Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde (TBMM) Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Muş Milletvekilleri Sırrı Sakık ve Nuri Yaman rüzgarı esti. Ak Parti Muş Milletvekili Seracettin Karayağız’ın da müdahil olduğu oturumda ilk konuşan Nuri Yaman, 4 yıldır randevu alamayan Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürü’ne ateş püskürürken, Sırrı Sakık ise Başbakan Erdoğan’ın ‘platonik aşk’ iddiasını sert bir dille eleştirdi.
TBMM Genel Kurulu’nda, Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasını Öngören Kanun Teklifi’nin 6 maddesi kabul edildi. Temel kanun olarak görüşülen oturumda söz alan BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman bazı yoksul öğrencilerin taleplerini iletmek için Kredi ve Yurtlar Kurumu Genel Müdürü Hasan Albayrak ile görüşmek istediğini, ancak tüm çabalarına rağmen 4 yıl boyunca Albayrak’ın kendisi ile görüşmediğini söyledi. Albayrak’ın bu tutumunun AK Parti iktidarının partizanlığından kaynaklandığını iddia eden Yaman, Devlet Bakanı Faruk Nafiz Özak’tan, Albayrak hakkında gerekli işlemi yapmasını istedi.
Kredi ve Yurtlar Kurumu’na çok ihtiyaç duyulan bir bölgenin milletvekili olduğunu söyleyen Yaman; “Muş milletvekili olarak ben Sayın Genel Müdürü dört yıldır kovalıyorum, deyim aynen bu. Üzülerek bu sözcüğü kullanıyorum. Bürokraside uzun süre yıllarını veren bir mülki idare amiri olarak burnu tavanda ve Kafdağı’nda olan bir Genel Müdürün tutumunu sizlerin gözlerinin önüne tanıklarıyla, isimleriyle sermek istiyorum. Evet, çok Sayın Genel Müdür herhâlde soyadından ve belki de -Sayın Bakanım ben affetsinler- Sayın Bakanımın hemşehrisi olarak Trabzonlu olmanın verdiği o Kafdağı’ndaki burnuyla bir milletvekilinin dört yıl içinde özel sekreterini de bürosuna göndermesine rağmen görüşmemenin ve onunla muhatap olmamanın hesabını burada mümkünse Sayın Bakan versin.
Ak Parti Muş Milletvekili Seracettin Karayağız’ın da müdahil olduğu tartışmaların ardından konuşmasına devam eden Yaman; “Ben tanıklı konuşuyorum, ben ispatlı konuşuyorum. Dört yıl Sayın Genel Müdüre biz birtakım isteklerimizi bildirmek için başvurduğumuzda hiçbir kapıyı açamadık. Sağ olsunlar, Sayın Bakanıma bizzat kendim verdim ve teşekkür ediyorum. Hatırlarlarsa, aynı akşam, gece saat 11.30’da beni aradılar, teşekkür ediyorum. Yine, o yoksul ailelerin çocukları için biz yurt isteklerini Sayın Başbakan Yardımcısı Bülent Arınç Beyin özel kalemine ve kendisine vermek suretiyle kendisine ilettik ve Sayın Başbakan Yardımcımız, Sayın Arınç ertesi gün özel kalemiyle bizi arayarak isteklerimizin ilgili kişiye iletildiğini söyledi. Bakın, bir muhalefet milletvekili olarak, sizler beni dinlerken keyifleriniz yerinde. Gayet rahat, sizin yazdığınız yazılarla, sizin özel kuryelerinizle nasıl oraya isteklerinizin gittiklerini bilen bir kişiyim. Bunun yolunu da bürokrasiden gelen bir kişi olarak çok iyi biliyorum. Sayın Karaman Milletvekili komşum, eğer Sayın Mevlüt Akgün buradaysa, özel kalemiyle beraber, onun istekleriyle beraber, onun imzasıyla beraber bu ricalarımı da yine burnu Kafdağlarında olan o “Sayın Genel Müdürüne” gönderdiğimizi de burada sayın arkadaşımızın da kanıtlamasını istiyorum. Allah aşkına, nedir sizin bu kibriniz? Nedir sizin bu kendinizde olan, bu Kafdağlarda dolaşan bu yapınız. Yoksa, Albayrak soyadından mı yararlanıyorsunuz? Evet, Albayrak’ların ayrıcalıklarını biliyoruz. Sayın Başbakanın dünürlerinin her alanda, medyada, özel birtakım ihalelerde, hele hele belediyelerin taşıma ihalelerinde neler yaptığını gayet iyi biliyorum” diye konuştu.
