KAMER’in erken çocukluk dönemi eğitimi ile ilgili çalışmalarına 1999 yılında kadın çalışmaları sırasında tesbit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda başlandığını ifade eden Muş Kamer Vakfı sorumlusu Nezahat Yılmaz merkez ilçeler dahil tüm ilde erken çocukluk dönemi eğitim çalışmalarına ağırlık vereceklerini söyledi.
KAMER’in erken çocukluk dönemi eğitimi ile ilgili çalışmalarına 1999 yılında kadın çalışmaları sırasında tesbit edilen ihtiyaçlar doğrultusunda başlandığını ifade eden Muş Kamer Vakfı sorumlusu Nezahat Yılmaz merkez ilçeler dahil tüm ilde erken çocukluk dönemi eğitim çalışmalarına ağırlık verdiğini ve Muş KAMER Vakfı Merkezi olarakta bu yöndeki çalışmalara ağırlık vereceklerini kaydetti.
KAMER’in bölgede 23 ayrı yerde Vakıf Merkezi kurduğunu ve yıllardan veri kadınlara yönelik çeşitli çalışmalar yürüttüğünü ifade eden KAMER Vakfı Muş Sorumlusu Nezahat Yılmaz yaptığı açıklamasında, şu anda KAMER 23 ilin tümünde farklı yöntemlerle de olsa erken çocukluk dönemi eğitimi konusunda duyarlılık yaratıcı çalışmalar yürütmektedir. En temelde Kadının İnsan Hakları Farkındalık Grup Çalışmaları’nın bir parçası olarak erken çocukluk dönemi eğitiminde cinsiyet rolleri ve ayrımcılık konusunda farkındalık yaratmaya yönelik paylaşımlar yapılmaktadır. Bazı illerde 2-6 yaş grubuna yönelik çocuk evleri açılmış, bazı illerde Kadın Merkezleri bünyesinde çocuk odaları ve birlikte oynama grupları kurulmuş, bazı illerde de erken çocukluk dönemi eğitimi üzerine paneller düzenlenmiştir. Muş’ta da bu yöndeki devam eden çalışmalarımızı bundan sonraki sürede de devam ettirecek ve çalışmalarımıza eğitim noktasında ağırlık vereceğiz diye konuştu.
ERKEN ÇOCUKLUK DÖNEMİ ÇALIŞMASININ GEREKÇELERİ:
Erken Çocukluk dönemi çalışmalarının gerekçeleri ve uygulanması halinde fayda ve yararları hakkında açıklamalarını sürdüren Yılmaz açıklamasında, “ 0–6 yaş erken çocukluk dönemi ile ilgili çalışmalar, cinsiyetçilik ile baş edebilmek için geleceğe yönelik önemli bir yatırım, kültür ve geleneklerin değişmesi anlamında en etkili yollardan biri olarak kabul edilmektedir.
Geleneksel çocuk eğitiminin şiddete dayalı, cinsiyet ayrımı ve her türlü ayrımcılığı vurgulayan, edilgenliği ve itaatkar bireyler yetişmesini hedefleyen unsurlarına karşı alternatif yöntemler geliştirmek gerekmektedir. Erken çocukluk dönemi eğitimi bu denli önemli olmasına rağmen, DİE[1]’ nin 2000 yılı değerlendirme Doğu ve Doğu Anadolu Bölgeleri için okul öncesi okullaşma oranını %3, Türkiye’nin diğer bölgelerindeki okullaşma oranını ise % 11 olarak göstermekteydi. Son yıllarda Türkiye’nin AB adaylığı erken çocukluk dönemi eğitimine önem verilmesini sağladı. Bu oran bir miktar artsa da ulusal verilerde erken çocukluk dönemi sadece 5–6 yaş olarak ele alınmaktadır. Oysa 3-4-5 yaşlar insan hayatında ölçülerin oluşmaya başladığı en önemli yıllardır. KAMER’in çocuk çalışmaları sırasında gerçekleştirdiği yuva, aile, toplum merkezli çalışmalar, erken çocukluk dönemi eğitimi ile ilgili geleneksel yöntemlerin sorgulanmaya başlanmasını sağlamıştır. Sağlanmaya başlanan dil ve davranış değişiklikleri ile ilgili sürecin çeşitli yayınlarla desteklenmesi sağlanmıştır.
Bu çalışma tabandan başlayan, bu nedenle de sorunları ve ihtiyaçları doğrudan tespit ederek gelişmiş bir çalışma olup, geliştirilecek yöntem ve yayınlar yoluyla KAMER’in erken çocukluk dönemi eğitimi ile ilgili resmi politikaları etkilemesini sağlayacaktır diye konuştu. Günaydın Muş Gazetesi


