Memur Sen, toplu görüşmelerde, sendikalarının Başbakanla görüşmesinin şaibe olarak nitelendirilmesine tepki gösterdi. Memur Sen Başkanı Bayram Güler, Yunanistan Başbakanıyla görüşecek halimiz yok elbette.
Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı’yla görüşeceğiz ve bu amaçta ne yapılması gerekiyorsa ona göre hareket edeceğiz dedi. Memur Sen Başkanı Bayram Güler yaptığı açıklamada: “Giyim yardımının nakdi ödenmesi, promosyonların tamamının çalışanlara verilmesi başta olmak üzere birçok konuda genelge yayımlattık. Kamu görevlilerinin lehine sonuç çıkarmak için Başbakan’la görüşmeye devam edeceğiz. 2008 yılında yetkili konfederasyon sıfatına son verdiğimiz, 2010 yılında genel başkanının sendikasının yetkisini sona erdirdiğimiz Konfederasyonun toplu görüşmede varılan mutabakatla ilgili beyanlarını, sürekli kaybeden ve kazanma imkanı olmayan tarafın hezeyanları olarak görüyoruz. Mutabakat metnini imzalamamasının gerekçesini “taban aylığında artış yapılmaması” olarak göstermeye çalışıyor. Ancak, bu Konfederasyon yetkili olduğu 2008 yılında taban aylığında artış teklifi olmayan Mutabakat Metni’ni imzaladığını herhalde unutmuş ya da o metni hiç okumadan imzalamış. Gerçi bu Konfederasyon da okumadan imzalama alışkanlığı var. İçeriğinde “iş güvencesinin tartışılmasını” öngören bir metni imzalayan bu Konfederasyonu, yerinde müdahalemizle bu ayıptan kurtarmıştık. Geçmişin yetkilisi bu Konfederasyon, bu yılki toplu görüşmelerden önce gizli pazarlık yapıldığı iftirasına sığınarak “kendi hatasını itiraftan kaçınıyor”. Toplu görüşmeden önce pazarlık yapıldıysa, 15 gün boyunca niye ifade etmedin. Son turda, sürekli olarak taleplerini niye aşağıya çektin. 100+100 TL ile başladığın taban aylığı talebini 25 TL, ilk taleplerinde rakamsal karşılığı olmayan daha sonra mali haklar komisyonunda 118 TL olarak ifade ettiğin ek ödeme talebini 50 TL’ye çekerken amacın ve hedefin neydi. Madem pazarlık daha önce sonuçlandırılmıştı. Taleplerinde niye ısrarcı olmadın. Taleplerindeki bu hızlı düşüşlerle ulaşmak istediğin sonuç; heyet başkanı sıfatıyla kamu görevlilerinin haklarını artırmayı amaçlayan Memur-Sen’in daha düşük rakamlı tekliflerle köşeye sıkışmasını sağlamak mıydı? Kim bilir? Belki de, kamu görevlileri önemli değil yeter ki Memur-Sen başarılı olmasın, çocukluğuyla hareket ettin. Grev kırıcılığından sonra sayende “sözleşme kırıcılığı” da sendikacılık literatürüne girmiş oldu. Yoksa, “imzalarsan referandumda Evet’e katkı olur, imzalama” emri mi aldın? Kamu görevlilerimizin bizi teşekkür yağmuruna tuttuğu, diğer Konfederasyonların yalanlarla süslü çamur atmaya çalıştığı fiili toplu sözleşme’yi değerlendirmek istiyorum. Bu sözleşmeyle; 2011 yılında kamu görevlilerinin aylık ve ücretlerine birinci altı ay için %4, ikinci altı ay için %4 olmak üzere yıllık %8,16 artış yapılacak. Merkez Bankası’nın 2011 enflasyon tahmininin ortalama 5,3 olduğu dikkate alındığında, maaş artış oranının enflasyon tahmininin üzerinde olması sağlanmıştır. Hatta, maaş artış oranı en yüksek enflasyon tahmini olan %7’nin de üzerinde olmuştur. Bu kıyaslamada ek ödeme, toplu görüşme ikramiyesi ve eş yardımı da dikkate alınmamıştır.
