Tüm Bel Sen Muş Şubesi Başkanı Uğur Turan ve üyeleri tarafından, gerçekleştirilen grev ile ilgili olarak, Belediye Meydanında basın açıklaması yapıldı. Tüm Bel Sen’e, Barış ve Demokrasi Partisi (BDP)’de destek verdi. Uğur Turan’ın yaptığı basın açıklamasında: “

Bizler, daha dün Zonguldak’ta toprağın altında kalan maden işçileri için; iş için; ekmek için; güvenceli çalışma koşulları için; özgürlük için; demokrasi için; baskısız, insan onuruna yaraşır bir yaşam için birlikteyiz. Haklarımız ve özgürlüklerimiz için dayanışma içindeyiz. Adalet, eşitlik, demokrasi ve sendikal haklarımız için omuz omuzayız. Bugün ülkemizde emekçilerin yarısı kayıt dışında, kuralsız, güvencesiz çalışıyor. Esnek çalışma biçimleri kural haline geliyor, 4-C, 4-B, 50-D uygulamalarına, kölelik düzenine mahkum ediliyor. Sendikasızlaştırma yaygınlaşıyor, sendikal örgütlenmenin önüne engel üzerine engel çıkarılıyor. Örgütlenen emekçiler işten atılıyor. Başta madenler ve tersaneler olmak üzere, iş kazası adı verilen cinayetler önlenmiyor, önlenemiyor. Biz özgürlük, eşitlik, barış ve demokrasi istiyoruz. Maden kazalarının “kader” olarak görülmediği bir ülke istiyoruz. Yarınlarımıza güvenle bakmak için işsizliğin ve yoksulluğun kökünün kazınmasını istiyoruz.  Tüm emekçilerin grevli toplu sözleşmeli sendikal haklarının anayasal güvenceye kavuşturulduğu bir ülke için sesimizi yükseltiyor, özgürlükten, eşitlikten, barış ve demokrasi taleplerimizden geri adım atmayacağımızı haykırıyoruz. Biz, sokaklarında linç çetelerinin hüküm sürdüğü bir ülke, ırkçı, ayrımcı, şoven, cinsiyetçi ideolojilerin kuşattığı bir devlet istemiyoruz. Özellikle Diyarbakır’da Aydın ERDEM’in, Van Özalp’ta  meydana gelen patlama sonucu 13 yaşındaki Oğuzcan Akyürek yaşamını yitirmiş, 5 kişide ağır yaralanmıştır. Yine Muğla’da Kürt öğrencilere yapılan saldırıda açılan ateş sonucu ağır yaralanan, ardından kaldırıldığı hastanede Şerzan Kurt yaşamını yitirmiştir. Linç girişimlerine, ölümlere sessiz kalınmasını istemiyoruz. Biz, üretenlerin, emekçilerin açlığa, işsizliğe, sefalete itildiği, örgütlenmeye çalışanların baskı gördüğü, hak arayanların şiddete maruz kaldığı bir ülke istemiyoruz. Biz, emekçilerin % 41’inin güvencesiz, kayıt dışı çalıştırıldığı,özelleştirmelere maruz bırakıldığı, taşeron sistemi adı altında kölelik ücretlerine zorlandığı, 10-12 saat çalışma saatlerinin normal görüldüğü bir ülke istemiyoruz. Biz, milyonlarca emekçinin insanlık dışı bir asgari ücret dayatması altında yaşadığı, eğitim ve sağlık hizmetlerinin paralı hale getirildiği, emeklilerin geçim sıkıntısından bezdirildiği bir ülke istemiyoruz. Biz, tüm yasa ve uygulamaların sermayenin talepleri etrafında şekillendiği, her şeyin para ve piyasa mekanizmalarına terk edildiği bir ülkede yaşamak istemiyoruz. Biz; Başta 4-C olmak üzere güvencesiz, kuralsız, esnek tüm istihdam uygulamalarından vaz geçilmesini ve bu alandaki yasal düzenlemelerin değiştirilmesini; İş güvencesinin çalışma yaşamında temel bir hak olarak uygulanmasını; Geçici işçiliği bir kölelik düzeni olarak yaygınlaştıran ve kamuoyunda “kiralık işçilik” olarak bilinen düzenlemenin yasalaştırma girişimlerinden tümüyle vaz geçilmesini; Taşeronlaşma girişimlerine son verilmesini istiyoruz. Çalışma hayatını düzenleyen yasaların ILO  normlarına uyarlanmasını; Çalışanların örgütlenmesi önündeki engellerin kaldırılmasını; Kamu çalışanlarının grevli, toplu iş sözleşmeli sendika hakkının güvence altına alınmasını istiyoruz. Avrupa Sosyal Şartı’nın örgütlenme ve toplu pazarlık  hakkını düzenleyen  5. ve 6. maddelerine konulan çekincenin kaldırılmasını istiyoruz. Kıdem tazminatı hakkını ortadan kaldıracak her türlü yaklaşımdan  vaz geçilmesini istiyoruz. İşçilere ait olan İşsizlik Sigortası Fonu’nun amacı dışında kullanılmamasını istiyoruz. Kriz fırsatçılığı yapılarak emek haklarının gasp edilmemesini istiyoruz. Asgari ücretin “insanca yaşamaya yeterli ücret” olarak belirlenmesini istiyoruz. Çalışma hayatının sözleşme biçimleri, çalışma süreleri ve ücret yönünden insan onuruna yakışır iş temelinde düzenlenmesi için gerekenlerin yapılmasını istiyoruz.   İş sağlığı ve güvenliği önlemlerinin iş cinayetlerini de önleyecek şekilde yasal güvenceye kavuşturulmasını istiyoruz.         Sağlık hakkının temel insan hakkı kapsamında değerlendirilerek uygulamadaki katılım ve katkı payından vaz geçilmesini istiyoruz. Hükümetin çalışma hayatıyla ilgili tüm konularda sendikaların görüş ve önerilerini dikkate almasını ve bu doğrultuda etkin girişimde bulunmasını istiyoruz.
Uygulanacak ekonomik politikaların sermayeye kaynak aktarımı yerine emekçiler için istihdam yaratacak yatırımlara yönlendirilmesini istiyoruz. Toplumsal Barışın tesisi için Kürt sorunu’nun Siyasal, Barışçıl ve Demokratik çözümünü ve operasyonların derhal durdurulmasını istiyoruz. Sivil, Özgürlükçü, Demokratik ve eşitlikçi bir anayasa istiyoruz.
İşte bu yüzden bugün Grev’deyiz.

Özgür, eşitlikçi, barışçı demokratik bir ülkede yaşamak, çocuklarımıza onurlu bir gelecek sunmak için bugün GREV’deyiz! Yaşasın 26 Mayıs Grevimiz. Yaşasın Emek, barış ve demokrasi mücadelemiz” denildi.
 
  Muş Ovası Gazetesi