Emekli Sen Muş Şube Başkanı Şerafettin Işık yaptığı basın açıklamasında: “Bildiğiniz gibi, Türkiye Cumhuriyeti kurucusu Mustafa Kemal Atatürk’ün müşirlik görevinden emekli olmak için TBMM’ye başvurduğu ve emekli olduğu, 28 Haziran ile 4 Temmuz tarihleri arasında ki hafta Türkiye’de emekliler haftası, 30 Haziran günü ise emekliler günü olarak kutlanmaktadır. Yani bugün emekliler günü. Bu gün devletin etkili ve yetkili makamlarında oturanlardan, kime emeklilerin durumuyla ilgili soru sorarsanız sorun, hepsi emeklilere methiyeler düzecek ve biliyoruz emeklilerimiz zor koşullarda yaşıyorlar, ancak; ülkemizin kaynakları sınırlı bu nedenle çok istememize rağmen, bundan fazlasını yapma olanağımız yok diyeceklerdir. Yıllardır yaşadıklarımız durumun hiç de söylendiği gibi olmadığını bize göstermiştir Çünkü bunları söyleyen yetkililer sıra sermayeye gelince kaynak bulmakta hiç sıkıntı çekmiyorlar. Bu güne kadar ülkeyi yöneten iktidarlar; uyguladıkları ekonomik ve sosyal politikalarla, emeğiyle yaşayan tüm kesimleri sefalete mahkum ettiler ve eğitim, sağlık, sosyal güvenlik gibi devletin temel görevlerini bile özel sektöre devrederek sermayeye yeni rant kapıları açtılar.
İktidarlar bu güne kadar uluslararası sermaye programını uygulamaktan başka bir şey yapmadılar. 8,5 yıldır iktidarda bulunan AKP kendisinden önceki iktidarlardan daha fazla özel sermaye yanlısı çıktı. Bu nedenle sosyal devleti ortadan kaldıran birçok yasa AKP döneminde çıkarıldı ve devlet tarafından herkese ücretsiz verilmesi gereken en temel hizmetler bile özelleştirildi. Bunun en bariz örneği sağlık ve sosyal güvenlikte yaşadıklarımızdır. Türkiye’de Sosyal Güvenlik ve Sağlık alanında norm ve standart birliği sağlamak iddiası ile gerçekleştirdikleri sağlıkta dönüşüm programı ile sosyal güvenlik kurumları tek kurumda birleştirilmesine rağmen, uygulamada kurumlar arası farklılıklar aynen devam etiği gibi, bazı hakların alt sınırda birleştirilmeye çalışıldığını da yaşayarak görüyoruz. Yine hepinizin bildiği gibi, 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası yasasının 1 Ekim 2008 tarihinde yürürlüğe girmesiyle birlikte, sağlık bir kamu hizmeti olmaktan çıkarıldı ve piyasadan satın alınır hale getirildi. Bu uygulama en çok biz emeklileri vuruyor. Artık emekli aylıklarından muayene ücreti, katkı/katılım payı ve ilaç katkısı, çalışan emeklilerin maaşlarından destek primi kesiliyor. Bütün bu uygulamalar, Türkiye Cumhuriyeti anayasasının sosyal devlet ilkesine aykırıdır. Yıllardır Türkiye’de uygulanan ekonomik politikalar nedeniyle, emeğiyle yaşayan tüm toplum kesimleri gibi emekliler de insanca yaşama koşullarından yoksundurlar. Buna rağmen emeklilerin aylıklarını insanca yaşamayı sağlayacak düzeye yükseltecek olan intibak yasası yıllardır bir türlü çıkarılmıyor. Bu nedenle emekliler ömürlerinin en güzel yıllarını verdikleri bu ülkede sefalet içinde yaşamaya mahkum edildiler. Kulaklarına küpe olsun diye buradan Ulu Önder Mustafa Kemal Atatürk’ün bir sözünü ülkeyi yönetenlere hatırlatmak istiyorum. “ Bir milletin yaşlı insanlarına ve emeklilerine karşı tutumu, o milletin yaşama kudretinin en önemli kıstasıdır. Geçmişte muktedirken bütün gücüyle çalışmış olanlara karşı minnet hissi duymayan bir milletin, geleceğe güvenle bakmaya hakkı yoktur.” Biz ülkemiz insanının geleceğe güvenle bakması için herkesin yurttaş olarak bu ülkede insanca yaşayacak olanaklara sahip olmasını istiyoruz. Elbette buna emeklilerde dâhildir. Bu nedenle, hükümetten aşağıdaki taleplerimizi biran önce yerine getirmesini bekliyoruz” dedi.
