Çözüm süreci ile ilgili basın açıklaması yapan Şeker İş Sendikası Muş Şube Başkanı Fikret Sancar, Bu sürecin herkes tarafından desteklenmesi gerektiğini vurguladı.
Sancar yazılı olarak yaptığı basın açıklamasında, Artık Nevruzlar daha umut verici. Nevruz çiçekleri bir başka açıyor. Artık herkes nevruzu bayram gibi kutlayabilir. Diyarbakırda nevruz kutlamalarında mikrofon uzatılan her vatandaş ya Kürtçe aşiti ya Türkçe barış diyordu dedi.
Halkın barışa inandığını belirten Sancar, Toplum barış yolunu açanlara minnettardır. Bu saatten sonra dönüş olamaz ve herkes söylemini bu hassasiyette yapmalıdır. Cumhurbaşkanı da olsa parti başkanları da olsa sert açıklamaları bırakıp kucaklaşma ve başlatılan kardeşlik projelerine katkı sunmalıdırlar. Halk kararını vermiştir. Kimse bundan sonra ne asker ne de gerilla cenazelerinin üzerinde oy avcılığına müsaade etmez. Yalnız bu barış kelimesinin içini doldurmak lazım ki her ülke vatandaşının acısı da sevinci de tasası da kaygısı da bir olsun bir farklılık olacaksa oda futbol takımlarında olsun. Ama herkesin milli takımı bir olsun ifadelerini kullandı.
Sancar açıklamasında şu ifadelere yer verdi: Batıdaki insanlarımız Roboski ve Kobaniye üzülmedikçe doğudaki insanımız da Ege üniversitesindeki öldürülen gencimize, Doğu Türkistana, Karabağa üzülmedikçe ateş düştüğü yeri yakıyor. Herkes kendi acısını yaşıyorsa ve acılar yarıştırılırsa barış kelimesinin içi boş kalır. Aynı topraklardan beslenen, aynı topraklar için kanlarını dökmüş insanların torunları olarak beraber yaşamaktan başka çaremizin olmadığını, olsa dahi emperyalistlerin beklediği küçük lokma yapıp yutma mantığı ile onların işine geleceğini bilmemiz gerekir.
Yaşanılan süreçlerde ve orta doğuda yaşanan son durumda batının yeni Ortadoğu projesi ismi altında bölge halklarına hep gözyaşı, kan ve çaresizlik ama emperyalistlere hep petrol ve kaynaklar düştüğünü gördük. Bin bir hile ile Arap baharı ismi verip kardeşi kardeşe düşüren projede oluk oluk kan akarken bebeklerin kadınların başları kesilirken Afganistan dahil ölü sayısı on milyonları bulurken onlar Fransada fitne bir dergide öldürülen on iki insanı ön plana çıkarıp, dünyayı ayağa kaldırdılar. İşte oyun bu, çifte standartlık bu, İslam coğrafyasının içler acısı hali bu. Batının İnsan hakları ve demokrasi anlayışı budur. Mısırda halkın menfaatine çalışanlar seçimle geldikleri halde idam sehpası ile yargılanırken darbeciler iktidarına alkış tutan zihniyet demokrasiye olan inançları budur.
Bizlerin tez elden barışımızı yapıp gelecek kuşaklara kini nefreti aktarmak yerine, kardeşliği hoş görüyü ve güzel bir dünyayı teslim etme sorumluluğumuz vardır. Belki gücümüzü birleştirirsek o zaman İŞİD zalimlerini İslami bir gurup gibi aramızda kurdurup katliamlar yaşatanlara hesap sorabiliriz. Yemende bütün Afrikada tüm Müslüman ülkelerindeki kardeş kavgalarının önüne geçip; Biz bu acı tecrübeyi çok yaşadık. Bunun çıkış yolu kardeşliktir İslam kardeşliğidir diyebiliriz. Güçlü olursak belki Burmada inançları yüzünden zevkine bıçaklanan evlerinde yakılan Müslümanların hesabını sorabiliriz Belki zalim Çine anne karnındaki bebeklerden ne istiyorsunuz da Anne karınlarını bıçakla yarıyorsunuz diye sorabiliriz. Bir avuç İsrailin dünyayı yönetme şevkini kırabiliriz. İnsan hakları naraları atan medeni geçinen vahşi batının, Fransanın Cezayir de, İngilizlerin Avustralyada Aborjinlere, Amerikalıların Kızılderililere Vietnama ,Filipinlere , Angola Afganistana yaptıklarını hatırlatılabiliriz. Ama buna fırsat vermemek için özellikle coğrafyamıza nifak tohumları ekmeğe devam ettiler. Öyle ki Müslüman Müslümanın camisini bombalıyor, kutsallarını ayaklar altına alıyor. Türbeleri yıktırıyor kütüphaneleri yaktırıyor. Hülagonun 13. Yüzyılda Bağdat ta yaptığı talanı bütün bölgede yaptırıyorlar. Müslüman geçinen zalimler şeytanlar dururken kardeşinin kafasını keserek Allahü ekber diye haykırıyor.
Çıkılan yol kutsaldır. Bu yolun öncüleri değerlidir. Bu yolda hizmetkâr olanlar bahtiyar insanlar olacaktır. Annelerin yüreklerinde yanan ateş aşkına, babasız kalan bebelerin babasızlık özlemi hatırına herkes üzerine düşeni yapmalıdır. Geçmişte yaşanan olumsuzlukları, haksızlıkları unutma zamanıdır. En kötü barış en iyi savaştan üstündür. Bundan sonrası birlikte hayal kurma ve duaları birleştirme zamanı olmalıdır. Hepimiz birlikte aynı duayı yaptık mı Allah geri çevirmeyecektir. Çünkü Siz kendinizi düzeltmedikçe biz sizi düzeltmeyiz buyuruyor.
Muş Manşet Gazetesi


