İşte Arslan’ın duygu dolu o yazısı…
NE DE ÇABUK GEÇTİ!.
Hatırlamak veya hatırlatmak bir bakıma bilinen bir şeyin tekrarıdır. Dolaysıyla her bir tekrarda bilinmek vardır. Bilinenler hayatı ihya eder.
Unutulmamak hayat kadar güzel!
Unutulmadın!
ey Merhum Mehmet ZEKİ Bey!
Unutamadık! ‘Seni, Seni’ ! ….
Hala! Sessiniz kulağımızda, hafızamızda hayaliniz!
Evet! Sanalın, dipdiri duruyor gönül aynamızda! Ama yoksun aramızda! Aynada yürümek ne de zor imiş, kat edilmiyor yollar, bulunmuyor O gözde kayıplar…
O gönülden değil, gözden kayıp!
Arıyorum O kaybı!
Aranır elbet, her dem! Bulmak için…
Bulunmaz dediler!….
Kimi ve neyi? Mehmet Zeki Bey’i mi?
Evet, eveeeet!
Yoldaşımdı, ruhdaşımdı, kıymetlim idi!
Ne de çabuk geçiyor zaman, hızına yetişilemiyor, bu faniler!..
Beşeri katmış önüne, koşturuyor eceline doğru!…
Zaman mekana zarf değildir, derler. Ama hüküm mekansız itibari olan zamanındır.
Vefatın mekandan çıkışın oldu tarih sevenlerine! Adı ’15Mayıs 2011’….
Emri Hak vaki oldu! Ecele yolun kesiştiği nokta…
Emaneti sahibi aslisine teslimin adıdır, Ölüm!
Ve sende öldün! Mehmet Zeki Bey! Yok bunda gariplik! Ölür her insan!
15 Mayıs 2011 günü vefat tarihin oldu. O günden bugüne 365 gün, içinde 7 gün olan 52 hafta ve bir yıl esen yel gibi gelip geçti! Göz yumup açar gibi…
Hazreti Peygamber (a.s.v): Zaman yaklaşacak, öyle ki sene bir ay kadar; ay bir hafta kadar; hafta bir gün kadar; gün bir saat kadar; bir saat de hurma dalının yanması kadar olacaktır.
Ne çabuk, ne de çok hızlı geçti günler…
Geçen her gününde, vardın ve yaşıyordun, hayalimizde!…
Hep hatırlandın Rahmetle anıldın, gün be gün!
Efendimiz (a.s.v) ‘Vallahi, uyuduğunuz gibi bir gün öleceksiniz. Uyandığınız gibi de diriltileceksiniz. Yaptıklarınızdan dolayı hesaba çekileceksiniz. Yaptıklarınız ya sizi ebedi cennete veya cehenneme götürecektir.
ey Mehmet Zeki ÖKMEN! Ölümüne alıştık. Fakat ve halen yokluğuna alışamadık!
Çünkü, Muş’un unutulmayan anılarında, hatıraların saklıdır… Her şey seni hatırlatıyor, ama her şey! Her gün bir çok mümeyyiz meziyetlerin yad edilerek Rahmetle hatır edilir. Fatihalar senin için söylenir!..
Allah’ın Rahmeti, affı daima üzerinize olsun!
Gözlerimi yumdum, zihnimi kalbime bağladım! Hep Amin, Amin dedim!
İnsanların bazısı gölge gibidir; üstüne ne kadar toprak atarsan at, o daima gölgenin üstünde kalır. Çok şükür ki sen hep gölge misali var oldun, rahmetle yad edildin! Binler şükür, binler…
Allah’ın Rahmeti üzerinize olsun!
Sen konuşurken, dinlemeyi severlerdi dostların! Konuş konuş derlerdi….
Dostlarla söyleşin çok hoştu; ruha gıda, bedene şifaydı. Allah Rahmet etsin Sana..
Hayatta hep bizleri güldürdün, hayata vedaa da güldürdüğün kadar da ağlattın!
Ölümün, üzerinden bir sene geçmesine rağmen, bıraktığın acı ilk günkü (15.05.2011) gibi…
Ardında hep şunları duydum! Konuşan her ağzın ilk cümlesi: Allah’tan Rahmet dilendi Sana..
Dostların, arkadaşların ve öğrencilerin!. Hasılı sohbetlerinle müşerref olan her kes şunu söyler: Merhum Hocamız Mehmet ZEKİ Bey, sabahın aydınlığı gibi siması, ince sezişi, nüktedan ve hayırhah bir kişi idi….
Hiç şüphesiz artık sen gelmezsin bize, istemesek de kimse durduramaz bizi getirir size..
Allah’ın! Rahmeti Bereketi Affı, mevsimler geldikçe, ay ve güneş doğdukça, gece ve gündüz oldukça üzerinize yağmur gibi yağsın, yağsın….
Amin, Amin, Amin!
İnsanın omuzun da ki en ağır yük ayrılıktır.
Daima hatırlamak dileğiyle!!!
Allah’ım, Rahmet eyle; Mehmet Zeki Bey’e.
Murat ARSLAN
İzmit / KOCAELİ.
(15Mayıs2012)
Muş`un Sesi Gazetesi


