Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Doç. Dr. Ahmet Yıldırım, Maliye Bakanlığı Merkez ve Defterdarlık birimleri ile Gelir İdaresi Başkanlığı çalışanları arasında uzman-memur şeklinde yapılan ayrımdan doğan ücret farklılıklarını TBMM gündemine taşıdı. Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Naci Ağbalın yazılı cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde: 2005 yılında 5345 Sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunla birlikte başlayan yeniden yapılandırma çalışmaları on yıllık süre içerisinde özellikle maliye emekçileri açısından önemli sonuçlar doğurmuştur. 5345 Sayılı Gelir İdaresi Başkanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunla gelir ve gider birimleri ayrılmıştır. Gider birimleri diye adlandırılan Maliye Bakanlığı Merkez ve Defterdarlık birimlerinde ve Gelir İdaresi Başkanlığında görev yapan maliye emekçileri uzman-memur, merkez uzmanı-taşra uzmanı şeklinde ayrıştırılmış ve bu ayrıştırma ücret farklılıklarını ortaya çıkarmıştır. Gelinen noktada Gider birimleri olarak adlandırılan ve Maliye Bakanlığının taşra teşkilatı olan Defterdarlıklarda ilk dönemlerde tanınan kurum içi uzmanlık hakkı daha sonra 646 Sayılı Kanun Hükmünde Kararname ile kaldırılmıştır. Muhasebe uzmanlığı ve Milli Emlak Uzmanlığı kadroları bu kararname ile Defterdarlık Uzmanlığına dönüştürülürken 2011 yılından beri gider birimlerindeki maliye emekçileri bu adaletsizliğin giderilerek yeniden sınav açılmasını beklemektedir. Diğer taraftan uzmanlık kadroları için farklı bir görev tanımı yapılmamasına rağmen aynı işi yapan uzman-memur arasında 1.000,00 TLyi bulan hatta aşan ücret farklılığı ortaya çıkmış, memur kadrosundaki maliye emekçileri mağdur edilmiştir. Gelir İdaresi Başkanlığında ilki 02.12.2006 yılında olmak üzere 5345 Sayılı Yasanın Geçici 3.maddesinin 4. Fıkrası gereğince üç sınav düzenlenmiş, daha sonra 5345 Sayılı Yasanın Geçici 3. Maddesinin 4. Fıkrasının değiştirilmesi ile iki sınav hakkı daha tanınmış, en son sınav ise 18.02.2012 tarihinde yapılmıştır. 2006 yılından itibaren dışarıdan ve kurum içerisinden alınan gelir uzmanları ile gelir uzmanlığı sınavlarına girme hakkı olmadığından memur olarak kalanlar arasında, yine merkez teşkilatında bulunan uzmanlar ile taşrada görev yapan uzmanlar arasında yaratılan ücret farklılıkları Gelir İdaresi Başkanlığında çeşitli huzursuzluklara neden olmuş iş barışını olumsuz etkileyen sonuçlar doğurmuştur. Üstelik daha sonra sınava girme koşulunu sağlayan maliye emekçilerine yönelik sınav açılmayarak başka bir adaletsizlik daha ortaya çıkarılmaktadır.
Bu bağlamda;
1. Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığında uzmanlaştırmaya bağlı olarak ortaya çıkan ücret farklılıklarının ortadan kaldırılmasına yönelik bir hazırlık bulunmakta mıdır?
2. Gider birimleri olarak adlandırılan Maliye Bakanlığı Merkez Birimleri ve Defterdarlık birimlerinde kurum içi uzmanlık sınavı açılması düşünülmekte midir? Düşünülmüyorsa nedenleri nelerdir? Bu durum eşitlik ilkesine aykırı değil midir?
3. Gelir İdaresi Başkanlığında, kurum içi uzmanlık sınavı açılması düşünülmekte midir? Düşünülmüyorsa nedenleri nelerdir? Bu durum eşitlik ilkesine aykırı değil midir?
4. Maliye Bakanlığı ve Gelir İdaresi Başkanlığında yeterlilik alan uzman-kurum içerisinden alınan uzman, merkez uzman-taşra uzmanı arasındaki ücret ve özlük hakları açısından farklılıkların ortadan kaldırılması için bir çalışma düşünülmekte midir? ifadelerini kullandı.
Türksat Bu Yetkiyi Kendisinde Nasıl Gördü?
