Türkiye Gazeteciler Cemiyeti (TGC) Başkanı Orhan Erinç, Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin ifade özgürlüğü olduğunu, ancak bu sorunun yalnızca gazetecilerin sorunu olmadığını belirterek, “İfade özgürlüğü, halkın bilgilendirme hakkının kullanılmasının önündeki en önemli sorundur” dedi.
TGC ve Konrad Adenauer Vakfının, düzenlediği Yerel Medya Zirvesi İstanbul’da 61 ilden 100’e yakın gazeteciler cemiyeti başkanını bir araya getirdi. Toplantıya Anadolu Basın Yayın Birliği Muş Şube Başkanı Emrullah Özbey de katıldı. Gündemini basın özgürlüğü önündeki engeller, izinsiz dinlemeler nedeniyle oluşan hak ihlalleri ve cezaevindeki 50 gazeteci, açılan 2 bine yakın dava ve 5 bin soruşturma oldu. Orhan Erinç, TGC ve Konrad Adenauer Vakfının düzenlediği ‘Yerel Medya Eğitim Seminerleri’nin ‘Geleneksel Yıl Sonu Değerlendirme Toplantısı’nın kapanışında yaptığı konuşmada, Basın İlan Kurumunun Kasım Ayı Genel Kurul Toplantısı’nın dün sona erdiğini hatırlattı. Erinç, ‘Burada bizler için iki önemli konu söz konusu. Bunlardan birincisi, yeni şubelerin açılması konusunda genel kurulun aldığı karar. Genel kurulun kararına göre, Afyonkarahisar, Batman, Hatay, Denizli, Manisa ve Zonguldak’a, kurum şubesi açılması kararlaştırıldı. Bu kararın uygulanması için de Basın İlan Kurumu Yönetim Kuruluna yetki verildi” dedi.
Basın İlan Kurumu Genel Kurul Toplantısı’nda alınan bir diğer kararın resmi ilan fiyat tarifesiyle ilgili olduğunu anlatan Erinç, şunları söyledi: “195 sayılı Yasa, Basın İlan Kurumu Genel Kurulunun, resmi ilan fiyatlarını her yıl Kasım toplantısında belirlemesini ve Bakanlar Kuruluna sunmasını, Bakanlar Kurulunun da imzalayarak yürürlüğe koymasını öngörüyor. Ancak şu an uygulanmakta olan resmi ilan tarifesi, 2008 yılı Kasım ayında alınan 2009 yılı için uygulanması gereken ama 2010 yılı için önerilen fiyat, artışın Bakanlar Kurulunca dikkate alınmaması nedeniyle iki yıldır uygulanmakta olan fiyatlardır.”
Orhan Erinç, Basın İlan Genel Kurulunun, Bakanlar Kuruluna önerilmesini kararlaştırdığı fiyat tarifesinin, 10 binin altındaki gazeteler için sütun santimi 8 lira, 24 bin 999 satışlı 5 gazete için 8 lira 40 kuruş, 25 bin-49 bin 999 günlük satış ortalamasındaki 3 gazete için 16 lira, 50 bin ve üzeri gazeteler için 28 lira olarak karar altına alındığını söyledi.
Türkiye’nin en önemli sorunlarından birinin ifade özgürlüğü olduğunu söyleyen TGC Başkanı Erinç, ”Ancak bu sorun, yalnızca gazetecilerin sorunu değildir. İfade özgürlüğü, halkın bilgilendirme hakkının kullanılmasının önündeki en önemli sorundur” dedi.
Toplantıda konuşan Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç’ın verdiği bilgilerin, ifade özgürlüğü konusunda çalışmalar yapıldığını bir kez daha ortaya koyduğuna işaret ettiğini belirten Erinç, şunları söyledi: “Ancak çalışmaların içeriği konusunda henüz bilgi sahibi değiliz. Çünkü yasalar yapılırken üzerinde fazla durulmadan kullanılan kimi sözcükler ‘ve-veya’ gibi bağlantı sözcükleri, umulanın dışında sonuç verme gibi bir tehlike yaratıyor. Nitekim, 2004 yılı öncesinde ve 2004 yılında, Türk Ceza Yasası’nda yapılacak değişiklerle ilgili TCG’nin 26 maddeye yönelik eleştirileri, bugün içinde yaşadığımız sıkıntının, o eleştiriler veya öneriler dikkate alınmadığı için yaşandığının da bir başka göstergesi oldu.”