“TALEPLERİMİZ”
Taleplere de değinen Işık: “Bizce ülkemizdeki, bütün sorunların ana nedeni demokrasinin olmayışıdır. 12 Haziran tarihinde yapılan Milletvekili seçimlerinden sonra yaşananlarda bunu kanıtlıyor. Bundan hareketle derhal ülkemizin tam bir demokrasiye geçişini sağlayacak anayasal ve yasal düzenlemeler derhal yapılmalıdır. Çünkü bu ülke de yaşayan her yurttaşın eşit ve özgür yurttaş olarak, yaşama ve kendini ifade etme hakkı vardır. 1 – Yıllardır tartışılan ancak bir türlü çıkarılmayan, intibak yasası biran önce çıkarılmalıdır. Ancak İntibak yasası çıkarılırken, sadece emekli aylıkları arasındaki farkların giderilmesi üzerinden yapılan tartışmalar değil, ülkedeki geçim endeksi, açlık ve yoksulluk sınırları dikkate alınarak değerlendirme yapılmalıdır. Yani hedef emekli ile ailesinin insanca yaşayabileceği olanaklara sahip olmasını sağlayacak düzeyde aylık almasını sağlamak olmalıdır. 2 – SSK, EMS ve BAĞ – KUR üç sosyal güvenlik kurumu 5502 sayılı yasa ile kurulan SGK’da birleştirilmişse de, aradaki farklılıklar aynen devam ediyor. Farklılıklar sadece ödenen aylıklar arasındaki farklarla sınırlı olmayıp, sağlık hizmetine ulaşmada kurumlar arasındaki farklı uygulamalar eskiden olduğu gibi devam ediyor. Bunun yanı sıra sağlık alanında yaşanan hızlı özelleştirme nedeniyle, parası olan ile olmayan arasında hizmete ulaşmada ciddi farklar ortaya çıkmış bulunuyor. Anayasanın sosyal devlet ve eşitlik ilkelerine aykırı olan bu uygulamalara derhal son verilmeli ve devlet tarafından herkese parasız, eşit, ulaşılabilir ve nitelikli bir sağlık hizmetinin verilmesi için gerekli tedbirler alınarak, genel bütçeden kaynak aktarılmalıdır. 3 – Milyonlarca emeklinin yıllardır ödenmeyen, TÜFE alacakları, SSK ve BAĞ-KUR emeklilerine 2002 ve 2006 yıllarında eksik maaş artışı verilmesinden kaynaklanan alacakları, EMS emeklilerinin verilmeyen ek ödemeleri, EMEKLİ SANDIĞINA bağlı çalışırken, herhangi bir nedenle ayrılmış olup, diğer sosyal güvenlik kurumlarına bağlı çalışmış ve emekli olmuş emeklilere, emekli sandığına tabi çalıştığı süreler için verilmeyen emekli ikramiyeleri hak sahiplerine verilmelidir. 4 – Çalışanlara verilen ancak emeklilere verilmeyen banka promosyonları emeklilere de verilmelidir. 5 – Emeklilere yılda iki ikramiye ve kış aylarında yakacak yardımı verilmelidir. 6 – 2003 yılında yürürlüğe giren 4956 sayılı yasa ile çalışan veya işyeri açan emeklilerden alınmaya başlanan, 5510 sayılı yasayla da %15’e çıkarılan Sosyal Güvenlik destek primi alınması uygulamasına derhal son verilmeli ve birikmiş prim borcundan dolayı mağdur olan emeklilerin mağduriyeti giderilmelidir. 7 – 5510 sayılı yasanın 55. maddesine göre Emekli aylıkları, 6’şar aylık dilimler halinde TÜFE kadar arttırılıyor. Ülkenin büyümesinden (GSYİH) pay verilmemesine neden olan bu haksız uygulamaya derhal son verilmeli ve emekliler büyümeden pay verilmelidir. 8 – Ülkede ki işsizliğe derhal son verilmeli, böylece emekliler çocuklarına ve torunlarına bakma sıkıntısından kurtarılmalıdır. 9 –Diğer ülkelerin emeklileri, aylıkları ve ülkelerinin sağladığı sosyal olanaklarla, Türkiye’yi ziyaret edip, ülkemizin zengin tarihini görerek, doğal güzelliklerinden yararlanma şansına sahipken, ülkemiz emeklilerinin %85’i bu güne kadar hiç tatil yapmamıştır. Emeklilerin tatil yapmaları için gerekli düzenlemeler derhal yapılmalıdır. 10 – Yıllarca çalışan emekliler, emekliliklerinde almış oldukları aylıkla geçinemedikleri için çalışmak zorunda kalmakta olup, kayıt dışı ekonomi ekonomide ucuz iş gücü olarak kullanılmaktadırlar. Bunun önüne geçmek için öncelikle emeklilerin çağın gereklerini karşılayacak aylık gelire sahip olmaları sağlanmalı ve kayıt dışı ekonomi kayıt altına alınmalıdır. 11 – Sağlık hizmeti sunumunda emekli ve yaşlı insanlara göre düzenlemeler olmadığında, emekliler genç insanlarla birlikte kent merkezlerindeki hastanelerde kuyrukta bekletilmektedir. Bunu ortadan kaldıracak tedbirler alınarak, gerekli tıbbi donanıma sahip olan semt sağlık birimleri çoğaltılmalıdır. 12 – Kimsesiz hasta ve yaşlı emeklilerin evlerinde bakımları sağlayacak düzenlemeler derhal hayata geçirilmelidir. 13 – Kent yapılanmalarında, emekli ve yaşlı insanların yaşamını kolaylaştıran düzenlemeler olmadığı için emekliler sıkıntı yaşamaktadırlar. 14 – Anayasanın 90. maddesine uygun olarak, Türkiye tarafından imzalanmış olan, Temel Hak ve Özgürlüklere ilişkin uluslararası sözleşmelerle “herkes”e tanınmış olan, sendika kurma ve sendikaya üye olma hakkını teminat altına alacak yasal düzenlemeler derhal yapılmalıdır” dedi.
