Barış ve Demokrasi Partisi (BDP) Muş Milletvekili Nuri Yaman, “Sırf popülizm ve oy avcılığı için Norşin’e Norşin demek ve sonra üç maymunu oynamak siyasi ahlaka sığmıyor, hükümet samimiyse köy ve yer isimlerini derhal iade etsin” dedi.
BDP Muş Milletvekili Nuri Yaman, Siirt Milletvekili Osman Özçelik’le birlikte Meclis’te düzenlediği basın toplantısında, 10 Aralık 1920 tarihinde yer isimlerinin Türkçeleştirilmesinin Millet Meclisi’nde gündeme geldiğini ve 1922 yılında da bir çok ilçe, köy, kasaba isminin Türkçeleştirildiğini söyledi. Demokratik açılımın koordinatörlüğünü yürüten İçişleri Bakanı Beşir Atalay’ın, açılımla ilgili yaptığı her konuşmada isimleri değiştirilen yerleşim birimlerine eski isimlerinin verilmesiyle ilgili çalışma yapılacağını söylediğini ifade eden Yaman şöyle konuştu: “Kürt halkına köylerin eski isimlerinin yeniden konulması adına yasal dayanaktan yoksun bir yöntemi önermek ve önce köyünüzde referandum yapın demek tam bir dayatmadır. Bu hükümetin aslında ne kadar samimiyetten yoksun olduğunun açık bir ifadesidir. Sırf popülizm ve oy avcılığı ile Norşin’e Norşin demek ve sonra da üç maymunu oynamak ne siyasi ahlaka sığmaktadır ne de Kürt sorununun çözümüne herhangi bir katkı sunmaktadır. Hükümet eğer bu konuda samimiyse köy ve yer isimlerini derhal iade etmelidir. Bunu sağlamak, bu topraklarda yaşayan bütün halklara Türkiye’nin boynunun borcu olmalıdır.”
Yaman, basın toplantısında Muş’un köylerinin Kürtçe ve Türkçe isimlerini gösteren de bir liste dağıttı.
Basın toplantısında söz alan Siirt Milletvekili Osman Özçelik ise Kurtalan Belediyesinin çöp konteynerlerinin üzerine Kürtçe yazılmasının ardından soruşturma başlatılmasını eleştirdi. Özçelik, “Savcılar ve mahkemeler, Kültür Bakanlığı’nın 2 bin 500 adet basılan Mem ü Zin Destanı’nı, 1353 sayılı Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki Hakkında Kanun’a aykırı olduğu gerekçesiyle toplatmıyor. Ama Kurtalan Belediyesinin iki kelimeden oluşan bir ibareyi ihtiva eden 30 çöp konteynırı yasaya aykırılık teşkil ettiği gerekçesiyle toplatılıyor ve Belediye Başkanı hakkında ceza davası açılıyor. AK Parti her konuda olduğu gibi Kürtçe konusunda da tekelci zihniyetini ortaya koymaktadır. Kürtçe Kürtlere yasak ama AK Partiye (propagandasına hizmet ettiği ölçüde) serbest. Yargının ve AK Partinin ilkesiz, tutarsız ve çifte standartlı tutumunun bizde saygınlık yaratması beklenebilir mi” diye konuştu.
Şark Telgraf Gazetesi


