Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekili Kemal Kılıçdaroğlu, CHP Kongresinde yaptığı konuşmada, helvayı yapacak birine ihtiyaç olduğuna dikkat çekerek, Muş’un Türkiye’yi ve Ortadoğu’yu besleyecek kapasitede olduğunu vurguladı.
Cumhuriyet Halk Partisi İl Kongresinde konuşan Kemal Kılıçdaroğlu: “Tarım Muş’un can damarı. Muş Ovası Türkiye’nin 3. büyük ovası. Muş Ovasının büyük bir kısmı sulanmıyor. Madem ki hayvancılıkla çalışıyoruz. Tarım ve hayvancılık Muş’unsa, tarımı işleyen tesisler neden Muş’ta olmasın? Terörün kaynağı açlıktır. Terörün kaynağı yoksulluktur, terörün kaynağı insanların özgürlüğünün bastırılmasıdır. Terörün kaynağını kurutmamız lazım. Elbirliğiyle çalışmamız lazım. Elbirliğiyle çalışma nasıl olacak. Elbirliğiyle çalışma, ortak üreteceğiz, yatırım yapacağız. Taş atan çocuk değil, kalem tutan çocuk olmasına özen göstereceğiz. O zaman biz bu toplumda dostluğu, barışı sağlamış oluruz. Muş’la ilgili bazı bilgiler vereyim devlet planlama teşkilatının ticaret becerisi ve üretim potansiyeli sıralamasında Muş 50. sıradaymış. Daha sonra Muş 50. sıradan 59. sıraya geçmiş.
Bir sorun var demek ki. Başka bir şey daha vereyim size 61 bin 334 dekar alanlık tarım arazisi sulanamıyor. Suyun olmadığı yerde doğa olmaz. Muş’ta su mu yok? Muş’ta su var. Ama o suyu kullanmak için akıntıyı ayarlamak lhazım. Birçok teşvik çıktı. Ama buraya özel sektör gelmedi, yeteri kadar gelmedi. Peki özel sektör gelmiyor diye buraları bırakacakmıyız. Hayır, buraya devlet gelecek. Buraya kar değil, istihdam yaratmak için devlet gelecek. Bizim planımızda devletin doğrudan gelip yatırım yapması vardır. Burada yaşayan belli bir yaştan sonra Ankara, İstanbul, İzmir’in varoşlarına gidiyor. Orada hayata tutunmaya çalışıyor. Her insan doğduğu büyüdüğü yerlerde yaşamak ister. Ama siz aç bırakırsanız başka yerlere gider. Eğer Türkiye bir yerlere gidiyorsa, Muş geriliyorsa o zaman Muşlular oturup düşünmeliler. Muş’ta çok sayıda yoksul insanımız var. Yoksullukla mücadelenin yolu aile sigortasını getirmektir. Aile sigortası, geliri olmayan veya belli standartların altında geliri olan ailelerin güvence altına alınmasıdır. Çok varlıklı bir iş adamı ayda 500-600 lira maaşa ihtiyaç duyar mı, duymaz. Çok varlıklı bir kişi hastane kuyruğuna girer mi, girmez. Ailenin, bireyin onuru vardır. Onun yoksul olduğunu siz topluma teşhir edemezsiniz. Nasıl yapacaksınız, aile sigortasını getirerek. Uluslar arası Sigorta Şirketinin kabul ettiği 9 sigorta türünden biridir aile sigortası. Yoksulluk siyasal sömürü alanı haline gelirse, orada insanların onuru ile oynamış olursunuz. Biz diyoruz ki yoksulluk varsa devlet onu giderecektir. Ama siyasal malzeme haline getirmeyecektir” dedi.
“TEKEL İŞÇİSİ YETİM HAKKIMI YİYORDU?”
Kılıçdaroğlu, tekel işçilerine değinerek: “Muş tütünü de meşhurdur. Muş tütünü kaldı mı, Bitlis tütünü kaldı mı. Onbinlerce aile tütünle geçiniyordu. Hadi tütünü kaldırdınız. Ne ekecek bu vatandaşlarımız. Biz bunlara gelir elde etmek için nasıl çaba harcayacağız. Alternatif ürün gösterdik mi. Özelleştirme bizim programımızda diyoruz ki doğu ve güneydoğuda özelleştirme yapmayacağız. Tütünü kaldırdınız yarın Şeker Fabrikası da kapanacak. Et Balık Kurumunu kapattınız, ne oldu Muşlular daha mı zengin oldu. Muşlular daha mı mutlu oldu. Hayır tam tersi oldu. Hem Türkiye genelinde kötüye gidiyoruz, hem Muş’un içinde kötüye gidiyoruz. İşsizlik artıyor, yoksulluk artıyor ama biz bunları arttıranlara prim veriyoruz. Eğer fakir fukarayı koruyacaksak, siz bizim eksiğimizi söyleyeceksiniz, biz de sizlere kafamızdakileri söyleyeceğiz. Et balık Kurumu burada olsaydı, et üretim tesisleri burada olurdu.
Buradan Türkiye’yi beslerdiniz. Buradan Ortadoğu’yu, Azerbaycan’ı beslerdiniz. Muş’un arazisi var, otu var, hayvanı var ama helvayı yapacak kimse yok. Zamanı gelince fakir fukara yetim hakkı diyoruz. Muş’un tekeli vardı ve tekel işçileri vardı. Şimdi elinizi vicdanınıza koyun tekel işçisi yetim hakkı yiyormuydu yemiyormuydu. Tekel işçisi açıktan para almıyordu. Şimdi siz nasıl diyebilirsiniz ki tekel işçisi yetim hakkı yiyor. Tekel işçisi az çalışıyor olabilirdi. O zaman yeteri kadar çalıştıracaktınız. Ama siz tekel işçisine siz yetim hakkı yiyor diyemezsiniz.
87 yıllık bir Cumhuriyet düşünün. Hep beraber yaşıyoruz bu Cumhuriyette. Sınav oluyor çocuğunuz üniversiteyi kazanıyor seviniyorsunuz. Sonra bir sorun çıkıyor benim çocuğum nerede kalacak diye. Yurt sorunu baş gösteriyor. Verirsin TOKİ ye yurtları yapar. Yanlışımız burada başlıyor. Benim anlatmam yetmez, sizin de anlatmanız lazım.
Özgürlükler demokrasi geliştikçe gelişir. Özgür ve haklar kişi geliştikçe, okudukça gelişir” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


