Memur-Sen Muş Şube Başkanı Bayram Güler, toplu görüşme talepleri ile ilgili basın toplantısı düzenledi. Basın toplantısında konuşan Güler, “Biz Memur-Sen Konfederasyonu olarak, geçen yıl 376 bin 355 üyeyle ilk defa yetkili Konfederasyon olarak oturduğumuz toplu görüşmeye bu yıl, en yakın rakibine 22.571 üye fark atarak devam ettirdiğimiz yetkiyle ve 392,171 üyenin gücüyle katılıyor olmanın onur ve gururunu yaşıyoruz” dedi.
“Üyelerimizden aldığımız güçle, özelde 2 milyon 300 bin kamu görevlisinin özlük, mali ve
sosyal haklarını koruma ve geliştirmenin mücadelesini yaparken, genelde ise ülkemizin
demokratikleşmesi ve milli iradenin hakim olması için mücadele etmeye de devam edeceğiz” diyen Güler, Bu kapsamda, Ağustos ve Eylül ayları Memur-Sen ailesi için oldukça hareketli geçecek. 15 Ağustos’ta 2010 yılı toplu görüşme süreci başlıyor. Geçen yıl, toplu görüşme öncesinde yaptığımız açıklamada “Geçen 7 dönem göstermektedir ki; Masa değil, yasa sorunlu. Mutabakat Metni’nde yer alan talepleri dahi kazanıma dönüştüremeyen toplu görüşme yöntemiyle sendikacılık yapılamaz. ‘Masa değil yasa sorunlu ve bu yasayı değiştirmeden masaya oturmayacağız’ dedik. Yoğun çabamızla Anayasa değişikliği paketine toplu sözleşme hakkının girmesine öncülük ettik. Sonuç, “toplu görüşme” yöntemini kaldıracak ve kamu görevlilerinin “toplu sözleşme hakkı”na sahip olmasını da sağlayacak bir Anayasa değişikliği paketi milletin onayına sunuluyor. YSK’nın müdahalesi olmasaydı, bu yıl aslında toplu görüşme değil toplu sözleşme masası
kurulacaktı. Biz, bu yılki toplu görüşmelerde, “toplu görüşme masasını yerine, toplu sözleşme masasını kuracağız.”. Çünkü, milletimiz 12 Eylül’de “Evet” diyecek ve “toplu sözleşme” Anayasal hak haline gelecek. Biz, bu yıl toplu görüşme masasında, “toplu sözleşme hakkı”nın fiili kullanımına ilişkin ikincil mevzuatı da tartışacağız. Bu çerçevede, emeklilerin toplu sözleşmeden nasıl yararlanacağını, toplu sözleşmenin süresini ve kapsamını tartışma konusu yapacağız. Kamu Görevlileri Hakem Kurulu’nun yapısı ve işleyişini, üyelerinin nasıl ve nerelerden belirleneceğini tartışacağız. Kısaca, toplu görüşme masasında, toplu sözleşmenin hukukunu oluşturacağız” diye konuştu.
REFERANDUMU ÖNEMSİYORUZ
12 Eylül 2010’da referanduma sunulacak Anayasa Değişikliği Paketini ve paketin içeriğinde “toplu sözleşme hakkına” yer verilmesini önemsediklerini ifade eden Güler, “toplu sözleşme hakkıyla yetinmeyeceğiz. Kamu görevlilerinin, toplu sözleşme hakkının ayrılmaz parçası olan grev hakkına da, siyaset hakkına da sahip olmasını, kararlı bir şekilde talep etmeye devam edeceğiz. 2010 yılı toplu görüşme masasına Konfederasyonumuz tarafından sunulacak özlük, mali ve sosyal haklara ilişkin taleplerin bir bölümünü, sizlere ve aracılığınızla kamuoyuna açıklayacağız. Öncesinde, toplu görüşme masasına getireceğimiz taleplerimizi belirlerken yararlandığımız parametreleri sizlerle paylaşmak istiyorum” dedi.
Bu kapsamda,
* Ekonomik kriz sonrası büyüme rakamlarından,
* Merkez Bankası ve diğer ekonomik unsurların enflasyon öngörülerinden,
* Konfederasyonumuz AR-GE biriminin TÜİK’in verilerini dikkate alarak hesapladığı açlık ve yoksulluk sınırı rakamlarından,
* İnsan onuruna yaraşır yaşam standardına ulaşmak için üyelerimizden gelen talep ve
önerilerden, yararlandık.