Evli, 3 çocuklu, eşi çalışmayan sendika üyesi 14/2’deki bir hizmetlinin 2011 Temmuz maaşı 1541 TL olacak. Bunun anlamı, en düşük memur maaşında yıl sonu itibarıyla %18 artış gerçekleşmesi Çalışmayan eş için yapılan aile yardımında, %8’lik artışa ilave yıllık bazda 40 TL artış sağlanmış, asıl önemlisi sözleşmeli personelinde bu yardımdan yararlanması sağlanarak onların aylıklarında 1 Ocak 2011’dan itibaren 114 TL’lik ilave bir artış olacak, 1 Temmuz 2011’de ise bu artış yaklaşık140 TL’ye ulaşacak. 2008 yılında üzerinde mutabakata varılan ve 2009 ve 2010 yıllarında herhangi bir artış yapılmayan ek ödemelerde; 2011 Ocak’tan geçerli olmak üzere en düşüğü 80 TL artış yapılmıştır. Toplu görüşme ikramiyesi, yeniden hayata geçirilmiş ve 3 ayda bir sendika üyesi kamu görevlilerine 45 TL ikramiye ödenmesi sağlanmıştır. Bunların yanında; Toplu sözleşme sürecine yönelik mevzuat tasarısı hazırlık çalışmalarına başlanması diğer bir ifadeyle toplu sözleşmenin hukukunun ortaya çıkarılması, TBMM’ne sevk edilen ve 657 sayılı Kanunda değişiklik öngören Kanun tasarısının, Konfederasyonların görüş ve önerilerini almak amacıyla Kamu Personeli Danışma Kurulu’nda değerlendirilmesi, Önlisans mezunu diyanet işleri başkanlığı personeline sınavsız olarak lisans tamamlama hakkı verilmesi,
Öğretmen dışında kalan MEB çalışanlarının (hizmetli, memur, teknisyen vb.) görev tanımlarının yapılması, bu personelin atama ve yer değiştirme işlemlerinin düzenlenmesi konusunda bir çalışla yapılması, Kamu görevlilerinin 2010 Yılı “Sağlık Uygulama Tebliği” ve tedavi yolluklarıyla ilgili hüküm ve uygulamalar nedeniyle yaşadıkları mağduriyetlerin giderilmesi, Sağlık Bakanlığında 657 sayılı Kanunun 4/B maddesi ve 4924 sayılı Kanun kapsamında istihdam edilen sözleşmeli personelin; istihdamları, sorumlulukları, mali-sosyal ve özlük hakları açısından tek çatı altında toplanması hususunda çalışma yapılması, Sözleşmeli İmam ve Kur’an Kursu öğreticilerine ek ders ücreti verilmesi konusunda çalışma yapılması, Belediye çalışanlarının aylıklarının zamanında ödenmesi konusunda Başbakanlık Genelgesi yayımlanması, Sağlık Bakanlığı personeline 375 sayılı KHK kapsamında ödenen ek ödeme ile döner sermaye ödemeleri arasında yıllık bazda yapılan mahsuplaşmanın, aylık bazda gerçekleştirilmesi, Devlet Memurlarının Yer Değiştirme Suretiyle Atanmalarına Dair Yönetmeliği 15 nci ve EK 1 inci maddelerinin, bu maddelerin uygulanması konusunda ortaya çıkan ve Konfederasyonlar tarafından tespit edilen sorunlar çerçevesinde ilgili kurumların da görüşleri alınarak değerlendirilmesi,
Sözleşmeli personele eş durumu özrüne dayalı yer değiştirme hakkı verilmesi, Sözleşmeli personelin yöneticilik yapabilmesi, Sözleşmeli personel pozisyonlarının iptal edilmesi durumunda, bu personelin diğer sözleşmeli personel pozisyonlarına yerleştirilmesinde objektif sistem kurulması, İlk defa sözleşmeli personel alımının söz konusu olması durumunda, öncelikle kurum içi ilana çıkılarak boş pozisyonların kurum içinden doldurulması akabinde boşalan pozisyonlar için dışarıdan personel alımı yoluna gidilmesinin değerlendirilmesi, Sözleşmeli personelin Hac’da görevlendirilmesi,
Sözleşmeli personele sürekli görev yolluğu ödenmesi konusunda çalışma yapılması,
Konaklama ücretindeki 10 günlük sınırın kaldırılması konusunda çalışma yapılması,
Sözleşmeli personelden sözleşme ücreti damga vergisi alınmaması ya da bunun kurum tarafından karşılanması, 4/B statüsünde istihdam edilen sözleşmeli personel ile 5393 sayılı Kanuna göre istihdam edilen sözleşmeli personelden emsali Devlet memuru ile kıyaslandığında aylık olarak daha düşük ücret alan sözleşmeli personelin ücretlerinin emsali Devlet memuru seviyesine çıkarılması, Taşınır kayıt kontrol yetkililerinden kefalet sandığı aidatı kesilmemesi ya da bu personele kefalet aidatı kesinti miktarına denk gelecek tutarda ilave tazminat ödenmesi, KİT lojman ücretlerinden KDV alınmamasının değerlendirilmesi, gibi kamu görevlilerini memnun eden, sözleşmeli personelin de kadroya geçme umudunu artıran talep ve konular Mutabakat Metni’nde yer almıştır.
