8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeni ile bir araya gelen KESK Muş Şubeler Platformu üyesi bayanlar Cumartesi günü Belediye önünde basın açıklaması yaparak bayanlara gül vererek günlerini kutladılar.
Belediye meydanında düzenlenen açıklamada, “Bu yılki 8 Mart’ı sermayenin, krizin faturasını başta kadınlar olmak üzere emekçilere ekletmeye çalıştığı koşullarda karşılıyoruz. Kadının emeği, görünmeyen emek olmayı sürdürüyor. Sermayenin sömürü çarkları, dün olduğu gibi bugün de cinsiyete dayalı rol bölüşümü ve ayrımcılık sayesinde daha kolay işliyor. Kapitalizm, bu günde içine girdiği son krizi aşmak için yine cinsiyet ayrımcılığından yararlanmak istiyor. Dünya genelinde olduğu gibi ülkemizde de enformelleştirme, güvencesizleştirme, kayıt dışı çalıştırma uygulamaları, en fazla kadın emekçileri etkiliyor” denildi.
Basın açıklamasını okuyan Şube Sekreteri Meral Doğan, “Biliyoruz ki kapitalizmin tarihinde her kriz dönemi, çeşitli savaşlarla atlatılmaya çalışılmıştır, Bugün de yine benzer risklerle karşı karşıyayız. Dünya genelinde muhafazakârlaşmanın, milliyetçiliğin ve savaşların artmasından en fazla kadınlar etkileniyorlar. Milliyetçilik kadınların bedenlerini savaş alanına çeviriyor. Ve savaşlar kadınların her dilden yaktıkları ağıtları çoğaltıyor. Kriz her alanda var olan cinsiyet eşitsizliğini daha da derinleştirecektir. Ülkemizde bu konuda zaten kadınların aleyhine bir tablo söz konusudur. Kadınlar eğitim hakkından ve istihdam olanaklarından daha az yararlanmakladırlar. Kadınlar çalışmak istediklerinde iş bulamamakta; işe girerken ve iş yerinde ayrımcılığa uğramaktan dar, İşyerinde cinsel taciz, çalışan kadınlar için büyük bir kâbus durumundadır. Kayıt dışı sektör kadın emeğinin sömürüsü üzerinde yükselmektedir. İş güvencesinden yoksun olmaları, kadınların tacize karşı mücadele etmelerini güçleştirmektedir. Kadın istihdamının en yüksek olduğu kamuda çalışanların büyük bölümü ise alt kademelerde, düşük statülü işlerce toplanmış bulunmaktadır. Kamudaki neo-liberal dönüşüm ve krizin etkileri tüm bu olumsuzlukları daha da derinleştirecektir. Yürürlüğe konulan Sosyal Güvenlik Yasası, kadınların sosyal güvenlik, haklarını kısıtlamıştır. Emeklilik haklarını büyük ölçüde yitiren kadınlar için bu yasa ‘”eve dönüş” yasası olmuştur. Kapitalizm, kadınların sosyal güvenlik hakların alabildiğine daraltmakta, üretime ihtiyaç duyduğunda güvencesiz bir şekilde çalışmaların istemekte, ihtiyaç ortadan ki kalktığında ise Başbakan’ın istediği üç çocuğu doğurmak ve evlerine dönmelerini buyurmakladır” dedi.
Doğan, “Biz eğitim ve bilim emekçisi kadınlar olarak, bize reva görülen bu durumu kabul etmiyoruz. Ataerkilliğe, eşitsizliğe, ayrımcılığa, kapitalist sömürüye, milliyetçiliğe ve savaşlara karşı çıkıyoruz. Barış içinde, eşit ve özgürce yaşamak istiyoruz. İnsan onuruna yaraşır bir yaşam için aşağıdaki taleplerimiz karşılanana kadar mücadelemizi sürdüreceğimizi bildiriyoruz. Eğitim ve Bilim Emekçisi kadınlar olarak talepleri, Tüm çalışanlar, iş güvencesine, eşit ve adil ücrete ve sosyal güvenlik hakkına kavuşmalıdır. Grev ve toplu sözleşmeli sendika hakkı tanınmalıdır.
Sağlık ve eğitim ticarileştirilmemeli. Ücretsiz ve kolay ulaşılabilir olmalıdır” diye konuştu.
Doğan basın açıklamasında daha sonra şunları söyledi:
Sözleşmeli, kısmi zamanlı geçici öğreticilik ve ücretli öğretmenlik gibi uygulamalara sen verilmeli, öğretmenler kadrolu olarak istihdam edilmeli, öğretmenleri kariyer basamaklarına göre ücretlendirmek yerine, kıdem esasına göre ücretlendirilmeye geçilmelidir.
Üniversitelerde sözleşmeli personel istihdamı ve taşeronlaştırma uygulamalar ortadan kaldırılmalıdır.
Bu hayata geçirilene değin de ücretli ve sözleşmeli öğretmenlerin statülerine. Özlük haklarına, ücretlerine ilişkin net, anlaşılır ve her yerde eşit bir-şekilde uygulanabilir düzenlemeler yapılmalı ve bu konudaki belirsizliğe ve karmaşaya son verilmelidir. Doğumdan dolayı ücretsiz izne ayrılan kamu çalışanı kadınların, izinde geçen süreleri emekli kesenekleri devlet tarafından ödenmeli ve emeklilikten sayılmalıdır. Doğum Öncesi 8, doğum sonrası 16 hafta olmak üzere top-attı 24 hafta ücretli doğum izni verilmelidir.
Cinsiyete dayalı rol ayrımının ortadan kaldırılması vs bakım yükümlülüklerinin dengeli bir biçimde paylaşılması için, doğum izni süresinin bitiminden, çocuğun ilköğretime başladığı süreye kadar geçen sürede anne ya da babanın isterlerse dönüşümlü olarak kullanabilecekleri 1 yıl ücretli izin hak ı tanınmalıdır. Bakım isleri kamusallaşmak ve “ebeveyn izni’ için gerekli yasal düzenlemeler yapılmalıdır. Süt izni, doğum sonrasındaki ilk 6 aylık dönemde yol süresi “hariç 3 saat, 6 ayın bitiminden itibaren İ yıla kadar olan dönemde 1, 5 saat olmalıdır. Kriz bahanesi ile sosyal hakların aşındırılmasına son verili-elidir. Kapatılmış kreşler tekrar açılmalıdır!
0-6 yaş grubu çocuklar için, en az 50 çalışanın bulunduğu iş yerlerinde ve 50’den az çalışanın bulunduğu işyerleri için çalışma alanlarına yakın ortak bakını üniteleri ve kreşler açılmalıdır!
Bu hizmetler, SHÇEK ve belediyeler bünyesinde.. SHÇEK yönetmeliğine uygun olarak ücretsiz olarak yerine getirilmelidir!
Gece çalışması ve vardiyalı işlerde ise kreşler 24 saat açık olacak şekilde düzenlenmelidir.
İşyerinde cinsel tacize karşı koruyucu tedbirler alınmalı ve yasal yaptırımların
Uygulanmasında mağdurun şikâyeti yeterli olmalıdır.
OLU’nun “Aile Sorumlulukları Olan Kadın ve Erkek 1 çilere Fırsat ve Davranış Eşitliği Sağlanması’na ilişkin 156 sayılı sözleşmesi ülkemiz tarafından onaylanmalıdır.
Kadınlar Krizin Bedelini Ödemeyecek! Yaşasın 8 Mart Yaşasın Kadın Dayanışması, yaşasın örgütlü mücadelemiz.
Muşun Sesi Gazetesi


