Türkiye Kamu – Sen Türk Eğitim –Sen Türkiye Eğitim, Öğretim ve Bilim Hizmetleri Kolu Kamu Çalışanları Sendikası Muş İl Temsilcisi Niyazi Aksoy Bizler ülkemizin geleceğini inşa eden eğitimciler olarak, memleketimizin gidişatından büyük bir kaygı duymaktayız dedi. Aksoy yaptığı açıklamada; “Milli birlik ve beraberliğe en muhtaç olduğumuz bu günlerde, memleketimizin huzurunu bozmaya yönelik atılan her adımı, yapılan her eylemi şiddetle kınıyoruz. Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin bölünmez bütünlüğünü tartışmaya açan, söylemleriyle şımarık bir çocuğu andıran, sorumluluk duygusundan yoksun, tahrik ve provakasyona zemin hazırlayanları bu halk çok iyi gözlemlemektedir. Halkımızın engin sağduyusuna güvenimiz tamdır. Umarım ilimiz daha güzel ve hayırlı işlerle adına Türkiye’ye yeniden duyurur.Bizler ülkemizin geleceğini inşa eden eğitimciler olarak, memleketimizin gidişatından büyük bir kaygı duymaktayız. Bir yanda yaşadığımız zorluklar, diğer yanda sorumluluk makamında oturanların duyarsızlığı, ve en önemlisi memleketimizi yöneten siyasi iradenin eylem ve söylemlerinin tutarsızlığı biz eğitim çalışanlarını ümitsizliğe sevk etmektedir.MEB’in eğitim çalışanlarına karşı olumsuz bakış açısından rahatsızız. Haksız, hukuksuz ve usulsüz uygulamalardan rahatsızız. Atama ve görevlendirmelerde yerleşen “Benim adamım” anlayışından rahatsızız. Sendikalara ve dolayısıyla eğitim çalışanlarına kulakların tıkanarak “Ben bilirim ben yaparım, siz uyarsınız” şeklindeki çağ dışı yönetim anlayışından rahatsızız.
Milli Eğitim Bakanlığı uygulamalarıyla şube müdürleri, ilköğretim müfettişleri, uzmanlar ve şefler arasında da uçurumlar yaratarak, Bakanlık teşkilatındaki hiyerarşik yapıyı kendi eliyle bozmuştur. Ek ödeme dışında da tutulan bu yöneticilerin hak gaspı karşısında Milli Eğitim Bakanlığı seyirci kalmaktan başka hiç bir iş yapmamıştır. Bu dönemde, eğitim çalışanları aldıkları maaşla geçimlerini sağlayamamış; çalışanlar adeta ekonomik soykırıma tabi tutulmuştur.Bu dönemde ilkesizlik ve kuralsızlık batağına saplanılmış, yandaşlarımı koruyacağım diye on binlerce eğitim çalışanının haklı tepkisine kulak tıkanmıştır. Adaletten her geçen gün daha da uzaklaşılmış, eğitim çalışanlarına mahkeme kapıları adres olarak gösterilmiştir. Binlerce eğitim çalışanı, haklarını korumakla görevli Milli Eğitim Bakanlığı ile davalık hale getirilmiştir. Bu dönemde çıkarılan yönetmeliklerle, eğitim çalışanlarının aile bütünlüğü bozulmuş, öğretmen eşler ayrı ayrı illerde görev yapmak zorunda bırakılmıştır. Öğretmen istihdamı bu dönemde iki başlı hale getirilmiş, diğer iktidarların yıllar boyu aklına gelmeyen, sözleşmeli kölelik uygulaması AKP iktidarı döneminde icat edilmiştir. Türk Eğitim Sen’in gayretleriyle bir takım haklar elde edilse de, sözleşmeli öğretmenlik zulmü inatla devam ettirilmektedir. Atama bekleyen 200 bin öğretmen adayının, artık atanabilmek için umutları kalmamış gibidir. Bu ülkeyi yönetenlerce, aylık 300-500 TL verilerek ücretli öğretmen olarak sömürülen bu öğretmen adaylarının, bizim evlatlarımız olduğu unutulmuş görünmektedir.
