Bingöl Üniversitesi Kürt Dili ve Edebiyatı öğrencisi Sabır Demir, Muş Türküsünü Kürtçe ele aldı. Demir, Türkçe açıklamasını da verdiği Muş Türküsünde: Acılı, elemli ve yaslı bir türkünün öyküsüdür bu.
Tarihi bilinmez. Aslında bilinir de herkes kendine göre değişik bir tarih söyler. Ama biz olayın gerçek yüzünü olayı yaşayan ve anlatanların diliyle türküyü dönüştürüldüğü biçimiyle anlatalım. Anlatılanlara göre o tarihte Osmanlı Yemen çöllerinde zorlu bir savaşa tutulmuştur.
Divanlar kurulur, savaş ve şartları haftalar boyu tartışılır durulur. Sonunda çözümün Yemen ellerine vilayetlerden birinde oluşturulacak bir alayla gidilmesinin mümkün olduğuna karar verilir. Düşünülür ki; bir tek vilayetten birlik oluşunca bunlar hep akraba ve hısım olacakları için birbirlerine bağlılığı ve dayanışmaları ile savaş alanında kaçmaları söz konusu olamaz. Haberler salınır. Osmanlının dört bir yanından uzun beklemelere karşın istekli çıkmaz. Bu oluşuma aslında istek olmasına olur da Osmanlının istediği gibi olmaz. Değişik vilayetlerden çıkan bu gönüllü sayısı da yeterli olmaz. Bu sırada Muş tan Bulanık, Malazgirt ve Varto dan bir ses yükselir. Osmanlıya: “Hepimiz varız, gönüllüyüz Yemen çöllerine gitmeye” Osmanlıya haber iletilir. Yetkililer bakar sayı yeterli, karar verilir ve Yemen çöllerine Muş tan oluşturulan bir redif alayı gönderilir. Yemen e gidilmesine gidilir ama, hiçbiri de geri dönmez. İşte bu türkü gidip de gelemeyen o isimsiz kahramanlardan Muş a kalan sevgilisinin sesi, özlemi, elemi ve de acısıdır”
Muş Ovası Gazetesi


