Panelde Konuşan İnsan Hakları Derneği Muş Şube Başkanı Mensur Işık, yaptığı konuşma da Sivil Anayasa ve Kürt sorununa demokratik çözüm altında düzenlenen panele katılımın had safhada olduğunu ve bu sebeple bu sorunu çözme yolunda barışçıl tavırlarında en üst seviyede olduğu göstermektedir” dedi.
Türkiye Barış Meclisi Muş Girişimi tarafından ‘Sivil Anayasa ve Kürt Sorununa Demokratik Barışçıl Çözüm konulu panel düzenlendi. Muş Düğün Salonunda gerçekleştirilen panele, İstanbıl Eski Baro Başkanı Prof Dr. Yücel Sayman, Muş Baro Başkanı M. Zahit Söylemez, Muş Eski Baro Başkanı Av. Sait Sever, Kesk Genel Sekreteri Abdurrahman Daşdemir, Barış Girişimcisi Hakan Tahmaz, Varto Belediye Başkanı Demir Çelik, DTP İl Genel Meclis üyeleri, Kesk üyeleri, vatandaşlar ve çeşitli sivil toplum kuruluşları temsileri katıldı.
Dün yapılan Sivil Anayasa ve Kürt Sorununa Demokratik Çözüm konulu panelde konuşan İstanbul Eski Baro Başkanı Prof Dr. Yücel Sayman konuşmasında “Millet kavramı başlı başına sorundur. Bir kurgu olarak toplumu ayrıştırmaya dönük bir kavramdır. Siyasi irade başından bazı şeyleri kabul ettikten sonra anayasanın değişmesine zaten gerek yoktur. Toplumsal yapının ve bunun siyasi mekanizmasının değişmesi gerekiyorsa biz ne istediğimizi söylemek zorundayız” dedi.
Sayman’ın konuşmasının ardından Muş Eski Baro Başkanı Avukat Sait Sever “Önce anayasanın ne demek olduğunu söyleyelim. Bireylerin hak ve özgürlüklerini ve devletin yapısını ortaya koyan toplumsal sözleşmelerdir. İki yönü var yani. Hem birey hem de devletin takip edeceği yönü belirler. Yani elindeki gücü devlet nasıl kullanacak. Böyle baktığımızda anayasa haklar bildirgesidir. 2. demokrasi bildirgesidir. Anayasa teknik olarak temel bir kanundur. Jj russo toplumsal sözleşme olarak kabul eder. İnsanlar bir araya gelerek devleti oluşturdular canlarını mallarını korumak için bunu yaptılar. Diğer görüş ise anayasa bireyler ile devlet arasında bir düzenlemedir. Devlet bireylerin haklarını teminat altına alır” şeklinde konuştu.
Sever daha sonra “sözleşme olarak baktığımızda birey bir takım hakların 3 kuşak hakların güvence altına alınması karşısında devlete karşı da bir takım özgürlüklerinden de vazgeçme durumunda kalıyor. Doğrudur devlet insanlığın huzurunu güvene almak görevindedir. Ama nasıl? Devlet muazzam bir güç nasıl olacak. Devlet ne kadar demokratik ise insan hakları o kadar güçlüdür. Devlet ne kadar demokrasi de geri ise o kadar insan haklarında da o kadar geridir” dedi.
İki bölümden oluşan panelin birinci kısmında diğer konuşmacılar görüşlerini belirttiler. İkinci kısım ise karşılıklı soru cevap şeklinde devam etti. Muşun Sesi Gazetesi
NULL


