Eğitim Sen, 4+4+4 formülüne değinerek, özgürlüklerin özgürce kullanılmasından yana olduklarını vurguladı.
 
Muş Eğitim Sen tarafından yapılan basın açıklamasında: “Bilindiği üzere geçtiğimiz hafta meclis genel kurulunda 4+4+4 olarak formüle edilen eğitim tasarısı yasalaştı. Bu yasa tasarısının hazırlanış biçimine ve içeriğine yönelik itirazlarımızı alanlarda yaygın bir biçimde ortaya koyduk. Bu tasarıya ilişkin tutumumuzun kamuoyunda kimi çevreler tarafından aleyhimize yanlış bir propagandaya dönüştürüldüğünü görmekteyiz. Yılardır kamu çalışanlarının ekonomik, sosyal ve özlük haklarının savunulması ve geliştirilmesinde örnek bir mücadele ortaya koyan ve bedeller ödeyen örgütümüz, on yıllarımızı ipotek altına alan bu yasa tasarısına karşı da tavrını en kararlı bir biçimde göstermiştir. Öncelikle bazı yanlış anlaşılmalara mahal vermemek için bu yasa tasarısına ilişkin görüşlerimizi bir kez daha kamuoyu ile maddeler halinde paylaşmak istiyoruz. Sendikamızın on yıllardır savunduğu anadilinde eğitim hakkı ile ilgili bir düzenleme yapılmamıştır. 222 sayılı kanunda öngörülen “ İlköğretim devlet okullarında parasız ve zorunludur” hükmünün çıkarılması kamusal bir hak olan eğitim hakkının önümüzdeki yıllarda adım adım paralı hale getirileceğinin göstergesidir. Okul öncesi eğitim ile ilgili bütün bilimsel veriler ve uygulamalar bu eğitimin zorunlu olması yönündedir. Ancak yasada bu düzenlemenin yer almamış olması bir eksikliktir. İlk 4 yıldan sonra çocuklarımızın 9 yaşında olduğu düşünüldüğünde bu yaş aralığındaki çocuklarımızın meslek yönlendirmesine tabi tutulması pedagojik açıdan sorunlu bir tutumdur. İkinci dört yıl olarak adlandırılan süreden sonra açık öğretimin önünün açılması bölgemizin bir gerçeği olan çocuk gelinlerin artmasına neden olacaktır. İşletmelere sınırsız stajyer çalıştırma hakkı veriliyor, daha fazla kar edebilme yolları çocuk emeği sömürüsü ile açılmak isteniyor. Sermayenin ihtiyaçlarını karşılamak uğruna çocuklarımızın ‘insanca yaşam’ ve ‘güvenli gelecek’ hakları ellerinden alınıyor. Fatih Projesi kapsamında alınacak materyallerin Kamu İhale Kurumu incelemelerinden çıkarılmasıyla yandaş firmaların karlarına kar katılmak isteniyor. Böyle önemli bir kanun tasarısı kamuoyunda yeterince tartışılmamış, konu paydaşlarının (öğretmenler, akademisyenler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri vs) görüşleri alınmamıştır. Bütün bu taleplerimiz için, yasa tasarısı meclise geldiği gün iki günlük  (28 – 29 Mart) iş bırakma eylemi gerçekleştiren örgütümüz Ankara sokaklarını eylem alanına çevirmiştir. Tüm uyarılarımıza ve eylemlerimize rağmen tasarı mecliste yasalaşmıştır. Yasa tasarısı mecliste görüşülürken bazı önergeler ile Kuran’ı Kerim ve Hz. Muhammed’in hayatının seçmeli ders olarak okutulması yasa metnine eklenmiştir. Kimi çevreler tarafından bilinçli olarak sırf örgütümüzü karalamak ve çamur atmak için sanki bu seçmeli derslere karşı olduğumuz için Ankara’da eylem yapmışız gibi bir algı yaratılmaya çalışılmaktadır. Oysa eylem yaptığımız günlerde ne meclisin ne de Türkiye’nin gündeminde seçmeli Kur’ani Kerim ve Hz. Muhammed’in hayatı seçmeli dersler olarak okutulması yoktu.  Öncelikle bu çevreleri dürüst, samimi olmaya ve İslam değerlerini istismar etmemeye davet ediyoruz. Bu güne kadar kamu çalışanlarının emek, barış ve özgürlük mücadelesinde yüzlerce bedeli ve emeği olan örgütümüze çamur atmak ve karalamak hiç kimsenin haddine değildir. Hele hele bu konuda burnu dahi kanamamış kimselerin bunu söylemeye hiç hakları yoktur. Örgütümüz bu güne kadarki mücadelesini bütün özgürlüklerin önündeki engellemelerin kaldırılması için vermiştir. Dün olduğu gibi bugün de farklı etnik, dinsel ve kültürel farklılıklara sahip ülkemizin bütün yurttaşlarının bu özgürlüklerini özgürce kullanmasından yanayız” denildi.

 Muş Ovası Gazetesi