında kalan bir genç yaşadıklarını şu şekilde aktardı: Ben olayın başladığı gece, ben aşağı gittim, bilmedim olay var. Gittim baktım bomba patlatıyorlar. Ben Almanyadan geldim. Arabamın camı zaten yere indi, ön cam gitti. Ara sokağa girdim silahla arabamı taradılar. Tekerlek patladı havası da indi, 3 tekerlekle eve gittim.
Olay zaten belliydi, şu aşağıda barikat kurmuşlardı, ateş vardı. Öldürülen kadın gerilla için. Ben de dedim inip bir sigara alayım. Gittim orada bir bomba patladı, o esnada zaten o camlar hepsi yere indi. Benim arabamın camları da kırıldı, ben kendimi yere attım. Patlama durdu, geri vitese taktım, ara sokağa girdim, akrep [polis aracı]bana ateş etti. Benim sol arka tekerim patladı. Ben durmadım. Dedim can da gitse, teker de gitse ben gideceğim. Ara sokaktan kaçtım. Önden eve telefon açtım. Dedim çabuk hemen garajı açın ben arabayı koyacağım içine. Arabayı koydum içeri, onlar beni iki saat aradılar beni bulamadılar. Zaten şu an plakayı arıyorlardır. Yani o gece kim önlerine gelse vuruyorlardı kesinlikle.
Patlamadan dolayı dükkânı hasar gören 45 yaşlarında bir kadın ve yanındaki arkadaşı da yaşadıklarını bize aşağıdaki şekilde aktardılar: İki gün devam etti. Devlet bırakmadı kimse camlardan baksın. Dün devlet sokağa çıkma yasağı ilan etti.Neden burası yıkıldı da, mesela öbür tarafta bir şey olmadı? sorusuna cevaben: Ağırlık buradaydı, ağırlık çatışma buradaydı. Bizim tanıdığımız kayıp yok, ama kayıp vardır da biz bilemiyoruz. Bazıları dedi, kayıp vardı orda. Parçalarını topladık, beyinlerini topladık. Vardır ama kimse bilmiyor nedir. Bunu kim yaptı sizce? Devlet yaptı, kim yapacak. Burada dün polis var mıydı? Kardeşimin evi orada yukarıda, ben misafirim buraya gelmişim. Helikopterle yukarıdan geziyorlardı. Panzerler [polis] bırakmıyordu kimse camdan bile baksın.
Muş Manşet Gazetesi