Milli Eğitim Bakanı Sayın Nimet ÇUBUKÇU bir yandan, “Bizim öğretmen ihtiyacımız yok.” derken, diğer yandan on binlerce eğitim fakültesi mezunu gencimizi ücretli öğretmen olarak istihdam etmektedir. Modern köleliğin bir başka türü olan ücretli öğretmenlik uygulaması, Anayasasında “Sosyal Devlet” ilkesi bulunan bir ülkeye hiç yakışmamaktadır.Bir ders yılı içerisinde defalarca atama yapan, sürekli bir yer değişikliği ve karmaşaya sebep olan Sayın ÇUBUKÇU acaba öğrenim hayatı boyunca bir yılda kaç defa öğretmen değiştirdi. Dönem sonuna yaklaşırken yapılan atama ile ne amaçlanmaktadır. Eğitime en büyük sekteyi yine Milli Eğitim Bakanımız vurmaktadır. İlimizden de çok sayıda öğretmenimiz kadrolu olarak atanmak suretiyle değişik illere tayin olmuşlardır. Şimdi onların bırakacağı boşluğu kim dolduracak. Elbetteki bir ay sonra ancak atanabilecek yeni sözleşmeli öğretmen. Peki, ne zamana kadar? Mart veya Ağustos… Sonra yine aynı kısır döngü. Dönem ortasında daha öğretmenine yeni yeni alışan öğrencilerimiz ne zamana kadar çorap değiştirir gibi öğretmen değiştirecek. Milli Eğitim Bakanlığı kamuoyunu aldatıyor. 10 Bin kadrolu öğretmen atayacağım diyen Milli Eğitim Bakanı Çubukçu gerçekte 3698 öğretmen atadı, çünkü atananların 6122’si zaten sözleşmeli öğretmen olarak görev yapmaktaydı. Milli Eğitim Bakanlığı Personel Genel Müdürlüğünden verilen bilgiye göre, kadrolu olarak atanan 6122 sözleşmeli öğretmenin yerine 21-28 Aralık tarihlerinde sözleşmeli öğretmen atanacak. Bu durum atanamayan öğretmen adayları bakımından, çaresizliklerinden, bir şans olarak değerlendirilmekte birlikte, “artık sözleşmeli öğretmen atamayacağım, sözleşmeli öğretmenleri kadrolu yapacağım” diyen Sayın Çubukçu’nun sözünün üzerine yattığının çok net bir göstergesidir.Bu sözü bugüne kadar YERİNE GETİRMEYEN Milli Eğitim Bakanı Çubukçu, artık sözünü unutan, söz verip yerine getirmeyen bir BAKAN durumundadır. Bugünden itibaren Milli Eğitim Bakanı Çubukçu’nun verdiği hiçbir söze güven duyulmayacaktır.
Türk Eğitim Sen, Sayın Bakanın bu ayıbını her platformda en gür şekilde dile getirecektir.Türk Eğitim Sen sözleşmeli öğretmenlere bir söz vermiştir. O söz; Sayın Çubukçu’nun sözünü tutmadığını Ankara’da hep birlikte haykırmaktır. Türk Eğitim Sen Çubukçu gibi davranmayıp sözünün arkasında olacak, bu sözü tutacaktır.Anlaşılan odur ki, Ankara 2010 yılında sözleşmeli öğretmen eylemi ile daha da ısınacaktır. Tarihini yakında ilan edeceğimiz SÖZLEŞMELİ ÖĞRETMENLER HAKKINI ARIYOR MİTİNGİ için bütün sözleşmeli öğretmenler hazırlıklı olmalıdır. Muş Şubesi olarak genel merkezimizle paylaşım halinde olup, öğretmenlerimizin hakları için her türlü mücadeleye hazırız. Sözleşmeli öğretmenlerin kadroya geçirilmeleri ile ilgili en kısa zamanda bir açıklama yapılmaması durumunda Türk Eğitim Sen Genel Merkezi tarafından eylem için düğmeye basılacaktır. Türk Eğitim Sen söz verip yerine getirmeyenlerin yüzünü kızartacak güce sahiptir” dedi. Günaydın Muş Gazetesi


