Skip to main content

Yerel medya zirvesi

Muş Haber Fotoğrafı

İstanbul’da düzenlenen toplantıya katılan Arınç, cezaevinde gazeteci olmasından hükümet olarak üzüntü duyduklarını, bu nedenle Adalet Bakanlığı’nda bir çalışma yapıldığını Bakanlar Kurulu’nda kanunlarla ilgili değişikliklerin bütçe görüşmelerinden önce gerçekleştirileceğini söyledi

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti’nin (TGC) yerel medya zirvesinin gündemi basın özgürlüğü önündeki engeller ve dinlemeler oldu. TGC’nin bugüne kadar 56 ilde düzenlediği ve 7 bine yakın gazetecinin sertifika aldığı Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin 10. “Geleneksel Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı” başladı.

Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) ve Konrad Adenauer Vakfının, düzenlediği Yerel Medya Zirvesi İstanbul’da 61 ilden 100’e yakın gazeteciler cemiyeti başkanını bir araya getirdi. Toplantıya Anadolu Basın Yayın Birliği Muş Şube Başkanı Emrullah Özbey’de katıldı.

Toplantı Türkiye Gazeteciler Cemiyeti Genel Sekreteri Sibel Güneş’in sunumuyla başladı. Toplantıda konuşan TGC Başkanı Orhan Erinç, basının önünde hem basın özgürlüğü konusunda ciddi sorunlar olduğunu söyledi. Cemiyetin 2004 yılında ifade özgürlüğünün önünü sınırlandırdığı hapis cezasını öngördüğü için karşı çıktığı Türk Ceza Yasası’nın 26 maddesi olduğunu söyledi. Bu maddelerin değiştirilmesini istediklerini belirten Erinç, şöyle konuştu:

ERİNÇ: 90 GÜNLÜK CEZA İYİLEŞTİRME İLE 3 YILA ÇIKARILDI
“5 bin dolayında soruşturma 2 bin dolayında kovuşturma 100 yıla yakın hapis cezası isteği var gazetecilerle ilgili. Bu konu sanıyorum ki devlet yöneticilerini de rahatsız edici boyutlara ulaştı. Şubat ayında Adalet Bakanı ve Adalet Bakanı müşteşarı ve bürokratlarıyla istanbulda bir toplantı düzenlendi Katıldığımız bu toplantıda suç tanımlarını değiştirmek hem de para cezası öngören bir yöntem izleme konusunda bir görüş birliği sağlanmış oldu. Ancak para cezaları dediğimiz zaman tabi aklımıza geçtiğimizde yaşadığımız. Olaylar geliyor. Örneğin 2002 yılında Datça’da yerel bir gazeteci yayınladığı gazetelerden 2 adetini savcılığa vermediği için hakkında dava açılmıştı. Dava açıldığı süreçteki ceza 90 gün hapisti. Fakat tam dava sürerken yasa değişti. Yasanın değişmesiyle para cezası öngörüldü. Bizim o dönemde de öldürücü diye nitelediğimiz bir tutardaydı. Tabii mahkeme özgürlüğü sınırlamaktansa para cezasına mahkum etmeyi daha adaletli bir uygulama olarak gördü ve yeni gelişmeye göre para cezası verdi ancak gazetecinin o para cezasını ödemesi mümkün değildi. O nedenle para cezasını hapse dönüşmesini infaz yasasına göre gündeme geldi. Ve yapılan hesaba göre gazetecinin yatacağı hapis 2 bin 4 yüz küsur gün olarak belirlendi. Yine yasaya göre 3 yıldan fazla hapis cezası paraya dönüşmediği için 3 yıl hapis yatması gerekti. Yani 90 günlük hapis cezası iyileştirmeyle 3 yıla yükselmiş oldu. Sonunda mahkeme baktı ki verdiği karar sanığın lehine değil o nedenle yeniden savcının da başvurusuyla toplandı. Ve 90 günlük hapis cezasına karar verdi.”
ERİNÇ: HUKUK SİYASİ GÖRÜŞLERLE DÜZENLENİYOR
Türkiyenin bir hukuk reformuna ihtiyacı olduğunun söylendiğini belirten Erinç, hukuk siyasi görüşlerle düzenlendiği için zaman zaman çelişkiler yaşandığını belirterek şöyle devam etti: “Mesela şu anda en çok dava konusu olan TCK maddelerinden biri türk ceza yasasının adil yargıyı etkilemeye teşeşebbüs suçunu tanımlayan 288. maddesi burada hakimlerin kadar savcıların yaptıklarını eleştirmek suç oluşturuyor etkiler diye. Şöyle bir olay yaşadık biliyorsunuz hakimler ve savcılar yüksek kurulunun seçiminde usulsüzlük yapıldığı nedeniyle bir itiraz getirildi. İtiraz nedenlerinden üç itiraz nedeninden biri de Adalet Bakanı ve müşteşarla bürokratlarnın hakim ve savcıları etkileme yönünde çaba harcadıkları etkiledikleriydi. YSK bu itirazı reddetti. Reddetme gerekçesi de şuydu “hakim ve savcılar konumları nedeniyle etkilenmezler. Adalet Bakanının etkileyemediği hakim ve savcıları haber yapan gazeteci kardeşimiz çok rahatlıkla etkileyebiliyor. Çünkü 288. madde böyle diyor. Yani YSK’nın kararı anayasamıza göre kesin bir yargı kararı bu gün çok sayıda gazeteci hakim ve savcıları etkilemeye çalıştığı için yargılanıyor. “

