Diyar Paris Otel’de düzenlenen programda konuşan Eğitim-Bir-Sen Muş Şube Başkanı Mahir Barışan, sendikanın kuruluşuyla ilgili bilgi verdi. Kuruluşun kolay olmadığını dile getiren Mahir Barışan, kuruluştan bugüne kadar çok badireler atlattıklarını söyledi. Dışlandıklarını, gelişmelerine ve büyümelerine izin verilmediklerini savunan Barışan; 28 Şubat sürecinde irticaın üreme merkezi olarak görüldük. Şubelerimiz kapatıldı, üyelerimiz ve gönüldaşlarımız derdest edildi, büyümemize gelişmemize fırsat verilmedi. Eğitim-Bir-Senli olmanın irticaın potansiyel figürü olarak görüldüğü, en küçük idari görevin kendilerine verilmediği, bulundukları makamlardan uzaklaştığı her türlü davranışlarının fişlendiği selam vermekten çekinildiği dönemlerden geçtik. Bütün engellemelere rağmen sayımız ilk önce 50 bin sonra 100 bin şimdi Elhamdülillah 400 bine koşuyoruz. Bu rakam elbette yetmez. Yürüyüşümüz ve büyümemiz devam edecektir. Hedefimiz bütün eğitim çalışanlarını çatımız altında toplamak ve bu hedefe ulaşmak sizlerin ve bizlerin gayreti sayesinde olacaktır. Kuruluşumuzun amacı öncelikle eğitim çalışanlarını ekonomik, sosyal, hak ve menfaatlerini korumaktır dedi.
Sendikacılık, ülkemizde yıllarca sorunların çözümü değil sorunlardan devrim devşirmenin aracına dönüştürülerek bir çözüm aracı olmaktan çıkarılıp sorun üretici bir yapıya dönüştürüldü diyen Barışan sözlerini şöyle sürdürdü; Bu durum toplumun ve bizlerin sendikacılığa bakışını olumsuzlamıştır biz sendikacılığı bulunduğu kör noktadan çekip çıkardık. Sendikacılığı kendi mihverine oturttuk kendi arkadaşlarımız bile zaman zaman ‘bu solcuların işidir bize uymaz’ demişlerdir. Sendikacılığın fetvasını aramışlardır. Ama üzülerek belirtmem gerekir ki, camiamızın entelektüelleri ve bürokratları hala sendikacılığı bilmemekte ve değerlendirirken sol jargon ve gözle değerlendirme içerisine girmektedirler.
Omuzlarında sadece Anadolunun Trakyanın yükü değil, bütün ümmet coğrafyasının yükü olduğunu ifade eden Barışan; Biz öyle bir camiayız ki etrafımızdaki gelişmelere, yapılan zulümlere bana ne deyip kafamızı kuma gömemeyiz. Bana necilik bir Müslümanın inancında yok. Yıllardır değerlerimiz örselendi, tahrip edildi. Kendi medeniyet kodlarımızdan uzaklaştırılmak için bir gecede hafızasız bir toplum haline getirildik. Ecdadın kurduğu ve yükselttiği medeniyet uygarlığa feda edildi. Herhangi bir sıkıntı yaşandığında kardeşinin yanına koşan, derdiyle hemdert olan bu coğrafyanın çocuklarına yıllarca farklı programlanmış bir çok paragrafı, sayfası gerçekle bağdaşmayan tarih öğretildi. Hala bunda ısrar ediliyor. Bize öğretilen fişlerde ‘Ali uyu uyu Ali’ denildi. Her koyun kendi bacağından asılır denildi. Bundaki amaç, medeniyet havzamız ile bağlarımızı koparmak, birlik beraberliğimizi ortadan kaldırmak. İçimize enjekte edilen milliyetçilik virüsüyle bu coğrafyanın harcı olan ümmetçilik bilincini yok etmekti. Her yönüyle kuşatma altındayız. Kültürel yönden, askeri yönden, siyasi yönden, ekonomik yönden. Hedef milli bilinçtir, medeniyet değerlerimizdir. Gelecek tasavvurumuzdur. İşte değerli kardeşlerim uyanık olmalıyız, oynanan oyunların farkında olmalıyız. Bu bilinçte olmalıyız, yarınlara yürürken bu minvalde yürümeliyiz.
Bütün okullarda yetkili ve etkili olduklarını vurgulayan Barışan şunları kaydetti; Bütün okullarda hemen hemen yetkiliyiz ve etkiliyiz. İşimize dört elle sarılacağız. Biz üye kazanma noktasında azimli olacağız. Bize de ya bugün değil yarın gel diyen sonra bakarız diyen eğitim çalışanı olabilir. Biz yılmayacağız kendisine kazanımlarımızdan bahsedeceğiz, bir haksızlıkla karşılaştığında sahipleneceğiz, derdiyle dertleneceğiz. Ta ki onu kazanıncaya kadar mücadelemiz devam edecektir. Dava duygusu ve bilinciyle hareket edip bizi kırmayarak davetimize icabet ettiğiniz için teşekkür ediyorum.
Barışan’ın konuşmasının ardından, sendika temsilcilerinin görüşleri alındı.
Muş Manşet Gazetesi