Konfederasyonumuzun Ar-Ge biriminin TÜİK verilerini esas alarak yaptığı değerlendirme
sonucunda 2010 Temmuz ayı açlık sınırı; 912 TL, yoksulluk sınırı; 2.553 TL olarak belirlendi.
Bu rakamlar; 13/3’ten maaş alan bekar bir hizmetlinin 1159 TL ile açlık sınırının biraz
üstünde maaş aldığını, Devlet memurlarının büyük bölümünün ise yoksulluk sınırının altında maaş aldığını da göstermektedir.
Merkez Bankası, 2010 yılı (revize edilmiş) enflasyon tahminini: tepe noktası %8,5; orta
noktası %7,5 olarak açıkladı. TÜİK, Temmuz ayı itibarıyla TÜFE açısından gerçekleşen
enflasyonu % 7,58 olarak deklare etti. Diğer taraftan, Hazine ve Merkez Bankası’nın bugüne kadar ki enflasyon tahminlerinin, genellikle gerçekleşen enflasyonun altında kaldığını hepimiz biliyoruz. Üstelik, TÜİK’in açıklamış olduğu enflasyon rakamlarının, pazar enflasyonuyla yani halkın hissettiği enflasyonla örtüşmediği ekonomi çevrelerinin ittifak ettiği bir durumdur.
Konfederasyon olarak öteden beri “ekonomik küçülmenin” bedelini ödeyen memurlara,
“büyümeden” pay verilmemesini eleştirmiştik. Toplu görüşme taleplerimizde de “refah
payı”na yer vermiştik. Ekonomik kriz bahanesiyle memurların “ek ödemesini” rafa kaldıran iktidarın, 2003-2009 döneminde ortalama %40’lık büyümeden kamu çalışanlarına pay vermemesini haksız buluyoruz. 2010 yılı birinci çeyreğinde %11,7 büyüyen ekonomi, ekonomi çevrelerinin beklentilerine göre yıl boyunca büyümeyi sürdürecek. Hükümet, geçmiş dönemdeki haksızlığı devam ettirmemeli, aksine geçmişin hatalarını da telafi edecek biçimde bu yıl büyümeden kamu görevlilerine de pay aktarmalıdır.
Toplu görüşme sürecine hazırlık kapsamında Kızılcahamam’da gerçekleştirdiğimiz teşkilat
toplantısında il temsilcilerimizle bir araya geldik. Ülkemizin farklı illerinden gelen, kamu
görevlilerinin sıkıntılarını, taleplerini ve beklentilerini bilen ve bizzat yaşayan il temsilcilerimizin ortak görüşü; özellikle tek kişi çalışarak ailesini geçindirmeye çalışan kamu görevlilerinin ekonomik açıdan oldukça zor durumda olduğu, günlük ihtiyaçlarını ve aylık giderlerini ancak kredi kartıyla borçlanmak suretiyle karşılayabildiğidir.
Bu tablo ışığında, 2011 yılında kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerinde yapılacak artışa ve diğer parasal haklarına ilişkin taleplerimizden başlıcaları;
* Aylık ve ücretlerde ilk altı ay için %5, ikinci altı ay için %5,
* Ek ödemelerde en az 120 TL olmak üzere artış yapılması,
* 399 sayılı KHK’ye tabi personelin mağduriyetine neden olan ek ödeme kaynaklı
adaletsizliğin giderilmesi,
* Ek ödemelerde mahsuplaşmaya ilişkin 2009 toplu görüşmelerinde üzerinde uzlaşılan
talebin 2011 yılı beklenmeksizin hayata geçirilmesi,
* Sendika üyesi kamu görevlilerine üç ayda bir 60 TL olmak üzere yılda 240 TL toplu görüşme ikramiyesi ödenmesi,
* Çalışmayan eş için ödenecek aile yardımı gösterge rakamının 2350’ye yükseltilmesi, diğer bir ifadeyle aile yardımının140 TL’ye çıkarılması ve sözleşmeli personele de ödenmesi,
* Yiyecek yardımının, sözleşmeli personel dahil tüm personele maaşla birlikte ve günlük en az 2,5 TL olmak üzere nakden ödenmesi,
* Giyecek yardımından, makam ve görev tazminatı alanlar hariç sözleşmeli personel dahil
olmak üzere bütün personelin yararlandırılması,
* Doğum yardımı gösterge rakamının 2500’den 10.000 çıkarılması ve çoğul gebelikte çocuk sayısı kadar ödenmesi,
* Ölüm yardımının, memurun kendisi için en yüksek Devlet memuru aylığının 4 katı, eş ve çocuklar içinse 2 katı olarak ödenmesi,
* Fazla çalışma ücretinin 1,15 TL’den 2,50TL’ye çıkarılması,
* Nöbet görevlerinde her saat için en az 2.50 TL nöbet ücreti ödenmesi,
* Ek ders ücreti göstergelerinin gündüz için 200’e, gece için 220’ye çıkarılması,
* Harcırah hesaplanmasında bir günlük yevmiye tutarının 800 gösterge rakamı olarak
belirlenmesi, şeklindedir.