ERİNÇ: RESMİ İLAN FİYATLARI ARTIRILMALI
Yerel medyanın birçok önemli sorunu olduğuna dikkat çeken Erinç, sözlerini şöyle sürdürdü: “Şu anda resmi ilan fiyatları 2008 yılının kasım ayında belirlenmiş Basın İlan Kurumu tarafından belirlenmiş bakanlar kurulu tarafından onaylanmış fiyatlar üzerinden sürdürülüyor. Gazetelerin maliyetleri artıyor. Türkiye’nin hem yerleşim hem ekonomik farklılıklar nedeniyle ilan yayınlama olanağı olmayan yayın organlarının devam edebilmesi ancak özveriyle mümkün olabiliyor. Umuyorum ki bu gün yapılacak basın ilan kurulundan belirlenecek sütun santim fiyatları bakanlar kurulu tarafından onaylanır yılbaşından önce yürürlüğe girerse yerel yayın organlarına az da olsa bir destek sağlanmış olacaktır.”
Toplantının açılışında konuşan Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı Bülent Arınç, bağımsız ve özgür bir şekilde çalışan gazetecilerin, hiçbir baskı hissetmeden yazılarını, haberlerini yazdığı bir medyanın varlığını, demokraside hedeflerinin bir teminatı olarak kabul ettiklerini söyledi.

ARINÇ: MEDYANIN BASKI ALTINA ALINARAK SUSTURULDUĞU KONUŞULUYOR
“Bugünlerde, Türkiye’de basın özgürlüğünün yok edilmeye çalışıldığının ve gazetecilerin baskı altına alınarak susturulduğunun konuşulduğunu” belirten Arınç, şöyle konuştu:
”Siyaset yapan herkes gibi bizim de zaman zaman medya ile sorunlarımız olmuştur ama biz ne gazete sayfalarına yüz çeviriyoruz ne de televizyon ekranlarına küsüyoruz. Medyayı yasaklarla, sansürlerle zaptırapt altına almak ilkelliktir, bu bizim aklımızın ucundan bile geçmez. Biz medyayı açık ve şeffaf toplumların vazgeçilmez unsurlarından biri olarak kabul ediyor, yasakların ve sansürlerin olduğu bir medyanın ancak baskıcı rejimlerde, muz cumhuriyetlerinde olabileceğini düşünüyoruz. Laik, demokratik hukuk devletinin güçlü bir ayağının özgür ve tarafsız yayın yapan medya olması gerektiğine inanıyoruz. Eğer hakimler ve savcılar, özgürlükçü anlayışla hareket ederler, kararlarında buna dikkat ederlerse, dava açarken de kovuşturma süreci için de bu gözlükle yani Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin kararları ve bütün Türkiye’deki yazılı hukuk, yazılı olmayan içtihatlarla hareket ederlerse en katı ceza kuralları bile sonunda yumuşayabilir, hatta beraatla sonuçlanan kararlar verilebilir. Ama bunun tam aksi olursa, özgürlükçü anlayışı terk eder, katı bir anlayışla hareket ederseniz hiç layık olmadığınız cezalarla karşılaşabilirsiniz”

