Korkut İlçesi’nde görülen iki tularemi salgını endişelendirdi. Geçtiğimiz günlerde Korkut Kümbet Yatılı İlköğretim Okulu’nda bir öğrencinin tularemi hastalığı şüphesiyle Elazığ Fırat Üniversitesi’nde tedavi altına alınması ile Korkut Alazlı Köyü’nde ikamet eden Birgül Özdemir’in de aynı şüphe ile Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınması, tularemi salgını şüphesini doğuruyor. Korkut Kümbet Yatılı İlköğretim Okulu öğrencisi Cevat Sönmez, geçtiğimiz günlerde tularemi hastalığı şüphesiyle, Elazığ Fırat Üniversitesi’nde tedavi altına alınmıştı. Bu vakadan sonra, Korkut Alazlı Köyü’nde ikamet eden Birgül Özdemir’de, Korkut ve Hasköy Devlet Hastanelerine başvurmuş, daha sonra Muş Devlet Hastanesi’ne sevk edilmiş ve Muş Devlet Hastanesi intaniye servisinde tedavi altına alınmıştı. Birgül Özdemir’in gerekli tahlilleri yapılarak, örnekleri Hıfzısıhha Enstitüsüne gönderildi. Korkut Kaymakamı Oğuz Şenlik, konu ile ilgili yaptığı açıklamada, yapılan tetkikler sonucu hastanın Elazığ’a sevk edildiğini, Korkut İlçesi ve köylerindeki sularda incelemeler yapıldığını belirtti.
Korkut İlçesi Alazlı Köyü’nde ikamet eden ve tularemi hastalığı şüphesiyle Muş Devlet Hastanesi’nde tedavi altına alınan Birgül Özdemir’in eşi: “Korkut Alazlı Köyü’nde oturuyorum. Eşimin bir aydır boğaz ağrıları vardı. Birkaç kez Korkut ve Hasköy Devlet Hastanelerine götürdüm, ilaç verdiler ama fayda etmedi. En sonunda, mikroplu sudan bahsettiler, bizi enfeksiyon bölümüne sevk ettiler” dedi. Tularemi şüphesiyle tedavi altına alınan Birgül Özdemir: “Önce boğaz ve kulak şikâyetlerim başladı. Daha sonra şişkinlik oldu. Bu şişkinlik de bir daha gitmedi. Sulardan şüpheleniyorlar. Köyümüzde boğazı ağrıyan bir kişi vardı ama o iyileşti” dedi. İntaniye servisi sağlık memuru: “Hastamız Korkut’tan aile hekimliği tarafından hastanemize sevk edildi. Enfeksiyon hastalıklarından tularemi şüphesiyle şu an gözetim altında tutuluyor. Gerekli tetkikleri, kan örnekleri alındı. Hıfzısıhha Enstitüsüne gönderildi” dedi.
TULAREMİ, BULAŞICI ÖZELLİĞİ TAŞIYOR
Tularemi hastalığı ile ilgili olarak uzmanlar, hayvan ölülerinin ve özellikle fare ölülerinin suda bulunması sonucu, bu hastalığa yakalanma riskinin yüksek olduğunu ve bulaşıcı özelliğini taşıdığını belirterek: “Tularemi ilk defa 1911 yılında Mccoy tarafından Kaliforniya’nın Tulare bölgesinde, sincaplarda görülen veba benzeri bir salgın hastalık olarak tanımlanmıştır. İnsanlarda hastalığı ilk tanımlayan ise Edward Francis’dir. Bu hastalıkla ilgili çalışmaları nedeniyle E. Francis’e 1959′da Nobel ödülü verilmiştir. Bakteri; tavşan, sincap, sıçan, geyik, kunduz gibi hayvanlardan, kene, sinek, sivrisinek gibi kan emici artropodlar tarafından alınarak insanlara bulaştırılır. Bazı alt türler suda ve çamurda haftalarca canlılığını ve bulaştırıcılığını devam ettirebilir. Evcil hayvanlar da infekte olabilir. İnfekte hayvanın idrar, feçes, kan ve organlarının; deri, mukoza veya konjonktivaya direkt teması veya bu hayvanlar tarafından ısırılma yoluyla da bakteri bulaşabilir. Bir diğer bulaş şekli, kontamine aerosollerin hava yolu ile alınması ve infekte hayvanların iyi pişmemiş etlerinin yenmesidir. İnsandan insana bulaşma gösterilmemiştir. Bulaş yolları nedeniyle; avcılar, tarımla uğraşanlar, ormanda çalışanlar, doğa tutkunları, veteriner hekimler ve laboratuvar çalışanları tularemi yönünden risk grubudur. Tularemi dünyanın değişik bölgelerinde; “geyik sineği ateşi”, “tavşan ateşi”, “kene ateşi”, “avcı hastalığı” gibi isimlerle tanımlanmaktadır. Hastalık genellikle yaz ve kış aylarında iki pik yapmaktadır. Hastalık her yaştan insanı etkilemekle birlikte olguların çoğunluğu 30 yaş üzeri erkeklerdir. Son derece bulaştırıcı olması nedeniyle aynı zamanda biyolojik silah olarak da kullanılabilme potansiyeli taşımaktadır. Klinik Bulgular: Tularemi, belirtisiz veya subklinik bir seyir gösterebileceği gibi hızla ilerleyen ve ölümle seyreden dramatik bir tablo da gösterebilir. İnkübasyon süresi ortalama 3-5 gündür. Çoğunlukla ateş, üşüme-titreme, halsizlik, baş ağrısı, iştahsızlık gibi semptomlarla akut olarak başlar. Eşlik eden boğaz ağrısı, kuru öksürük ve retrosternal ağrı grip benzeri bir tabloyu andırır. Bölgesel lenf bezlerinde hızla büyümeye neden olur. Kanla yayılım sonucu; sepsis, pnömoni ve menenjit gibi komplikasyonlar ortaya çıkabilir. Tedavi: Antibiyotiklerledir” dediler. Muş Ovası Gazetesi
Muş’ta Ruhsatsız Silah Operasyonu: 7 Şüpheli Gözaltında
Nisan 22, 2026 10:31 AM


