Şeker İş Sendikası Muş Şube Başkanı Fikret Sancar, Dünya da iş kazarlında büyük bir düşüş yaşanırken Türkiye de iş kazalarının artmasının düşündürücü olduğunu belirterek, Taşeronlaşma iş kazalarında önemli bir sebeptir dedi.
İş kazaları ile ilgili olarak yazılı bir basın açıklaması yapan Şeker İş Sendikası Başkanı Fikret Sancar, iş kazalarının önlenmesi için gerekli adımların atılması gerektiğini kaydetti.
Türkiyede özellikle son yıllarda yaşanan ve her yıl ortalama binlerce işçinin hayatına mal olan binlercesinin iş göremez derecede sakat kalmasına sebep olan iş kazaları yaşanmaktadır. Büyük ekonomik kayıpları da beraber getiren bu tabloyu iş kazası kavramı ile açıklamak da pek mümkün değildir diyerek açıklamasına başlayan Sancar, Soma, Ermenek ve mevsimlik işçileri taşıyan otobüs kazası gibi cinayet şeklindeki iş kazaları toplu ölümler olduğu için kısa sürelerde de olsa gündemde kalmaktadır. Kamuoyunda tartışılmaktadır. Ancak yine tedbirsizlikten her gün yurdun değişik yerlerinde münferit iş kazalarında ortalama 5 kişi ölmektedir. Bu tür kazalar kamuoyu nezdinde pek his edilmemekte, örtbas edilmekte ateş düştüğü ocağı yakmaktadır. Şimdide Çaykara da çığ altında kalan işçiler. Acaba kaç kişinin toplu ölmesi gerekir ki kamuoyu gündemine gelsin dedi.
TAŞERONLAŞMA ARTTIKÇA İŞ KAZALARI ARTAR
Taşeronlaşmanın iş kazalarında önemli bir sebep olduğunu kaydeden Sancar, Taşeronlaşma artıkça iş kazaları da o oranda artmaktadır. Dünyada iş kazalarında büyük düşüşler görülürken ülkemizde artması düşündürücüdür. İstatistiklere göre iş kazalarının % 88 tedbir alınırsa önlenebilir kazalardır. Ancak % 2 si Tedbir alınsa da olası kazalardır. Ülkemizde ortalama günde 6 kişi iş kazaları sonucu hayatını kaybetmekte ve bu iş kazaları Sonucu ülke ekonomisi 7 trilyon civarında kayba uğramaktadır. Bu miktarı küçük bir bölümü ile tedbirler alınsa İş kazalarının önüne geçilebilir; Kalanı ile büyük bir işsiz kitlesine iş olanakları oluşturulabilir. Tedbiri alacak işveren uygulayacak işçidir. Taşeronlaşma sisteminde taşeron kamuda aldığı bir işi bir yıl sonra alıp almayacağı kesin olmadığı için kalıcı tedbirler almamakta süresini doldurmaya bakmaktadır. Bu sistemde örgütlenme sorunları da bulunduğundan düzeni takip eden bir sendika yapısı da olmadığı için elemanlar hak arama noktasında mahrumdurlar. Yeri geldiğinde tehlikeli işte çalışmama gibi bir yasal hak talebinde bulunamamaktadır. Hele hele patronlar aşırı para kazanma hırsı ile iş güvenliğine kaynak aktarmamaktadırlar. Oysaki kaza sonucu ortaya çıkan maliyet kaybının küçük bir miktarının tedbir almada kullanılması ile kaza riskinin ortadan kaldırılabileceği istatistiklerde sabittir. Şartnamede belirtilen işçinin kuruyucu ekipmanı iş ayakkabısı elbisesi, hatta yemeği bile en ucuzunu tercih edilir. Her yeni yasada bazı haklar beklenirken satır aralarına işveren lehine düzenlemelerde göze çarpmaktadır. Sermaye düşmanlığı yapılamaz elbette işçiyi çalıştıracak işverenler olacaktır, Ancak kazançlarından işçi hakkını tam ve zamanında ödeme gereklidir, İş eğitimi, rahat çalışma ortamı sağlamakla. Güvenlik tedbirlerini almakla yükümlüdür dedi.
Sancar açıklamasını şu ifadelerle sürdürdü; Açlık sınırı bin 200 liralarda iken, ülkede milyonlarca taşeron elemanı 850-900 lira ile geçinmeye çalışmakta bu miktar bile fırsat bulundukça kısılmaya gidilmektedir. O halde 11 bin dolar saydığımız milli gelirdeki taşeron elemanı işsiz ve çiftçinin hakkı kimlere gitmektedir. Sistem yeni zenginler çıkarıyor ve mevcut zenginler kazançlarını katlayarak büyüyorlarsa ve büyük halk kitleleri açlık sınırı altında bir gelire sahipse, Büyük pasta diliminin çok küçük bir kesime gittiği küçük dilimin ise büyük halk kesimine kaldığı bir sistemde hakça bölüşüm, eşitlik sosyal adaletten, Kardeşçe bölüşmekten söz edilebilirimi? İş kazalarında en önemli etkenlerden biri de işçini ruhen ve zihnen sağlık derecesidir. iş garantisi olmayan ve geleceğe umutla bakamayan, geçimini sağlayacak bir ücret alamayan işçinin ruhsal durumu iş kazasına davetiye çıkarır. Bu durumda meydana gelen kazalar da insan hatası denerek istatistiklere geçirilir. Maalesef iş güvenliği konusunda kimse garanti verememekte işçinin emeği sömürülmekte zamanı geldiğinde rahatlıkla kapı dışı edilebilmektedir. ILO tarafından işçi sağlığı ve iş güvenliği, her meslekte çalışanların yüksek düzeyde fiziksel, ruhsal ve sosyal bir ortama kavuşturulması ve bu durumun sürdürülmesi için yapılan çalışmaların tümüdür.olarak tanımlanmaktadır. Madenlerde kazaların yaşanmaması için alınması gereken önleyici tedbirlerin maliyet olarak görülmesi can kayıplarının yaşanmasının temel nedenidir. Taşeronlaştırma, Sendikasızlaştırma başta olmak üzere çalışma yaşamını gittikçe daha güvencesiz hale getiren sistem sürdükçe iş cinayetlerinin devam edeceği açıktır. Geçinebileceği bir ücret onurlu bir iş çalışanın hakkıdır. Mevcut uygulamalar her şeyden önce insana verilen değerin bir ölçüsüdür. Çalışanın iş kazalarına karşı eğitilmesi hayati önemde iken ülkemizde koltuklarda oturanlara eğitimler düzenlenmektedir. İş yerlerinde bizzat riskli işlerde işin riskleri ve korunma önlemleri yeri geldiğinde uygulamalı olarak çalışanlara anlatılmalıdır. Bunun Yanında insanca muamele alın teri kurumadan işçinin hakkını verme, Onurunu İncitmeme, hem dinimizin hem kültürümüzün gereği olduğunu düşünerek her konuyu yasalara yönetmeliklere havale etmenin ya da elastiki olan yasaların arkasına sığınmanın manası yoktur.
Muş Manşet Gazetesi