“ADALET BAKANLIĞI İLE YAPTIĞIMIZ ÇALIŞMA BAKANLAR KURULU’NDA KABUL EDİLDİ”
Konuşmasında ”Şimdiye kadar medya ile ilgili doğru, makul ne varsa yaptık. Medyanın sorunu, bizim de sorunumuzdur. Eğer medyamız sorunluysa demokrasimiz de sorunludur” diyen Arınç, şunları söyledi: “Fakat şunu da unutmamak gerekir, Türkiye aynı zamanda yargının bağımsız bir şekilde çalıştığı, kanunlarla yönetilen, yazılı hukuk kurallarının geçerli olduğu bir hukuk devletidir. Herkesin uymakta zorunlu olduğu kurallar var. Bugün mevcut yasalardan dolayı bazı gazetecilere, yazdığı haber ve yorumlardan dolayı, bağımsız yargı tarafından soruşturmalar başlatılmış, davalar açılmış ve cezalar verilmiştir. Bazı gazeteciler maalesef cezaevine girmiştir. Bu durum hem şahsımı hem de hükümetimi rahatsız etmektedir. Türkiye, gazetecilerin yazdıklarından ya da düşüncelerini ifade ettiklerinden dolayı cezalandırıldıkları bir ülke değil, bütün gazetecilerin düşüncelerini özgürce ifade ettiği bir ülke olmalıdır. Bunun için Adalet Bakanlığı ile müşterek bir çalışma yaptık. Bu çalışma da son Bakanlar Kurulunda genel bir çerçeve içinde kabul edildi. Umuyorum ki, bugünlerde bu kanun, bütçe görüşmelerinden önce gerçekleştirilecek ve bazı sorunlarımızın halledilmesinde önemli bir netice alınacaktır.” .

“İZİNSİZ DİNLEMELERLE İLGİLİ CEZALARI ARTIRACAĞIZ”
Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç, ”İzinsiz şekilde bir insanın haberi olmadan dinlemeler yapılıyor ve bunlar ifşa ediliyorsa, bunlar belirli amaçlarla kullanılıyorsa ki, fazlaca bu işler yapılıyor, bunun cezalarının artırılmasında fayda gördük” dedi. Arınç, sözlerini şöyle sürdürdü:

“Telefon dinlemeleri bizi fevkalade rencide ediyor. İzinli dinlemelerin, kanun gereğince savcının talebi, hakimin karar vermesiyle sonuçlandığını biliyorum. Bununla ilgili de itirazlar da oldu ama son yapılan araştırma sonuçlarında Türkiye İletişim Başkanlığı (TİP) dediğimiz kurumun, kendisine gelen talepler konusunda yasalar çerçevesinde izinler verdiği, bunların takibe alındığı ve saklandığı, sonunda bir şey çıkmadıysa muhataplarına bildirildiği veya adli makamlara intikal ettiği şeklinde kayıtlar var. İzinsiz şekilde bir insanın haberi olmadan dinlemeler yapılıyor ve bunlar ifşa ediliyorsa, bunlar belirli amaçlarla kullanılıyorsa ki, fazlaca bu işler yapılıyor, bunun cezalarının artırılmasında fayda gördük. Haberleşmenin gizliliğini ihlal etme konusundaki cezaları artırıyoruz. Bu konuda artık ikinci kişiler arasındaki konuşmaların dinlenmesi ve kaydına ilişkin 133. madde cezalarını artırmak istiyoruz. Özel hayatın gizliliğini ihlali kapsayan 134. maddesindeki hapis cezalarını artırmak istiyoruz.”
132, 133 ve 134. kanun maddelerinin, mevcut TCK’daki son fıkralarında ”Bu suçlar basın yayın yoluyla işlendiği takdirde cezalar şu miktarda artar” şeklinde bir kaydın bulunduğunu belirten Arınç, ”Onu kaldırıyoruz. Tekrar bu mevcut cezalar üzerinden temel ceza üzerinden basın ve yayın organları tarafından işlenmesi halinde bir kat daha ağırlaştırılmasını kaldırıyoruz. Ama mevcut cezayı da artık suçtan caydırıcılık noktasına getirebilmek düşüncesiyle inşallah mümkün olabilir, 132, 133, 134’üncü maddeyi unsurları itibarıyla daha net hale getiriyoruz” dedi.

