Yazar Faruk Dinçer, Muş Türküsünü kaleme alarak, Muş Türküsünün kimlik olduğuna değindi. Dinçer, makalesinde: ““Burası Muş tur” diye başlayan, gelmiş-geçmiş türkü dünyamızın en derin psikolojik iklimini yaratan nağmeler… 60-70 yıl önce, her Muşlu nun yakından tanıma onuruna erdiği, mahalli kültürümüzün özel sesi Sayın DÜRİYE KESKİN in derlediği, halk müziğimizi akademik düzeye çıkaran ilk “üstad” Muzaffer Sarısözen in 1944 yılında 341 numara ile “TRT Repertuarı”na kaydettirdiği; Emekli Kurmay Albay Oğuz Kalelioğlu nun “Muş-Yemen Türküsü Gerçeği” adlı kitabında söz konusu türkünün Muş a ait olduğuna özellikle vurgu yaptığı, hüzünlü bir öykünün müziğe, notalara yansıyan izdüşümü… Öyle bir türkü ki, her Anadolu insanı vicdanında, yüreğinde, belleğinde ve ruhunda o türkünün melodisinin derinliğini hisseder.
Öyle bir türkü ki, genç kızların, kadınların, nişanlılarını, kocalarını Yemen illerine, savaş iklimine gönderdikleri sürecin; sisli, dumanlı sosyal profili müziğine yansımış. O nedenle “Muş” adı, mahalli deyimle “sis-duman” anlamına gelen “mıj” kelimesiyle özdeşleşmiş, hüzün çağrıştırmış. Birkaç yıldan beri rahmetli “Türkü Ana” Zehra Bilir gibi pullu-parlak mendil sallamasıyla temayüz etmiş birileri, hiçbir akademik formasyonu olmayan, sadece müzik icra ederek medar-ı maişet motorunu çalıştırabilen boyalı-foyalı saç stiliyle ve kıvrak figürleriyle zihinlerde yer edebilen birileri, her yönüyle Muş kokan o güzelim türküyü geometrik derinlikte bir tarih bilinci olmadan “sallama çay” mantığı ile ret ve inkâra yeltenmekte. “Efendim, Yemen de bir Huş kenti var” yaklaşımından hareketle Muş ile Huş kafiyesine yer değiştirtmeye çalışmaktadırlar. Bu, Muş kentinin kimliğine saygısızlıktır. Müziği, akademik düzeyiyle devletin repertuarına sokan rahmetli Muzaffer Sarısözen e saygısızlıktır bu. Son zamanlarda TRT ekranlarında ısrarla ve kararlılıkla “Burası Muş tur” vurgusunun yapılması, bir hakkın teslimi olarak tüm Muşluları sevindirmiştir. Bu anlamda, müziğini objektif kriterlerle, aklın ve bilimin koordinatlarına monte eden ve “Muş Türküsü”nü objektivitesiyle icra eden tüm TRT sanatçılarına ve yönetim kadrolarına kadirbilir hemşerilerimiz adına teşekkür ediyorum. Özellikle TRT Genel Müdürü Sayın İbrahim Şahin in “müdir irade” diye tanımlanabilecek, rotasını hakikate endekslemiş, bu toprağın değerlerini esas alan yönetim politikasının, her türlü takdirin üzerinde olduğunu özellikle belirtmek istiyorum. Bu samimi duygularla; eski parlamenterimiz Sayın Nazmi Önder in ve hepimizin hocası Sayın Aziz Turan Güner in, can dostumuz, kardeşimiz Sayın Metin Coşkun un MUŞ-DER i yaşatma gayretlerini şükranla kaydediyorum. Onların şahsında tüm hemşerilerimi en samimi duygularla selamlıyorum. Sayın A.Samet Korkmaz, sayın İbrahim Topçu, sayın Ali Erikli ve sayın Adil Demir in yönetsel katkıları, kelimelerin boyutlarına sığmayacak kadar anlamlıdır, kendilerini kutluyorum. MUŞ-DER in kuruluşuna maddi ve manevi katkılarını esirgemeyen Devlet Bakanımız Sayın Zafer Çağlayan a, Sayın Metin İlci ye, Sayın Cemil Alimoğulları na, Sayın Atilla Eren e ve Sayın Orhan Fırat a özellikle şükran borcumuz vardır. MUŞ-DER, elbette “Muş Türküsü”nün manevi ikliminde soluk alanların ruh dünyasından filizlenmiştir. Bundan sonra, Muşluların o saygın kimliklerinin ayrılmaz bir parçası saydıkları “Havada Bulut Yok” türküsünü şu veya bu platformda icra edeceklerin, bu kutsal kimliğe azami ölçüde saygılı olmaları, kendi onurlarının kriterleriyle doğru orantılı olacaktır” dedi Muş Ovası Gazetesi


