Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonuna (KESK) bağlı Eğitim ve Bilim Emekçileri Sendikası (EĞİTİM SEN) Muş Şubesi yönetim Kurulu, IŞİDin Kobaniye yönelik yaptığı saldırıyı protesto ederek, konu ile ilgili basın açıklaması yaptı.
Yazılı olarak yapılan basın açıklamasında, Haziranın 24ünü 25ine bağlayan gece sabaha karşı, karanlığın en yoğun olduğu anda sızdılar Kobaneye… Kapkara elbiseleri ve karanlığa hizmet eden insandan uzak fikirleriyle… 80-100 kişiydiler… Her zamanki gibi alçaklığa bürünmüştü beyinleri ve alçakça kandırdılar insanları… El salladılar girişte, selam verdiler… Yerle bir olmuş memleketin yoksul insanları, onurlu duruşlarından bir an taviz vermeden, yeni bir yaşamı inşa etme gayretini bir sonraki güne en sağlıklı şekliyle aktarmanın derdinde evlerine çekilmişlerdi… Sabaha az kalmıştı ama karanlıktı henüz yeryüzü… İnsanlığın bu dönemde az şahit olduğu büyük kıyımlardan geçmişlerdi… Vahşetin, alçaklığın, tecavüzcü ve kalleş güçlerin saldırıları bitmiyordu… Tüm dünyaya nam salan direnişler gerçekleşmişti o diyarda ve de insanlık adına umut veren birkaç gelişmeden biriydi bu direnişler… Karanlığın yüzleri en koyu karanlığı seçmişlerdi yine… Tıpkı beyinleri gibi, tıpkı kalleş yürekleri gibi denildi.
Açıklamada şu ifadelere yer verildi: Çocuklar en derin uykularında, belki de kana bulanmamış tek alanları olan rüyalarının içindeydiler… Belki de renkli şekerlerden oluşan bir havuzda yüzüyorlardı, belki de salıncaklarda sallanıyorlardı sabahlara kadar… Salıncakta sallanırken yakalandılar karanlık beyinli tecavüzcü ordusuna… İnsanlıktan nasibini almamış, kafa kesen alçaklar böldüler rüyaları… Tüm güzel şeyleri kirlettikleri gibi rüyaları da kirlettiler o iğrenç ve kirli duruşlarıyla. Kadındılar, çocuktular, yaşlıydılar… Neye uğradıklarını bilmeden göçüp gittiler… Kimisinin kafası kesildi, bacağı koptu kimisinin… Özgürlüğe odaklanmış tüm gözler kapandı bir bir… Hafif bir tebessümle belki de… Ölmek, hiçbir zaman bu kadar tanıdık değildi ne de olsa ve de bu kadar yakın… Kalleşlikle yüzleşeceklerini biliyorlardı hepsi… Ama er; ama geç… Biliyorlardı çünkü; ölümleri boşa gitmeyecekti… Özgürlüğe susamış yürekleri daha da bir kabaratacak, o yol daha büyük onurlanacaktı… Öyle de oldu… Katliamlara tanıdık halk, bir kez daha karşılaşmıştı işte… Sadece bu kadar.
Bu alçak ve tecavüzcü zihniyeti kışkırtanlar şimdi daha keyifli… Barbarlıklarına gülüyorlardı keyifle… İŞİDden daha tehlikeli belledikleri katledilmişti yine… Buydu keyiflerine keyif katan… Hedef göstermiş ve başarılı olmuşlardı… Tıpkı yıllardır yaptıkları gibi algı oluşturup, yalanlarına ve sahtekarlıklarına zemin oluşturdukları gibi yapmışlardı yine… Öyle ya…. İktidarın nimetlerinden yararlanmak, ihalelerden soysuzca para koparmak güzeldi onlar için ve de zaten emir almışlardı sahiplerinden… Emri de yerine getirdiler işte kapkara kıyafetli barbar tetikçileri…Her gün bir yalanları taşınıyordu manşetlere zift medyasının… Savaşa zemin hazırlama noktasında kamuoyunu ikna görevi onlarındı. İslamiyet adına müslümanların kafasını kesenler, camileri bombalayanlar, hedef olarak Mekkedeki Kabeyi yıkmayı edinenler ve de bunlara içerde ve dışarda destek veren soysuz alçaklar… Halklara katliamları reva görerek kendi güçlerinin devamından yana olan takiyyeci kalleşler… Sıradan bir makam için katliamcılara kuyruk sallayan satılmışlar… Her gün savaş için manşet atan kirli kalemler… Tıpkı 6-7 Eylül 1955 olaylarında olduğu gibi asparagas haber yapıp Rumların, Yahudi ve Ermenilerin katledilmesi ve sürülmesinin alt yapısını oluşturan İstanbul Ekspres gazetesinin yaptığı gibi bugün de aynı geleneğin temsilcisi satılmış kalemler devredeler… 6-8 Ekim 2014 Kobane olaylarında katledilen 50 kişinin kanları elindeyken bunu mağdurlara havale etme görevi de yine bu satılmış kalemlere verilmişti… Gezi olaylarında katledilen canların katilleri de yine bu satılmış çevrenin kalemşörleri tarafından meşrulaştırılmıştı… Bunların hepsi, halka karşı suç işleyen, özellikle söz konusu Kürtler olunca adeta tüm barbarlıklarını kuşanarak saldıranlar bu halklara hesap vereceklerini iyi bilmelidir.
Bir savaşta sadece insanlar ölmez insanlık da ölür. Sessizlik saf tutmaktır. Bizim safımız insanlıktır. Savaşı durduralım şiarının sahibi biz kamu emekçileri zulme uğrayan halkların yanında saf tutmaya devam edeceğiz… Mısırdaki Mursi için ortalığı ayağa kaldıranları ama Yemeni vuran Sisi ile işbirliği yapmaktan çekinmeyenleri, bir yandan İsraile karşı olduğunu söyleyip Gazzede havalanan füze için Malatyadaki füze kalkanlarını devreye sokan ve de İsraille ticari anlaşmaları cumhuriyet tarihinin en yüksek noktasına taşıyanları görmemizi engelleyenler… Şunu iyi bilin ki; zalimlerden hesap sorana kadar rüyalarınızı kabusa çevirmeye devam edeceğiz. Kobanede katledilen 233 sivili ve de halkların özgürlüğü için mücadele eden tüm devrimcileri saygıyla anıyoruz.
Muş Manşet Gazetesi