Bu taleplerimiz üzerinde mutabakata varılması halinde; 13/3’ten maaş alan lise mezunu
bekar bir hizmetlinin halen 1159 TL olan maaşı 01/01/2011 tarihi itibarıyla 1,376 TL’ye
yükselirken, 13/3’ten maaş alan evli, eşi çalışmayan ve üç çocuklu lise mezunu bir hizmetlinin 1375 TL olan maaşı ise 1.611 TL’ye çıkacaktır” dedi.
“Yukarıda yer verdiğimiz mali ve sosyal haklara ilişkin taleplerimiz dışında, kamu görevlilerimiz açısından önem arz eden ve masaya getireceğimiz taleplerimizin bir kaçını kamuoyunun bilgisine sunmak istiyorum” diyen Güler, bu çerçevede;
*Kamu görevlilerinin sağlık hizmetlerinin SGK’na devriyle birlikte daha derinleşen “Tedavi
Katılımı Payı” uygulamasının kaldırılması,
*Tedavi için görev mahalli dışına çıkışlarda kamu görevlilerine ödenen gündelik miktarlarının Sağlık Uygulama Tebliği’ne göre değil Harcırah Kanunu hükümlerine göre belirlenmesi,
*Gelir vergisi oranlarının 5 puan indirilmesi ya da matrahların arttırılması,
* Büyükşehir statüsündeki illerde ve Kalkınmada Öncelikli Bölge’lerde görev yapan kamu
görevlilerine ilave tazminat verilmesi,
* Ek gösterge oranlarının –halen ek göstergeden yararlanamayan kamu görevlileri için de
belirlenmek kaydıyla- arttırılması,
* Özel hizmet tazminatı oranlarının arttırılması,
* Emekli ikramiyelerinin hesaplanmasındaki 30 yıllık hizmet süresi sınırlamasının kaldırılması,
* 657 sayılı Kanunun 4/B, 4/C ile 86 ncı maddesi kapsamında (kadro karşılığı sözleşmeli
personel statüsünde istihdam edilenler) ve 4924 sayılı Kanun kapsamında kamu görevlisi
istihdamı uygulamasına son verilmesi, bu konumdaki mevcut personelin kadrolu statüde
istihdam edilmesi,
* Vekil statüsünde kamu hizmeti görmekte olanların (vekil ebe ve hemşireler vb.) kadrolu
statüde istihdam edilmesi gibi taleplerimizin de kazanıma dönüştürülmesinin mücadelesini vereceğiz.
Diğer taraftan, Hükümet tarafından hazırlanan ve 657 sayılı Kanun’da kapsamlı değişiklikler yapacak olan Kanun Tasarısı’nın, Konfederasyon ve Sendikaların görüş ve önerileri alınmadan TBMM’ne sevk edilmesi bizleri rahatsız etmiştir. Bu tasarının içeriğinde yer alan hükümler toplu görüşme masasıyla ilgilidir. Biz, bu tasarıyı toplu görüşme kadar önemli görüyoruz. Kamu görevlilerinin iş güvencesini tehdit eden, özel sektörden kamuya keyfi geçişlere imkan sağlayan, ödül-ceza dengesini bozan, çalışma huzur ve barışını bozacak nitelikte kariyer uzmanlık sistemi öngören bu tasarıyı, Hükümet derhal geri çekmelidir. Tasarı, toplu görüşme masasının konusu haline getirilmelidir. Toplu görüşme sürecinde, Konfederasyonların ve ilgili Bakanlıkların katılımıyla birlikte oluşturulacak Komisyon tarafından Tasarıya son şekli verilmelidir.
Bu duygularla, Ramazan ayının hayırlara vesile olmasını, bu yıl sonuncusunu
gerçekleştireceğimiz toplu görüşmenin kamu görevlilerine Ramazan Bayramıyla birlikte çifte bayram yapmalarını sağlayacak kazanımlarla sonuçlanmasını temenni ediyor, saygılar sunuyorum” diye konuştu. Muş`un Sesi Gazetesi


