MŞÜ İlahiyat Fakültesi’nin, “Medrese Geleneği ve Modernleşme Sürecinde Medreseler” başlığıyla düzenleyeceği uluslararası sempozyuma, Türkiye’den ve dünyadan bir çok alimin katılacağı bildirildi.
MŞÜ İlahiyat Fakültesi Dekanı ve sempozyumun düzenleme Kurulu Başkanı Prof. Dr. Fethi Ahmet Polat, yaptığı yazılı açıklamada, Türkçe, Kürtçe, Arapça ve İngilizce olarak dört dilde hazırlanacak sempozyumda, “Medreseler, Medreselerde Eğitim-Öğretim, Modernleşme Sürecinde Medreseler, Medreselerin Mevcut Durumu ve Geleceği” başlıklı konuların yer alacağını belirtti.
Hazırlıklarına 1 Ocak 2012 itibariyle başlanılan sempozyumun, 5-7 Ekim 2012 tarihinde gerçekleşeceğini kaydeden Polat, şunları bildirdi:
“Üniversite olarak Türkiye’nin ihtiyacı olan bilimsel çalışmaları öncelemeye, desteklemeye ve gerçekleştirmeye çalışıyoruz. Bu sempozyum da İlahiyat Fakültemizin, ilahiyat alanına çok önemli bir katkısı olacak. Hedefimiz bugüne kadar tartışılmayan bir konuyu, uluslararası olarak bilimsel alana taşımak ve buna öncülük etmek. İnşallah sempozyumun, uluslararası çapta üne sahip çok değerli misafiri olacak. Türkiye’de ilk defa tartışılacak olan bir konuyu gündeme taşıdık ve böylelikle Üniversite olarak büyük bir çalışmanın sorumluluğunu üzerimize aldık. Bu sempozyum, Türkiye’de ilahiyatta önemli bir kapıyı aralayacak.”
MŞÜ İlahiyat Fakültesi olarak düzenleyecekleri sempozyumda, medreselere karşı geç kalmış bir görevin ifa edileceğini kaydeden Prof. Dr. Polat, Cumhuriyetin ilanından sonra “Tevhid-i Tedrisat” ile eğitimin tek elde toplamaya dönük adımlar atıldığını anımsattı.
Polat, şöyle devam etti:
“Bu adım dağınık durumdaki eğitim kurumlarının müfredatını belli bir çerçeveye yerleştirmişse de, cins kafaların yetişmesine imkan veren bir yapıya ve programa sahip bağımsız eğitim kurumlarının sonunu getirmiştir. Özellikle dini ilimlerde tebarüz eden bazı medreselere, süreç içinde tırpan vurulması, mevcutların da bir zaman sonra devlet ideolojisine paralel bir eğitime mecbur ve mahkum edilmesi, dindar halk kesimlerinin, resmi okullardansa, gayri resmi medreselere rağbet etmesine yol açmıştır. Laiklik ilkesinin devleti yönetenlerce benimsenmesinden sonra, Türkiye’de devlet erkiyle temelden bir çatışma içerisine düşürülen medreseler, bugüne kadar maruz kaldığı muameleye ve maddi manevi pek çok zorluğa, arkasındaki halk desteği sayesinde tahammül edebilmiştir. Devleti kuran iradenin, medreselere önyargılı yaklaşımı, medreselerin de devlet eliyle kurulan dini müesseselere farklı bakmasına yol açmıştır. Çünkü Cumhuriyetin kuruluşundan bu yana devlet erkinin dindarları kontrol altında tutma arzusu, din eğitimini kontrol altına alma arzularını da kışkırtmış ve bu iştihayı tatmin için İmam Hatip Liseleriyle, İlahiyat Fakülteleri kurulmuştur.”
Tüm olumsuzluklara rağmen, dünyanın ve Türkiye’nin geldiği noktada, hem devlet eliyle kurulan dini müesseseler hem de devlet ideolojisinin yan baktığı medreselerin müşterek platformlarda buluşmaya, düne nispetle bugün çok daha yakın olduğunu açıklayan Polat, bu çerçevede Diyanet İşleri Başkanlığı gibi resmi kurumların, medreselerle resmi, gayri resmi düzeyde kurmaya başladığı ilişkilerin, bu kaçınılmaz buluşmanın müjdecisi mahiyetinde olduğunu belirtti.
Polat, “Umarız bu adımın arkası gelir ve daha özel başlıklar taşıyan sempozyumlar, paneller, forumlar, konferanslar, seminerler, kitaplar, dergiler ve diğer akademik çalışmalar yoluyla medreseler Türkiye’deki entelijansiyanın gündemine girer” dedi.
Anadolu Ajansı


