Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Muş Şubeler Platformu, geçen hafta Bakanlar Kurulu’nda onaylanan 4688 Sayılı Yasa’da yapılacak değişikliklere ilişkin yasa tasarısını eleştirdi.
Sendika binasında basın açıklaması yapan KESK Dönem Sözcüsü Necmi Erol; “2 ayı aşkın bir süredir Bakanlar Kurulu’nda görüşülmesi beklenen 4688 Sayılı Yasada yapılacak değişikliklere ilişkin yasa taslağı nihayet geçtiğimiz hafta Bakanlar Kurulu’nda onaylanmış ve TBMM’ye gönderilmiştir. Tüm çabalarımıza rağmen görüş ve önerilerimize yer verilmeyen yasa tasarısının bu hafta içinde TBMM’nin ilgili komisyonlarında ele alınması bekleniyor. Söz konusu yasa tasarısına ilişkin görüşlerimizi ve taleplerimizi kamuoyu ile defalarca paylaştık. Demokratik bir sendika yasasında olması gereken düzenlemelerin hiçbirisine yer vermeyen yasa tasarısını kabul etmeyeceğimizi defalarca ifade ettik. Grevli Toplu Sözleşme Hakkımızı, örgütlenme özgürlüğümüzü, özlük ve demokratik haklarımızı yok sayan, tamamen yandaş konfederasyonun taleplerine uygun olarak hazırlanan söz konusu yasa tasarısına ilişkin taleplerimizi ifade eden onlarca eylem ve etkinlik gerçekleştirdik. Son olarak 21 Aralık’ta tüm yurtta yüz binlerce kamu emekçisinin katıldığı grevimizde temel taleplerimize bir kez daha dikkat çekerek, bu taleplere yer vermeyen düzenlemelere karşı mücadelemizi sürdüreceğimizi vurguladık” dedi.
Toplu sözleşme hakkının ancak grev hakkı ile birlikte kullanıldığında anlam ifade eden bir hak olduğunu belirten Erol; “Bir kez daha altını çizerek vurguluyoruz. Toplu sözleşme hakkı, ancak grev hakkı ile birlikte kullanıldığında anlam ifade eden bir haktır. Ülkemizin altında imzasının bulunduğu uluslararası sözleşme ve anlaşmalarla bu hak güvence altına alınmıştır. Özellikle 87 ve 98 Sayılı Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) Sözleşmeleri, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ve Avrupa Sosyal Şartı sendikal hakları bir bütün olarak kabul etmekte, bu hakların bölünmezliğini temel almaktadır. Toplu pazarlık ve grev hakkının sendikal özgürlüğün ayrılmaz parçaları olarak değerlendirilmesi bu anlaşma ve sözleşmelerin ortak noktasıdır. Anayasamızın 90. maddesinin son fıkrası, bu sözleşme ve anlaşmaların iç hukukun üzerinde olduğunu tartışmasız bir şekilde ortaya koymaktadır. İşte bu nedenlerle grevli toplu sözleşme hakkı ile ilgili Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nde (AİHM) açılmış olan tüm davalar kamu emekçilerinin lehine sonuçlanmıştır. Bu davaların tamamında AİHM, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi’ne ve Uluslararası Çalışma Örgütü (ILO) normlarına atıfta bulunarak kamu emekçilerinin grev ve toplu sözleşme haklarının olduğunun altını tekrar tekrar çizmiştir. Bu davaların bir kısmında ülkemizin maddi ve manevi tazminata mahkum edildiği de bilinmektedir. Bizler, Anayasa’da, uluslararası sözleşme ve anlaşmalarda tanınan haklarımızın önündeki engellerin kaldırılması için fiili ve meşru mücadelemizi bundan sonra da kararlılıkla sürdüreceğiz” şeklinde konuştu.
Şark Telgraf Gazetesi