“7 KİŞİDEN BİRİ EMEKLİ”
Türkiye’de 7 kişiden birinin emekli olarak yaşamını sürdürdüğüne dikkat çeken Işık: “Bu gün ülkede yaşayan her 7 kişiden biri emekli aylığı veya dul ve yetim aylığı ile yaşamaya çalışmaktadır. Yapılan araştırmalar, emeklilerin %80’nin açlık sınırı altında, tamamının ise yoksulluk sınırı altında aylık aldığını ortaya koymaktadır. Bir başka değişle, 5 emekliden 4’ü aç tamamı ise yoksuldur. Bütün bu soruların nedeni yıllardır ülkede uygulanan, yeni liberal programdır. Çünkü bütün dünyayı kasıp kavuran yeni liberal anlayışın merkezinde insan değil para vardır. Bu nedenle her şey para kazanma üzerine kurgulanmaktadır. Bundan başka emeklilerin birçok sorunu vardır. Bunların çözümü örgütlü olmakla mümkündür. 16 yıldır verdiğimiz mücadele sonucu, 12 Eylül 2010 tarihinde halkoyuna sunulan Anayasa Değişiklik paketinde anayasanın 53 maddesine Kamu Çalışanları sendikalarının yapacakları Toplu sözleşme hükümlerinin emeklilere yansıtılmasının kanunla düzenleneceğine ilişkin muğlâk bir ifade eklenmiştir. Bu düzenleme ile emeklilerin sendikası olmaz diyerek, sendikamızı engellemeye çalışan iktidarın samimiyetsizliği bir kez daha ortaya çıkmıştır. İktidar milyonlarca emeklinin örgütlenmesinden korkuyor, bizimle masaya oturmamak için hileli yollara başvuruyor. Bu nedenledir ki; temel bir insan hakkı olan sendika hakkımızı kullanmamızı sağlayacak düzenlemeler yapmayıp, kamu çalışanları sendikaları ile yapılacak olan toplu sözleşmeden emeklileri yararlandırmak için yasa yapacağını söylüyor. Ancak bizi böylesi ucu açık düzenlemelerle kandıramazlar. Çünkü gayet iyi biliyoruz ki; öznesi olmadığımız hiçbir örgütlenme bizi gerçek anlamda temsil edemez. Sendika kurmak ve üye olmak temel insan hakkı olduğuna göre, hükümeti bu ayak oyunlarından vazgeçmeye ve sendika statü yasamızı yapmaya çağırıyoruz. Çünkü sendika hakkı, başta İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi olmak üzere, temel hak ve özgürlüklere ilişkin tüm uluslararası sözleşmelerde herkese tanınmıştır. Türkiye bu sözleşmeleri imzalayıp, taraf olduğuna göre hükümetin sözleşmelerin gereğini yapma sorumluluğu vardır. Biz, çalışanların sendikalarının değil, kendi sendikamızın yaptığı sözleşmeden yararlanmak istiyoruz. İktidara çağrımız şudur; Görüyoruz ki, ülkeye demokrasi getirdiğiniz konusunda oldukça iddialısınız. Eğer iddianızda samimi iseniz; işte size fırsat, Temel Hak ve Özgürlüklere ilişkin tüm uluslararası sözleşmelerde, temel bir insan hakkı olarak herkese tanınmış olup, anayasanın 90. maddesinin teminatı altında olan emeklilerin sendikalaşmasını engelleme tavrınızdan vazgeçin. Bu sizin için önemli bir demokrasi sınavıdır. Çünkü milyonlarca emekli kendilerini temsil eden sendikalarıyla masaya oturmanızı bekliyor” dedi. Muş Ovası Gazetesi