Hapis cezalarının para cezalarına dönüştürülürken, getirilen para cezalarının öldürücülüğüne dikkati çektiğini hatırlatan Erinç, “2002 yılında yapılan yasa değişikliği ile 90 gün hapis cezası öngören maddede yapılan değişiklikle getirilen para cezasının sonunda yasal sınırlama nedeniyle üç yıla çıktığını söylemiştim. Sayın Arınç konuşmasında, kendisine iletilen bilgi notunun eksikliğinden kaynaklanmış olabilir, Basın Yasası’nda yapılan değişiklikle, para cezalarının iki madde dışında hapis cezasına dönüştürülemeyeceğini söyledi. ‘Mahkeme yanlış karar vermiş olabilir’ dedi. Sayın Arınç’ın dediği değişiklik, 2004 yılında yapılan değişiklik. Benim anlattığım olayın geçtiği tarih 2002 yılıdır. Sayın Arınç’ın yasa değişikliği olarak belirttiği tarih de 2004 yılıdır” şeklinde konuştu.
Toplantının ardından, görüşmeler sonrasında benimsenen görüşlerin yer aldığı sonuç bildirgesi açıklandı. Açıklanan bildirgede, Türkiye’nin dünya basın özgürlüğü sıralamasında 138’inci sırada yer almasının cemiyet başkanları tarafından endişe verici bulunduğu, basın ve düşünceyi ifade özgürlüğü önündeki engellerin kaldırılması ve bu alandaki normların Avrupa Birliği standartlarına ulaştırılmasının gerekliliğine ve bu bağlamda gazetecilerin sansür ve otosansüre karşı verdikleri mücadelenin desteklenmesi gerektiğine dikkat çekildi.
Bildirgede, 23 gazetecilik meslek örgütünün ”Gazetecilere Özgürlük Platformu” adı altında başlattığı örgütsel dayanışma ve iş birliğinin genişletilerek, diğer mesleki sorunlar karşısında da ortak hareket ve eylem kültürünün oluşturulması gereği vurgulandı.
Gazetecilerin, 212 sayılı Yasa’yla değişik 5953 sayılı Basın İş Kanunu hükümlerine uygun olarak çalıştırılması ve yasal iş güvenceleri ile tüm hakları sağlanması gerektiği belirtilen bildirgede, şunlar kaydedildi: “Yıpranma hakkı ve benzeri kazanılmış hakları ellerinden alınan basın mensuplarının bu hakları iade edilmeli, sendikal örgütlenmelerinin önündeki tüm engeller kaldırılmalıdır. Gazetecilik mesleğinin kişisel çıkarlar için kullanılması, özellikle dini bayram ve seçim dönemlerinde ortaya çıkan ve sadece reklam geliri elde etmeyi amaçlayan, ‘naylon’, ‘korsan’, ‘fason’ olarak nitelendirilen yayınların önlenmesi için gereken duyarlılık gösterilmeli, Basın İlan Kurumu, valilikler ve gazetecilik meslek örgütleri bu konuda daha etkin çaba sarf etmelidir. Yerel gazetelerin önemli gelir kaynağını oluşturan resmi ilanlar arasında yer alan icra-iflas ilanlarının, yerel medya organlarında da yerel ölçekte yayımlanabilmesi için ilgili yasalarda gereken değişikliklerin yapılması konusunda çaba harcanmalıdır.
Yerel medyanın önemli, bir kesimini oluşturan televizyon ve radyolarla ilgili destek modelleri araştırılmalı ve geliştirilmeli, yüzde 5 olan RTÜK payı yüzde 1’e düşürülmeli, yüzde 5 olan Eğitime Katkı Payı tamamen kaldırılmalı, gazete, radyo ve televizyonların reklam gelirlerinden alınan yüzde 18 KDV yüzde 8’e indirilmelidir. İnternet medyası ile ilgili yasal mevzuat oluşturulmalı, bu sektörde çalışanlarla ilgili mesleki tanım ve kavramlar belirlenmeli, internet gazetecilerinin mesleki ve sosyal güvenlik haklarının sağlanması konusunda gerekli girişimlerde bulunulmalıdır. Ağırlıklı olarak yerel medyada görev yapan gazeteciler ile yayın organlarına yayın politikaları nedeniyle yöneltilen tehdit ve baskı girişimleri devam etmektedir. Kaba kuvvetle yıldırma amaçlarına dayalı bu tür davranış ve uygulamaların sonuç vermeyeceğini bir kez daha anımsatır, meslektaşlarımız Balçiçek İlter ile Ahmet Hakan’a yönelik girişimleri de şiddetle kınarız.”
Şark Telgraf Gazetesi


