Muş İnanç ve Adalet Platformu Mısırın halk tarafından ilk seçilen ve darbeyle devrilen Cumhurbaşkanı Muhammed Mursinin idam cezasına çarptırılmasına karşı basın açıklaması yaptı.
Yazılı olarak yapılan basın açıklamasında, 4000 yıllık kadim bir medeniyete sahip olan Mısır, günümüze kadar kendileri değişen ancak ünvanları değişmeyen yüzlerce firavun yönetimi görmüş ve Mısır halkları bu yönetimler tarafından zulmün her türlüsüne maruz kalmıştır. Bu zulmün son halkası olan ve 40 yıl ülkeyi zulümle yöneten Hüsnü Mübarek rejiminin,seçim ve meşru halk devrimi ile alaşağı edilmesinin ardından, Mısır tarihinin ilk sivil Cumhurbaşkanı olan Muhammed Mursi, Ortadoğuda ve İslam dünyasında sürekli karışıklık ve kaos ortamı isteyen Batı Dünyası ve onun bu bölgedeki işbirlikçilerinin desteği ile 03.07.2013 tarihinde gerçekleşen askeri darbeyle yönetimden düşürülmüştür. Mısırda yapılan bu darbe hukuka ve insan haklarına aykırıdır. Bu yapılan, hukukun üstünlüğü ve insan haklarını ayaklar altına alan darbelerden biridir. Yetkisiz bir şekilde gasp edilen iktidar, meşru ve halk tarafından seçilmiş olan hükümete yani halka iade edilmesi gerekirken, darbe hükümetinin hukuksuz yargısı tarafından tamamen siyasi mülahazalarla önce 528 İhvan-ı Müslimin Hareketi taraftarı idama mahkûm etmiş ve akabinde 2013 yılından beri Mısır zindanlarında tecrit edilen Muhammed Mursi de 106 arkadaşı ile birlikte idama mahkum edilmiştir denildi.
Ayrıca açıklamada şu ifadelere yer verildi: Muhammed Mursi ve arkadaşlarının idama mahkûm edilmeleri, karşın Batı Dünyasının tavrı da hayret-i muciptir. Aslında batı için dünya barışının hiçbir önemi yoktur. Sadece onların çıkarları vardır, yaklaşık iki yıldır Mısırı darbe yasaları ile yöneten Sisi yönetimine hiçbir yaptırım uygulanmamış, dünyanın gözleri önünde yapılan bu darbeye darbe dahi denilememiş ve hatta sanki Mısırda meşru bir yönetim varmış gibi Sisi yönetimini muhatap alarak çıkar ilişkilerini devam ettirmişlerdir.
Şunu da belirtmek isteriz ki; Mısırda gerçekleşen darbenin ve ardından verilen idam kararlarının en önemli taraflarından biri de işgalci İsraildir. Darbe ve ardından gelen idamların İsrailin bölgedeki çıkarlarının ve güvenliğinin korunması olmadığını düşünmek eğer cehalet söz konusu değilse, kötü niyettir. ABD ve Avrupa ülkeleri yönetimlerinin Mısırda gerçekleşen darbe ve ardından gelen idam kararları karşısında ikiyüzlütavır sergiledikleri doğrudur ve Mısır’da yaşanan katliamın suç ortağıdırlar. Darbenin yaşandığı günden bu yana sessizliğini koruyan ve neredeyse hiçbir krizde fonksiyonunu icra edemeyen İslam İşbirliği Teşkilatı yaşanan katliamda en az diğer uluslararası kuruluşlar kadar sorumludur.
Ortadoğu ve Arap dünyasındaki ülkelerin yöneticiler de Batı dünyasından hiç de geri kalmamış ve Mısırda yapılan bu askeri darbeyi ve verilen idam kararlarını ancak seyretmişlerdir. Ortadoğu ve Arap Coğrafyasının en büyük ülkelerinden biri olan Suud yönetimi, kendi güdümünde olan diğer körfez ülkeleri ile birlikte Muhammed Mursinin darbeyle görevinden alınmasını alkışlamış ve darbeci General Sisiye en büyük maddi desteği vermişlerdir. Darbeye destek vermeyen Türkiye gibi bölge ülkelerinde ise ancak iç siyasete malzeme yapılacak kadar gündem olmuş ve onun ötesinde hiçbir ciddi adım atılmamıştır. Bizler şunu biliyoruz ki, ABD, İsrail, Avrupa ülkeleri ve onun bölgedeki işbirlikçileri İslam dünyasında hiçbir zaman barışın ve adil bir yönetimin gelmesini istememektedir, Mısırı, 40 yıl zulümle yöneten Mübarek yönetiminin halkın iradesi karşısında yıkılışı, bölgedeki işbirlikçi yönetimler başta olmak üzere tüm zalim ve baskıcı krallık ve diktatörlükleri telaşlandırmış ve bu telaş sonucunda yine ezilen bölgenin mazlum halkı olmuştur.
Ancak bizler şunu da biliyoruz ki, Baskı ve zulüm ile bölge halklarını Müslüman olan veya olmayan ayrımı yapmadan yıllarca ezen yönetimler, verdikleri bu idam kararlarıyla bölge halklarının yeniden yeşermeye başlayan özgürlük, adalet ve barış mücadelesi ateşini söndürmeye çalışsalar da Onlar o zulmedenler nasıl bir inkılapla devrileceklerini yakında görecekler (Şuara Süresi 227) ilahi mesajı gereğince bu hedeflerine asla ulaşamayacaklardır. Buna rağmen halkın iradesini hiçe sayıp zulümlerine devam ederek, bu idamları gerçekleştirseler bile şunu iyi bilmelidir ki, bölgede akan her bir şehit kanı mazlum halkın tevhit, adalet ve özgürlük mücadelesinin yeniden filizlenmesine ve Sakın Allahı zalimlerin yaptıklarından habersiz sanma Allah onları gözlerin dehşetle bakakalacağı gün erteliyor (İbrahim Süresi42) kadim müjdesi gereğince de zalimlerin sonunun nasıl olacağının ortaya çıkmasından başka bir işe yaramayacaktır. Son söz olarak da, bu darbeyi, uluslararası ve yerel işbirlikçilerini hiçbir istisnası olmaksızın mücrim ilan eder, dünyanın tüm adil ve hukukun üstünlüğüne inanan insanlarını Mısır halkının seçilmiş tek meşru lideri olan Mursinin arkasında durmaya davet ediyoruz. Zalimler İçin Yaşasın Cehennem.
Muş Manşet Gazetesi


