KESK Muş Şubeler Platformu tarafından Sosyal Güvenlik Genel Sağlık Sigortası (SGGSS) ile ilgili basın açıklaması yapıldı. KESK Şubeler Platformu toplantı salonunda yapılan Basın Toplantısında Konu ile ilgili olarak açıklamayı KESK Dönem Sözcüsü Nimet Sezgin yaptı.
Sezgin yapmış olduğu basın açıklamasında, “AKP hükümetleri ısrarla halktan, emekçiden yana değil, IMF ve sermayeden yana uygulamaları bir bir devreye sokuyor. Israrlı ve kararlı mücadelemiz sonucu, 5510 sayılı Sosyal Güvenlik ve Genel Sağlık Sigortası Yasası Tasarısı’nın bazı maddeleri kamu emekçileri lehine Anayasa mahkemesi tarafından bozulmuştu. Uygulama tarihi iki kez ertelenen ve birkaç kez önümüze getirilen taslaklar aynı ideolojik zeminden ve anlayıştan beslendiği için özü korunmaktadır. Hükümetin hazırladığı yeni metinde, bırakalım Anayasa Mahkemesi kararı doğrultusunda bir düzenleme yapmayı, haklar yönünden eskisinden geri bir pozisyona düşülmüştür. Sonra yapılan toplantılarda da adeta “ölümü gösterip sıtmaya razı” etme gibi bir yol izlenmektedir.
Çalışanların kazanılmış haklarını ortan kaldıran Hükümet, aynı taslak metinde TBMM Başkanı ve Başbakana şartsız aylık bağlama imkânı getirmektedir. Emekliliği hak etmeyen milletvekillerine ve hak sahiplerine özel bir düzenleme ile temsil tazminatı adı altında aylık bağlamak istenmektedir. Kendilerine dönük bu kadar “cömert” olan Hükümet, sıra Sosyal Güvenliğe gelince sürekli “açık veriyor” demektedir. Çünkü hükümetin temel felsefesi sosyal devleti dışlayan, “piyasacı devlet”i önceleyen bir yaklaşıma dayanmaktadır.
“Yeni” diye sunulan taslak metinde de korunan bu yaklaşım, IMF ve Dünya Bankası tarafından sosyal hakları ve sosyal güvenliği mali piyasalara terk eden bir model olup başarılı olma olanağı yoktur.
Hükümet sürekli iki çalışanın bir emeklinin giderlerini karşıladığını ve ortada büyük bir açık olduğunu dillendirmektedir. Yine yasanın genel gerekçesinde beş farklı emeklilik rejiminin olduğu belirtilerek, aktüeryal olarak bir dengenin kurulmasının zorunluluğu vurgulanmıştır. Oysa biliyoruz ki, ülkemizde kayıt dışı ekonomi %65’lere ulaşmıştır ve asıl kara delik buradadır. Hükümet emeklilerle, emekçilerle, yoksullarla uğraşacağına, sağlığımız üzerinde hesaplar yapacağına kayıt dışını kayıt altına almalıdır.
Öte yandan Hükümet, geleceğimizi karartacak olan bu yasayı bir reform ve zorunluluk olarak sunmaktadır. Oysa ortada bir reform olmadığı gibi, eskinin de gerisine düşülmüştür. Emeklilik yaşı 65’e, prim ödeme gün sayısı 9000 güne çıkarılmaktadır. Emekli aylığı bağlama oranlarında “alt sınır” kaldırılarak, emekli aylıklarının düşürülmesi hedeflenmektedir. Ölüm aylığı bağlama şartı 900 günden 1800 güne çıkarılmıştır. Geçici iş göremezlik ödeneği günlük kazancın üçte ikisi iken, beşte üçe düşürülmüştür. Sakatların emekli olabilmeleri için gerekli 15 yıllık çalışma şartı 18 yıla çıkarılmıştır. Cenaze ödeneği asgari ücretin 3 katından 1 katına indirilmiştir. Riskli meslek gruplarında çalışanların fiili hizmet süreleri ve zammı yeniden düzenlenmiş, birçok meslek grubunun (örneğin posta dağıtıcıları, zabıtalar vb. emekçilerin) bu hakkı elinden alınmıştır.
Yeni düzenlemede her türlü aylık gelirinin tutarı net asgari ücretin üçte birinden az olan kişiler genel sağlık sigortalısı sayılmış, aylık geliri bugün itibariyle 139,6 YTL’nin üzerinde olan kişilerin her ay 73 ile 475 YTL arasında prim ödemesi öngörülmektedir. Yani 140 YTL ücret alan biri 73 YTL prim ödeyecektir! Soruyoruz, geriye kalan 67 YTL ile ay sonu nasıl getirilecek? Bırakalım bir ayı, milletvekilleri bu para ile bir gün geçirebilecekler mi?
Bu yasa, çalışanları tutsak edecek, kazanımlarını ortadan kaldıracak, çalışanlar ve kuşaklar arasında eşitsizlikleri derinleştirecektir. “Hastanelerde kuyruk sıkıntısı bitecek” diye kamuoyunu yanıltan Hükümet, bu tasarının yasallaşması. Muşun Sesi Gazetesi
NULL