Sakık’tan Karayağız’a Tepki
Daha sonra konuşan BDP Muş Milletvekili Sırrı Sakık ise, konuşmasında Seracettin Karayağız’a da tepki gösterdi. Soyadı Karayağız olan birinin asıldığını söyledi. “Biraz önce Muş Milletvekilimiz Nuri Yaman konuşurken çok büyük tepkiler AKP Grubundan geldi. Hep burada deriz, ‘Ya, bir miktar empati yapın’ Yani biz dört yıldır eğer devletin kurumlarına ulaşamıyorsak ve yoksul illerin milletvekilleriysek, burada bireysel bir talebimiz yok, halkımızla ilgili taleplerimiz var. Üzülerek izledim, Muş Milletvekilimiz de tepki gösteriyordu. Bugüne kadar bir tek vekilin ismini vererek burada konuşma yapmadık, çok şık da bulmadık, ama o arkadaşımız şunu iyi bilsin soyadı Karayağız. Bu cumhuriyet, son dönemlerden bugüne kadar, 1925’lerde de, Şeyh Sait İsyanı’nda Şark İstiklal Mahkemeleri kurulduğunda da onun gibi kara yağız birilerini Türkçe bilmedikleri için ipe astılar. Bunu Savcı Süreyya anılarında anlatır. Üzülerek söylüyorum. Yani bu ülkede Kürtlere farklı politikalar uygulandığını en çok sizler de biliyorsunuz. Benim ilimin milletvekilinin kendi ilinin vekiline tepki göstermesini gerçekten anlamakta zorluk çekiyorum. Biz, burada, ilin sorunlarını ve Türkiye’nin sorunlarını gündeme getiriyoruz. Onun için, biraz vicdan” dedi.
Kurtlarla Dans Ediyoruz
Konuşmasında Başbakan Erdoğan ‘platonik aşk yaşıyorlar’ sözlerini sert bir dille eleştiren Sakık sözlerini şöyle sürdürdü; “Sayın Başbakan bize “Platonik aşk yaşıyorsunuz.” diyor. Sayın Başbakan da şunu iyi bilsin: Biz siyaseten platonik aşk yaşamayız. Biz, feda kültüründen geliriz, bir halkın özgürlüğü için özgürlüğümüzü feda ederiz, bir halkın dili ve kültürü için kendi bedenimizi ölüme yatırırız. Bunu siz çok iyi bilirsiniz. Onun için, çok ahlaki, Türkiye demokrasi güçlerinin birliğini savunduğumuz için Sayın Başbakanın çıkıp bunları söylemeye hakkı yok. Platonik aşk kimler yaşıyorsa o onların sorunudur. Biz platonik milatonik yaşamayız, bu işin bedelini de öderiz. 1990’lardan bugüne kadar alın bakın, Barış ve Demokrasi Partisi ve geldiği gelenek, nasıl bedenini. Cezaeviyse cezaevi, ölümse ölüm, ne bedelse bu bedeli ödüyor. Onun için, biz platonik aşk değil, biz kurtlarla dans ediyoruz halkımızın özgürlük mücadelesi için. Kimse bizi bu boyutuyla suçlamasın. Bunun bedeli ağırdır. Tercihimiz değil. Bu tekçi, bu Türkçü politikalar devam ettiği müddetçe biz bu mücadelemizde Türkiye demokrasi güçleriyle birlik olacağız. Ama biz birkaç partinin birliğinden bahsederken bazı partiler beyninde bir bahar temizliği yapabilirse, biz, onlarla, Türkiye demokrasi güçleriyle buluşmaya hazırız. Ama beyninde bahar temizliği yapmazsa, dönüp hâlen “Varlığım Türk varlığına armağan olsun.” anlayışıyla hareket edenlerle işimiz olmaz. Biz, özgürlük ve demokrasi mücadelesinde bu noktada birlikte olabilecek yol arkadaşlarımızı biliyoruz. Biz, dünden bugüne kadar da eğer bizi iyi tanıyorsanız, bizi iyi takip ediyorsanız, biz 1995’lerden bugüne kadar sevgili arkadaşlar, parti olarak, bağımsız olarak grup kurma şansımız varken Türkiye demokrasi güçlerinin birliği adına 1995’ten 2007’ye kadar bu sol blokla hareket ettik. Bundan da hiçbir pişmanlığımız yok. Biz ilkeliyiz ama ilkesiz olan, halkın iradesinin karşısına barikatlar oluşturanlardır. İlkesiz olanlar, halkın renginin bu Parlamentoya yansımasının önünde 12 Eylül’ün, Kenan Evren’in, Siyasi Partiler Yasası ve Seçim Kanunu’na sığınanlardır. Onun için biz ilkeliyiz. Herkes bizi bu noktada iyi bilir.”
Şark Telgraf Gazetesi