Sözleşmelilere dağıtılacak olan Mutabakat Metni’nin içeriğinde yer almasını sağladığımız mali, özlük ve sosyal hakları, Memur-Sen ve teşkilatları olarak göğsümüzü gere gere anlatacağız ve sahipleneceğiz. Kamu görevlileri biliyor ki; Memur-Sen varsa başarı var, Memur-Sen varsa kazanım var. Bunun için Memur-Sen, 400.000 üyeyle ülkenin en büyük sivil toplum kuruluşu ve yetkili konfederasyon. Bize duyulan bu güvenle çıtayı yükseltiyoruz. Yeni hedeflerimiz, kamu görevlilerine dayatılan siyaset yasağını kaldırmak ve grev hakkını söke söke almaktır. Biz inanıyoruz. O halde bu haklara hazır olun. Bu duygularla, Ramazan Bayramını kutluyor, kamu görevlilerinin ikinci bir bayram yaşamasına imkan sağlayan Mutabakat Metni’ne “Evet” demenin mutluluğunu bizlerle paylaştığınız için teşekkür ediyorum” şeklindeki ifadelere yer verdi. Memur-Sen’ konfederasyonunun 2010 yılı içerisinde ortaya koyduğu performansa yönelik yaptığı değerlendirmesinde, 2010 yılı kamu görevlileri için kazanım yılı haline getirmiştir” dedi. Konfederasyonun bugün geldiği noktada başarılı çalışmalar yürüttüğünü belirterek Uluslararası Demokrasi Kongresi” ile başlayan kazanım sürecinin, Demokratik ve Sendikal Haklar Çalıştay ile devam ettiğini ve 12 Eylül anayasa değişikliğinde yer alan toplu sözleşme hakkının yer alması ile gidişatın daha başarılı konumlara ulaştırıldığını işaret ederek, toplu sözleşmeler bakımından uzan zamandan beri devam eden sürece yönelik olarakta, “Uluslararası Demokrasi Kongresi” ile başlayan kazanım süreci; “Demokratik ve Sendikal Haklar Çalıştay”ı ile Abant’ta devam etti. Bu sürecin sonunda, kamuoyu gündeminde yer alan Anayasa Değişikliği Paketi’nde kamu görevlilerinin toplu sözleşme hakkının yer almasını sağladık. Bütün bu gelişmelerin sonunda, “2010 yılında fiili toplu sözleşme imzalamak istiyoruz” kararlılığıyla toplu görüşme masasına oturduk. Bu kararlılıkla yürütülen mücadeleyle; son toplu görüşme masasında fiili toplu sözleşmeyi imzaladık. Anayasa Değişikliği Paketi’nin kabul edilmesiyle birlikte toplu sözleşme hakkının ikincil mevzuatının yürürlüğe girmesini sağlayarak, 2011 yılında toplu sözleşme masasıyla haklarımızı arayacağız.2010 yılı toplu görüşmelerinin sona ermesinden hemen sonra; rakiplerimiz haddini aşan, haksız olan, gerçek olmadığı kendileri tarafından da bilinen beyanlar içeren basın açıklamaları yaptılar. Kızmıyoruz, küsmüyoruz ama rakiplerimizin bu kadar küçülmesinden de üzüntü duyuyoruz. her iki rakibimizin yalanlara sarılmak konusundaki ortak tavrı, üzüntümüzü derinleştiriyor.Rakiplerimizden biri, masayı meşru görmediğini ifade ederek kamu görevlilerinin mali haklarına ilişkin kazanımlarımızı gölgelemeye çalışıyor. Oysa, bu rakibimiz gayrimeşru ilan ettiği masaya 4 kez oturmuştur. Üstelik hepsinde kamu görevlileri lehine bir kazanım elde etmeden masadan boş kalkmıştır. Bu yıl bu rakibimizin genel başkanı, meşru görmediği masaya “toplu görüşmeyi erteleyelim” teklifi getirmiştir. Madem, meşru değil niçin teklif ediyorsun. Madem teklif edecek kadar meşru görüyorsun; bu masada enflasyonun üzerinde artış sağlayan, iki yıllık ek ödeme hasretine son veren, aile yardımında 40 TL artış sağlayan, sendika üyelerine 3 ayda bir 45 TL ikramiye verilmesinin yolunu açan Memur-Sen’i alkışlamaktan niye korkuyorsun. Üstelik de; kamu görevlilerinin mevcut sorunlarının bir çoğunu çözüme kavuşturacak, sözleşmeli personeli kadroya biraz daha yaklaştıracak hükümler içeren 60’ı aşan konunun yer aldığı listeleri niye görmezden geliyorsun. Yoksa, sözleşmeli personelin çocuk yardımı, eş yardımı almasını istemiyor musun? Yoksa, tedavi yolluklarının artmasını talep etmiyor musun? Kim bilir? Belkide, 657 sayılı Kanun değişikliğinin Konfederasyonların görüşü olmaksızın TBMM sevkinden rahatsızlık duymuyorsun” denildi. Muş Ovası Gazetesi


