Uzman Dr. Hasan Güngör, Dünyada yaklaşık 1 milyar insan hipertansiyon hastalığı ile mücadele ettiğini belirterek, Muş’lu vatandaşların bu hastalığı ciddiye alması gerektiğini belirtti.
Hipertansiyon hastalığı hakkında vatandaşlara uyarılarda bulunan Güngör, hastalığın önemine dikkat çekti.
Hiper tansiyon hastalarının %95’inde herhangi bir nedene rastlanılamadığını ifade eden Güngör, “Hipertansiyon, atardamarlardaki kan basıncının normal sayılan sınırların üstüne çıkması olarak tanımlanır. Sistolik veya büyük tansiyon, kalbin kan pompalaması sırasında atardamarlara uyguladığı basınç, diyastolik veya küçük tansiyon ise kalbin kanla dolduğu sırada atardamarda ölçülen dirençtir. Bir insanda tansiyon düzeyinin normal olduğunun söylenebilmesi için büyük tansiyonun 120 mmHg (12) ve küçük tansiyonun 80 mmHg (8) değerinde veya altında olması gereklidir. Bu değer 140/90 mmHg (14/9) üzerinde seyrediyorsa hipertansiyon tanısı konulmaktadır. Ancak şeker hastalığı olan hastalarda kabul edilen üst sınır 130/80 mmHg (13/8) ‘dir. Tansiyon değeri 120-139/80-89 mmHg düzeyinde olan olgular da hipertansiyon gelişme riski artmıştır. Hipertansiyonlu hastaların yaklaşık %95’inde herhangi bir neden bulunmaz, ancak risk faktörlerinden söz edilebilir. Bu gruptaki hastalar genellikle orta yaşlı, kilolu, sınırlı fiziksel aktiviteye sahip, fazla tuz tüketen, fazlaca alkol tüketen, sigara içen kimselerdir. Genetik yatkınlığın, menapozun ve stresin de hastalığın açığa çıkmasını kolaylaştırdığı bilinmektedir. Geri kalan %5’in altındaki grup hastalarda hipertansiyonu başlatan bir neden söz konusundur. Bu grupta yüksek tansiyon böbrek damarları, böbreküstü bezi, aort damarı ve hormon bozukluğuna bağlı hastalıklar ile doğum kontrol hapı kullanımından kaynaklanabilir.”dedi.
HİPERTANSİYONU TETİKLEYEN NEDENLER
Hipertansiyonu tetikleyen bir çok neden olduğunu hatırlatan Dr. Güngör, “Hipertansiyon gelişiminde genetik, yaş, cinsiyet, şeker hastalığı, şişmanlık, sigara, fazla tuz tüketimi, stres, hareketsizlik, fazla alkol tüketimi suçlanan faktörlerdendir. Günümüzde dünyada yaklaşık 1 milyar kişi hipertansiyon hastasıdır ve bu rakamın 2025 yılında 1,5 milyara (3 kişiden 1 kişi) ulaşacağı tahmin edilmektedir. Ülkemizde ise toplumun yaklaşık 3’te 1’i hipertansiyon hastasıdır ve başka bir ifadeyle neredeyse 20 milyona yakın kişide hipertansiyon mevcuttur. Daha da vahim durum ise bu hastaların % 60’ı hastalığının farkında değildir. Farkında olan grubun ise sadece %20’sinde tansiyon değeri kontrol altındadır ve düzenli ilaç kullanmaktadır” dedi.
YILLARCA FARKINA VARAMIYORUZ
“Sinsi bir düşman olan hipertansiyon ciddi yakınmalara yol açmadan yıllarca bilinmeden ilerleyen bir hastalıktır” diyen Güngör, “kalıp böbreklere, kalbe, göze, beyine zarar verebilmektedir. Hastalar bir anda beyin kanaması, kalp krizi, görme bozukluğu, böbrek yetmezliği gibi sonuçlar ile acil servislere başvurabilmektedirler. Belirti olan hastalarda da doktora başvurma şikayetleri; Baş ağrısı, ense ağrısı, kafada sıcaklık hissi,yüzde kızarma, ateş basması, göğüste basınç hissi, derin nefes alma ihtiyacı, çarpıntı hissi, göğüs ağrısı, kulakta uğultu, konsantrasyon bozukluğudur” diye konuştu.
“KİLO VERMEK RİSKİ AZALTIR”
“Aşırı kilolu hastaların kilo vermesi tansiyonun düşürülmesinde büyük önem taşır” diyen Güngör, açıklamasını şöyle sürdürdü: “Kilolu olmayan hastaların da yağ tüketimini azaltması, et veya proteinli gıdalar yerine daha fazla sebze-meyve yemeleri önerilir. Alkol ve sigaranın bırakılması gereklidir. Sigara içmek doğrudan etkiyle tansiyonu yükselttiği gibi, damar sertliğini de hızlandırır ve akciğer kanserinin bilinen en önemli nedenidir. Dünya Sağlık Örgütü tuz alımının günde 1 çay kaşığını (5-6 gram) geçmemesi gerektiğini önermektedir ancak ülkemizde günlük tuz tüketimi 3 çay kaşığı (18 gram) dır. Hipertansiyon kontrol altına alındıktan sonra aktif olmaktan kaçınılmamalı ve düzenli olarak yürüyüş yapılmalıdır. Düzenli yürüyüş yapmak (en az 5 gün 30 dakika tempolu yürüyüş) hem kilo vermenize hem de kalp-damar sisteminizin güçlenmesine yardımcı olur. Unutmayalım ki hipertansiyon tanı konulduğu zaman ömür boyu devam eden bir hastalıktır ve tedaviye uyulmaz sa sinsi bir şekilde bütün vücudumuzu etkilemektedir. İnsanların yılda en az 1 defa tansiyonlarını ölçtürmesi gereklidir. Ayrıca doktorunuz tarafından reçete edilen ilaçlar bir kutu kullanılıp bırakılmamalıdır. Hipertansiyon tedavisinde doktor ve hasta işbirliği önemlidir. Her zaman sağlıklı ve mutlu günler geçirmeniz dileğiyle” Muş`un Sesi Gazetesi


