Büyük Birlik Partisi (BBP) Muş İl Başkanı Abdullah Alptekin Has, basın açıklamasında bulunarak, demokratikleşme paketine değindi. Has: “Büyük Birlik Partisi olarak Türkiye’yi demokratikleştirecek her türlü adımı bugüne kadar destekledik. Milletimiz ile birlikte yeni sivil demokratik bir anayasanın özlemi içerisinde olduk. Ancak bugüne kadar milletimizin yeni anayasa vaatleri ile oyalayanlar neticede adına ‘Demokratikleşme paketi’ dedikleri bir paket ile milletin gözünü boyamaya çalışmaktadırlar.
Bu paket milletin taleplerini içeren ve tüm kesimlerin ihtiyacını karşılayacak bir paket olmadığı gibi, ülkemizdeki demokrasi standartlarını mevcut durumdan daha ileriye taşıyabilecek değişiklikleri de kapsamamaktadır. Paket genel itibari ile batıya şirin gözükme ve batı ile bozulan ilişkileri tamir etme amacından ve hedefinden ileriye gidememiştir. Özellikle gezi hadiselerinden sonra bazı çevrelerce ‘Batı da hükümeti gözden çıkardı’ propagandasına yenik düşülerek ayaküstü hazırlanmış bir paket görüntüsü vermektedir. Büyük Birlik Partisi olarak Türkiye’nin demokratikleşmesini, demokrasimizin daha ileri seviyelere taşınmasını istiyoruz. Türkiye demokratikleştirilirken halkın ihtiyaçlarını, milletin taleplerini göz önüne alınmasını istiyoruz. Herkesimin kucaklanmasını ve herkesimin kendisini Türkiye içerisinde özgür ve rahat bir şekilde hissedebileceği bir sisteme ve düzene Türkiye’nin kavuşmasını istiyoruz. Bunun içinde Türkiye’nin yeni demokratik sivil bir Anayasa’ya kavuşması gerekiyor. Malesef Türkiye’yi yönetenler bunu yapmadılar. Bunlar 11 yıldır iktidarda. Milletimiz Anayasa’yı tek başına değiştirecek çoğunluğu verdi bu iktidara. Referandum çoğunluğu ile değiştirecek çoğunluğu da verdi. Tek başına başka partiler ile de iş birliği yaparak anayasayı değiştirme imkânı tanıdı, iktidar yeni anayasayı yapma gayreti içerisinde değil. Mecliste bulunan siyasi partiler yıllardır Seçim vaadi olarak millete ‘Anayasa’yı değiştireceğiz’ diye verdikleri sözü tutsalardı bugün bu heyecanla beklenen ancak umutları yeşertmeyen bu pakete gerek kalmazdı. Büyük Birlik Partisi olarak, bu Anayasa yapma komisyonu değil, Anayasa yapmama komisyonu demiştik. 4 parti eşit üye, oy birliği karar, bunun çıkmayacağını kendileri de biliyorlardı, milleti oyaladılar. Anayasayı yapamamanın üstünü örtmek için, demokratikleşme paketini allayarak, pullayarak sunuyorlar. Bugün 3 siyasi partide AKP, MHP, CHP mevcut sistemden besleniyorlar o yüzden yeni anayasa da yapamazlar bunlar. Mecliste bulunan AKP, CHP ve MHP mevcut sistemden besleniyor ve konumlarını mevcut sisteme borçlular. Demokratik bir Anayasa demek, demokratik bir siyasi partiler yasası, demokratik bir seçim kanunu demektir. Onun için buna yanaşmadılar ve yanaşmayacaklar. Bunlar milleti yeni sivil bir demokratik anayasaya kavuşturamazlar. Milletin gözünü boyayarak, büyük bir beklenti yaratarak bir demokratikleşme paketinin açıklanacağını söylediler. Ancak! paket milletin umduğu gibi çıkmadı. Biz paket açıklanmadan önce paketi şu şekilde değerlendirmiştik. Paket milletin taleplerini karşılamayacak, genel itibariyle milletin genel ihtiyaçlarını öne almayacak, Türkiye’yi demokratikleşme açısından daha ileri bir noktaya taşımayacak, tam tersine paket bir takım çevrelerin taleplerini içerecek. Bunlardan birincisi iktidar partisinin kendi talepleri, kendi konumunu güçlendirecek ve koruyacak maddeler, ikincisi Avrupa Birliğinin, batının dayatacağı ve dayattığı maddeler, üçüncüsü de PKK ile yürütülmekte olan müzakere süreci sonucu pazarlık edilen maddeler” En övündükleri şey ‘partilere üye olmanın önünü açıyoruz.’ demeleridir. O kadar büyük kelime oyunu var ki, ‘Bir başka yasal düzenlemeyle, siyasi partilere üyelikte engelleri kaldırıyoruz. Siyasi Partiler Kanunu’nun 11’inci maddesinde yapacağımız değişiklikle, siyasi partilere üye olmayı daraltan, kısıtlayan bazı engelleri ortadan kaldırıyoruz. Seçim Kanunu hükümlerine göre, oy verme hakkına sahip olan herkesin, siyasi partilere de üye olabilmesinin önünü açıyoruz.’ Burayı okuduğunuz zaman sanıyorsunuz ki oy veren herkes partiye de üye olacak. Ama devam ediyor, işin çarpıcı yanı da bu “11’inci Maddenin B Bendindeki 6 kısıtlayıcı engeli ortadan kaldırıyoruz.” Neymiş bu 6 kısıtlayıcı maddeler. Kamu hizmetlerinden yasaklı olanlar. Zimmet, rüşvet hırsız, dolandırıcılık. Yani hırsızları, dolandırıcıları, rüşvet alanları partiye üye yapıyorlar. Herhangi bir suçtan dolayı ağır hapis ve taksirli 3 yıldan ve daha fazla hapis cezası alanları, TCK’nın 2. kitabının birinci bendinde yazılı suçlardan ve bu suçların işlenmesinde aleni olarak tahrik etme suçundan,
Terör eyleminden mahkum olanlar. Milletimizin bu maddeleri iyi okumasını talep ediyoruz.
Nevşehir Üniversitesinin isminin Hacı Bektaş-ı Veli Üniversitesi olarak değiştirilmesi bizleri mutlu etti. Paket genel itibariyle milletin taleplerini karşılamayacak, Türkiye’yi demokratikleşme adına bir noktaya taşımayacak. Tam tersine bir takım çevrelerin taleplerini içerecek. Birincisi iktidar partisinin kendi taleplerini koruyacak ya da güçlendirecek maddeler. İkincisi AB ve batının dayattığı maddeler, üçüncüsü de PKK ile yürütülen müzakere sonucu pazarlık edilen maddeler. Kamu da başörtüsü yasağının kaldırılması elbette bizi memnun ve mutlu eder. Çünkü bu Türkiye’nin bir ayıbıydı. Türkiye bu ayıptan biran önce kurtulması gerekiyordu. Ama hepimiz biliyoruz ki buradaki düzenlemede bile Hakim, Savcı, Emniyet Mensubu ve Türk Silahlı Kuvvetleri mensuplarının bu düzenleme dışında tutulmasının acaba amacı nedir? Hükümetin bunu millete açıklaması lazım. Neden Hakimler ve Savcılar, Emniyet Mensupları, TSK Mensupları başörtülü olamıyor? Acaba Türkiye de hala vesayetçilerin etkisi yada bir korkusu mu var? Hangi hesaba göre bunlar bu düzenlemenin dışında tutulmuştur? Biz bu düzenlemedeki bu ayrımcılığın ortadan kaldırılmasını ve kamuda, emniyette, yargıda, TSK da olmak üzere tüm alanlara başörtüsünün serbest bırakılmasını savunuyoruz.
Pakette siyasi partilere yapılacak yardımın da sanki bir lutüf gibi yeniden düzenleneceği açıklandı, ancak! önümüzde ki yerel ve genel seçimlerde yine mecliste bulunan partiler AKP, CHP, MHP, şimdiye kadar aldıkları seçim yardımlardan yine yararlanacağı söylenilmedi. Meclise giren bu partiler milletin çoluk çocuklarının rızkından kesip ödediği vergileri her yıl düzenli olarak aldıkları aşikar. Seçim yardımlarının yanında ek olarak Yerel seçimlerde aldıkları paranın 2 katını genel seçimlerde ise 3 katını alıyorlar. Mecliste bulunan Partilerin AKP,CHP,MHP son 10 yılda Secımlerde aldıkları seçim yardımları, AKP yaklaşık 1.200.000-1.300.00 tl (1.200 Katrilyon), MHP 300.000.000- 400.000.000tl (400 trilyon), CHP 700.000.000- 800.000.000 tl (800 trilyon) ülke onca ekonomik sıkıntı çekerken bu partiler aldıkları paradan hiç taviz vermediler. Yaptıkları siyaseti dahi milletin ödediği vergilerle yaptılar. kendi menfaatleri ön plana çıkınca birlikte olan ama milletin menfaatine olan her konuda zıtlaşan bu partileri yanlış yaptıkları her konuda millete şikayet etmeye devam edeceğiz” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


