Muş Alparslan Üniversitesinde öğrenim gören Rukiye Işık, 2010-2011 adakemik yılı açılışında okul birincisi olarak yaptığı konuşma ile gündeme gelmişti.
YÖK Başkanının da katıldığı etkinlikte Işık yaptığı konuşmasında: “Hayat devam ettikçe sadece okulumu değil, aslında geleceğimin de kaybolduğunu anlamaya başladım. Çünkü meslek sahibi olmayı, topluma faydalı olmayı ve kendime gelecek kurmayı hayal bile edemiyordum. Ama hiçbir zaman da vazgeçmedim.
Okuma isteğini ve hevesini her zaman taşıdım. Üniversite okumaya zor gözü ile bakarken kendi ilimizde böyle bir üniversitenin açılması beni cesaretlendirdi. Karşı çıkanlar bile bu isteğimizi görünce destek oldular. Aldığım puan bütün üniversitelerde okumaya yeterken ben bu üniversiteyi seçtim. O kız şimdi karşınızda üniversite birincisi olarak bu konuşmayı yapabiliyorsa bunu sağlayan herkese teşekkür etmeyi bir borç bilirim. Elbette burada birçok eksikliğimiz de var.
Birçok imkânsızlığı aşarak bu üniversiteyi kuranlara, ekonomik ve sosyal imkânları iyi olan illerde çalışmak yerine burada çalışmayı seçip, bize özgür ve kaliteli bir okul ortamı sağlamak için canla başla çalışanlara ancak teşekkür edebilirim. Eminim bazı küçük sorunlarımız da zamanla çözülecektir. Bu üniversitede eşit fırsatlar var. Kimlik ve kişilik kavgasına düşmeden sadece öğrenci olmanın sıkıntılarını yaşayarak okumak, hedeflere, hayallere sahip olarak okumak bugüne kadar alıştığımız zorlukları bize unutturdu. Umarım bu fırsatı birçok farklı sebepten dolayı bulamayan arkadaşlarımıza da ulaştırabiliriz. demişti. Muş Alparslan Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç ise; üniversite birincisi olan Rukiye Işıka hediyesini vererek, Bütün arkadaşlarım adına Rukiye kızımızın umutlarını tüketmeyeceğimize söz veriyorum” demişti.
“MUŞ’TAKİ O IŞIK” Şafak Gazetesi Yazarı Ali Bayramoğlu, gazetenin dünkü sayısında Rukiye’yi köşesine taşıyarak, Rukiye Işık’ın Türkiye’de örnek teşkil ettiğini, sembol haline geldiğini vurguladı. Bayramoğlu “Muş’taki O Işık” başlıklı köşe yazısında: “Dört yıl kadar önce 2010 yılının Ekim ayının son günlerinde Muş’a gitmiştim. Üniversite rektörü Prof. Dr. Nihat İnanç açılış dersi vermemi istemişti. 28 Şubat günlerinde üniversiteden kovulurcasına uzaklaşan birisi için manidar bir öneriydi. Ve bir kaç günlük Muş ziyareti benim açımdan mutluluk verici oldu. Muş’a içim ısındı. Açılış dersini de YÖK Başkanı (ilginçtir 28 Şubat toplantısına yazdığım tepki yazısına ilk olumlu faksı çeken kişi, sonradan YÖK Başkanı olacak Yusuf Ziya Özcan’dı) ve 14 civarında üniversite rektörünün katıldığı bir salonda vermiştim. Ancak asıl önemlisi, o salondaki başka bir tabloydu. Şimdi size o tabloya, dört yıl önceki kaleme aldığım bir yazıya, 29 Ekim 2010 tarihine götürmek istiyorum. Şunları yazmışım bu köşede: “Onu Muş’ta üniversitenin açılış töreninde izledim, öğrenciler adına konuşuyordu. Şöyle diyordu: ‘Bundan sekiz yıl önce ortaokulu bitiren bir kız çocuğu birçok hemcinsi gibi lise okuma imkânı bulamadı. O zamanlar hayata bir çocuk saflığı ve yaşama sevinciyle baktığı için bunun anlamını tam olarak bilemezdi. Hayat devam ettikçe sadece okulunu değil aslında geleceğinin de kaybolmaya başladığını anladı. Çünkü meslek sahibi olmayı, topluma faydalı olmayı, kendine bir gelecek kurmayı hayal bile edemiyordu.
Ama hiçbir zaman da vazgeçmedi, okuma isteğini ve hevesini hep taşıdı. Liseyi dışarıdan okudu. Üniversite okumaya zor gözüyle bakarken kendi ilinde böyle bir üniversitenin açılması onu cesaretlendirdi. Aldığı yüksek puanla ülkemizdeki tüm üniversitelerde okuma şansı kazandı. Ama bu üniversiteyi seçti kendi memleketi olduğu ve bu özgür ortamda kendisi olmaktan vazgeçmesi gerekmediği için.
O kız şimdi karşınızda üniversite birincisi olarak bu konuşmayı yapabiliyorsa bunu sağlayan herkese teşekkür etmeyi de bir borç bilir…’ Rukiye Işık… Rukiye’nin son cümlesiyle salona aktardığı duyguyu anlatmak mümkün değil. Kendi kentinde, başörtüsüyle okuyabileceğini düşündüğü yerde okumayı tercih ediyor… Bu koşullarda sınavlara hazırlanıp, o koşullarla karşılaştırılınca inanılmaz bir puan almak, hem insana, hem sisteme gönderme yapıyor, pek çok soruyu öne çıkarıyor… Rukiye teşekkür ediyor… Aslında bu ülkenin Rukiye gibi gençlere teşekkür etmesi gerek… Türkiye’de, Türk toplumunun yaşadığı zihniyet değişiminde onların çektiği çilelerin yeri büyük… Onunki, takdir edersiniz ki sıradan bir başarı öyküsü değil… Türkiye’nin iyi okullarında okumuş, dershanelerde koşuşturmuş gençlerden farklı, liseyi dışarıdan bitirmiş, 10 çocuklu bir ailede sınava kendi başına hazırlanmış bir genç kızın öyküsü bu… Bu öykü, bu ülkeyi değiştiren, ileriye doğru iten enerjinin merkezine işaret ediyor… Muş böyleydi… Üniversitesi, insanı, genciyle ışık verdi… Acılardan, sıkıntılardan doğan ışık bu…” Önceki gün Muş Üniversitesi Rektörü Nihat İnanç’tan bir mesaj aldım. Şunları yazmıştı: “Ali Bey, Umarım sağlık ve sıhhatiniz yerindedir.
Arşivi karıştırırken aşağıdaki yazınızı gördüm. Rukiye Işık, bu yıl okul birincisi olarak mezun oldu. Muş Alparslan Üniversitesinde, Kendi Bölümü’nde sınavı kazanarak araştırma görevlisi oldu. Nereden nereye?… Bravo Nihat Hoca’ya, bravo Rukiye’ye… Evet nereden nereye… Rukiye’nin öyküsü Türkiye’nin demokratik dönüşümünün öyküsüdür”
Muş Ovası Gazetesi