SUÇUN UNSURLARINI YENİDEN BELİRLİYORUZ”
“Yargı görevi yapanı etkilemek”, “Soruşturmanın gizliliğini ihlal”, “Adil yargılamayı etkilemek” maddeleriyle ilgili yapmak istediklerini de anlatan Arınç şöyle konuştu:
“Suçun unsurlarını yeniden belirliyoruz, muğlaklığı ortadan kaldırıyoruz. Kanun yapıcı şüphesiz yasama organıdır ama bunu uygulayacak olan yargının da hem dış etkilerden korunmasını hem de bu konuda karar verirken yazılı hukukta da suç unsurlarının belirlenmesini istiyoruz. Temel cezaları indiriyoruz. Mevcut soruşturma ve kovuşturmaları etkileyecek bir fıkra ilavesiyle de soruşturma ve kovuşturma işlemlerinin kamu yararı amacıyla ve haber verme sınırları aşılmaksızın haber konusu yapılması halinde suç oluşmaz gibi bir maddenin ilavesini de uygun buluyoruz.” Muş`un Sesi Gazetesi

Bir Cevap Yaz

blank

Ekonomi Haberleri

Muş’ta Meyve Ağaçlarında Aşılama Dönemi Başladı

Muş’ta baharın gelmesiyle birlikte bağ ve bahçelerde aşılama çalışmaları hız kazandı. Kentte kendi…

Muş’ta Dere Islah Seferberliği: 4 Köyde Çalışmalar Sürüyor

Muş’ta taşkın riskini azaltmak ve su akışını düzenlemek amacıyla başlatılan dere ıslah çalışmaları…

Muş’ta Araç Sayısı 43 Bini Aştı: Mart Ayında Trafiğe Kayıtlar Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Mart ayında ülke genelinde toplam 159 bin 931…

Eğitim Haberleri

Muş’ta Okul Güvenliği Toplantısı Gerçekleştirildi

Muş’ta okul çevrelerinde güvenliğin artırılması amacıyla önemli bir toplantı düzenlendi. Muş Valisi Avni…

Öğretmenlere Silah Değil, Çikolata Layık

Son günlerde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan acı olay, Muş eğitim camiasında…

Okul çevrelerinde denetimler artırılacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla okullar ve…

Kültür Sanat Haberleri

Gençler arası kültür ve sanat yarışmalarında başarı

Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Gençler Arası…

Kocaeli’de Muş Halk Oyunları Rüzgarı

Kocaeli’de gerçekleştirilen folklor yarışması, Muş kültürünün görkemli bir başarısına sahne oldu. Kocaeli’de yaşayan…

Yarım Asırlık Bir Ses: Mehmet Ciğer, Türküleriyle Muş’un Hafızasını Yaşatıyor

Fırat Demir Muş Kent Haber Gazetesi 1959 doğumlu olan Ciğer, küçük yaşlardan itibaren…

blank

Profesyonel internet sitesi için arayın..

Memleket Web Tasarım

 0532 514 50 57

  • Google Arama Kaydı
  • SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
  • Türkçe Yönetim Paneli
  • Yedekleme Hizmeti

 

 

Haber ve İçerik Etiketleri

Haber Kategorileri