26 Şubat 2016da terör propagandası yapıldığı gerekçesiyle Türksat tarafından İMC TVnin yayınının kesilmesini de TBMM gündemine taşıyan Yıldırım, Başbakan Yardımcısı Numan Kurtulmuşun cevaplaması istemiyle verdiği soru önergesinde: 24 Şubat 2016 günü Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı İMC TV ile ilgili olarak Türksata kanalın terör propagandası yaptığı ileri sürerek yayının durdurulması gerektiğini bildirmiştir. Savcılığın iddia makamı olması dolayısı ile tek başına böyle bir yazının bir yayın durdurma gerekçesi olamayacağı çok açık iken, Türksat 26 Şubat 2016 günü İMC TVnin yayınını kendi yetkileri aşacak şekilde kesmiştir. Yayınların denetleme ve düzenleme görevi Radyo ve Televizyon Üst Kuruluna ait olmasına rağmen Türksatın bu yetkiyi kendisinde nasıl gördüğü bundan sonraki uygulamalar için de aydınlatılması gereken bir husustur. Üstelik bu yetkiyi sadece iddia makamından gelen bir yazıya dayandırması da oldukça kaygı vericidir. Radyo ve Televizyon Üst Kurulunun bağlı olduğu Başbakan Yardımcısı olarak tarafınızca bazı soruların cevaplanması konuyu aydınlığa kavuşturacağı için son derece önemlidir. Bu bağlamda;
1. Radyo ve televizyon yayınlarının denetimini yapmakla görevli Anayasal bir kurum olan Radyo ve Televizyon Üst Kurulu dışında başkaca denetleme yetkisi bulunan kurumlar bulunmakta mıdır? Varsa hangi yasaya dayanmaktadır?
2. Cumhuriyet savcılıklarının radyo ve televizyon yayınlarını izleme ve denetleme, yayıncı kuruluşları uydudan çıkarma, frekans iptal ettirme görevi ve yetkisi bulunmakta mıdır?
3. Radyo ve televizyon yayınlarının frekansı hangi denetim süreçlerinin ardından ve kim tarafından iptal edilir?
4. RTÜKün denetimi altında bulunan ve sadece RTÜKün yayın durdurma ve ya lisans iptal kararı alması halinde uydudan çıkartılması mümkün olan İMC televizyonu hangi gerekçeye, yasa ve yönetmeliğe dayanarak Türksat tarafından uydudan çıkartılmıştır?
5. Ankara Anayasal Suçlar Bürosunun faaliyetleri arasında uydu yayınlarını denetleme ve frekans durdurma yetkisi var mıdır? Varsa ne zaman ve hangi yasayla verilmiştir?
6. Savcılıkların hukuk dışı bir biçimde bir televizyon kanalının uydudan atılmasını isteme yetkisini kendisinde görmesi karşısında, yayınları izleme ve denetlemekle görevli Anayasal kurum olan RTÜKün görevinin sonlandırılması düşünülmekte midir?
7. İMC televizyonunu uydudan attırarak RTÜKün yetkisini gasp eden ilgili savcı hakkında bir inceleme başlatılmış mıdır? RTÜKün yetkisinin gasp edilmesini önlemek için herhangi bir çalışma yapılmakta mıdır?
8. Televizyon yayınlarıyla ilgili RTÜK şikâyet hattına şikâyet yapılması mümkün iken, Emniyet ve Savcılıklara bir şikâyetin ulaşması halinde bu başvurunun gerekli yayın denetimi için RTÜKe gönderilmesi gerekmez mi?
9. Türkiyedeki tek uydu altyapı işletmecisi olan Türksatın RTÜKten lisanslı İMC televizyonunu lisans iptal kararı veya kesinleşmiş mahkeme kararı olmaksızın savcılık yazısına dayanarak uydudan çıkartması hukuka uygun mudur? Uygunsa Türksat, hangi yasa ve yönetmeliğe göre bu işlemi gerçekleştirmiştir?
10. Türksatın İMC TVyi bir savcılık yazısıyla uydudan çıkartması sonucu kamunun aylık uğradığı yaklaşık 70 bin TLlik zararı kim karşılayacak?
11. İMC TVye yönelik hukuksuz işlemin sona erdirilmesi ve yayının yeniden açılması için bir girişiminiz olacak mıdır? dedi.
Muş Manşet Gazetesi


