Muş Düğün Salonunda yapılan DBP Muş İl Başkanlığı 2. Olağan Genel Kuruluna DBP Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekilleri Ahmet Yıldırım ve Burcu Çelik Özkan ile çok sayıda partili katıldı.
Kongrede bir konuşma yapan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek, son 45 gün içerisinde 12 kongre yaptıklarını belirtti.
Yeni görev alanlara başarılar dileyen Yüksek, Umuyorum ki bu kongreler, bizim örgütlenme anlamında toparlanmamıza katkı sağlayacak ve bizi bu dönem geleceğe taşımak üzere önemli sonuçlar açığa çıkaracaktır. Muş kongremiz bu dönem yaptığımız şu ana kadar ki 13. Kongremiz. Son 45 gün içerisinde 12 kongremizi tamamladık. Bu dönemde biliyorsunuz yoğun tutuklamalar geçekleşiyor, gözaltılar var, hatta katliamlar var, katledilen arkadaşlarımız var. Onun için ara ara yönetimlerimizi yenilemek ve güçlendirmek durumunda kalıyoruz. Muşta da yine tutuklanan, gözaltına alınan ve aranan arkadaşlarımız oldu. Yönetimimizde ki boşluğu gidermek üzere bu kongremiz gerçekleşiyor dedi.
Her dönemin bir zorluğunun olduğunu ifade eden Yüksek, 30-40 yıldır halkımız amansız bir mücadele veriyor. Bu dönemi geçmiş süreçlerden ayırt eden bir durum söz konusudur. Bu dönem halkın mücadelesinin bir sonuca ulaşacağı, bir nihayete erişeceği dönemdir. Bu güne kadar 30-40 yıllık mücadelemizde biz Kürtler olarak varlık kavgası, var olma mücadelesi verdik. İnkar edilen bir halk olarak dili, kimliği, varlığı inkar edilen bir halk olarak biz var olduğumuzu ispatlamaya çalıştık. Kürt sorununun var olduğunu bütün dünyaya duyurmaya çalıştık, Türkiyeye kabul ettirmeye çalıştık. Yıllarımız var olduğumuzu kanıtlamakla geçti. Kürt sorununu kabul ettirmekle geçti bunun kavgasıydı. Şimdi bunu başardık. Kürt halkı varlığını kanıtladı. Bu tahinin en zor mücadelelerinden biriydi ifadelerini kullandı.
Halkın topyekün ayakta olması ve mücadele vermesi gerektiğini kaydeden Yüksek, konuşmasını şöyle sürdürdü: Halkımız seferberlik içinde olmalı. Böyle olursa bu mesele sadece savaş, çatışmalar ve silahlara kalmaz ve bir an önce bu hükümetin bu savaş ve katliamcı politikalarının terk etmesini sağlamış oluruz. Böyle yapamadığımız müddetçe AKP savaş politikalarını sürdürüyor. En büyük rol halkımıza düşüyor ve inanıyoruz ki halkımız bu işi sonuca götürecek. Demokratik yollarla, yöntemlerle tepkilerinizi ortaya koyun. Sokakta olmaktan çekinmeyin. Bunu yaptığımız müddetçe onlar rahat savaşamazlar, savaş politikalarını rahat yürütemezler. Yaşanan çekimser duruşları, kaygılı duruşları, korkuları artık üzerimizden atmak lazım. Dönem bu dönemdir, tarihi dönemdir. Bu tarihi dönemde herkes rol oynamalı, rolünü oynamalıdır.
Çözüm süreci Türkiye haklarının ortak iradesiyle bu sorunun çözülmesi ve bu inancın bu anlayışın açığa çıkarılmasına hizmet ediyordu diye ifade eden Halkların Demokratik Partisi (HDP) Muş Milletvekili Ahmet Yıldırım, Çözüm sürecini başlatan iradeyi de biliyoruz bitiren iradeyi de biliyoruz. 2012nin son baharında çözüm sürecini başlatan irade İmralı adasındaki Kürt halk önderi Sayın Öcalandı. Bugünde yaşadıklarımız gibi kan ağlıyordu. Aramızda bulunan bazı arkadaşlarımız, yoldaşlarımız on bini aşan kişi kendi bedenini ölüme yatırmışlar. Çözüm süreci Kürtler için böyle anlam ifade ediyordu. Çözüm süreci Türkiye haklarının ortak iradesiyle bu sorunun çözülmesi ve bu inancın bu anlayışın açığa çıkarılmasına hizmet ediyordu. Ama ilk günden son güne kadar Türk siyasi hareketinin karşısında çıkan anlayış çözüm sürecini yüz yıllık bir yarayı çözme, yüz yıllık kanayan yarayı durdurma, bunu zamanı çoktan gelmiş geçmiş olan bir halkın özgürlüğü, demokrasi ve toplumsal barışıyla taçlandırmak için masaya gelmediler. Bunlar yüz yıllık meseleyi hayat bağı olarak gördüler. Bunlar başkanlık yoluna giden vesayetçi sistemler bir eşiği masa başında kandırmak süreci ile ele almak istediler. Ama kandıramayacaklarını bu halkı masa başında tarihsel örneklerin olduğu gibi bir daha masa başında kandırarak yenemeyeceklerini anladıkları gün kendi vesayetçileri için çözüm sürecini bitirdiler ve 20 Temmuzda Suruç patlamasıyla başlayan ve bugüne kadar gelen bir siparişle açığa çıkarılmış olan savaştaki bütün herkesin ölümüne sebep oldular dedi.
Kongrenin hayırlı olması temennisinde bulunan Yıldırım, konuşmasını şöyle tamamladı: Sura, Cizreye, Silopiye, Nusaybine, İdile, Şırnaka, Gevere daha güçlü bir ses vererek bu kirli savaşı biran önce bitirme gençlerimizin kanının akmasını, ölümlerinin açığa çıkmasını engellemenin tarihsel sorumluğuyla karşı karşıyayız. Bu rollüde fazlasıyla oynayabileceğimiz, dünya haklar bahçesindeki onurlu yerini Kürtlerin en kısa sürede alacağı inancıyla hepinizi saygıyla selamlıyorum. Kongremizin Muşa ve Kürdistana hayırlı olmasını diliyor, seçilecek olan arkadaşlara da başarılar diliyorum.
Kongrede bir konuşma yapan HDP Muş Milletvekili Burcu Çelik ise, Kürt halkının temsilcileri üç yıl boyunca gerçekten bu ülkenin demokratikleşmesi için gerçekten kalıcı barışın gelebilmesi için çok büyük emek çok büyük fedakârlık gösterdiler. Çözüm sürecinin bir gece son bulduğunu hepimiz gördük izledik. Kürt halkının bugün Kürdistanda yaşadıkları dünyanın hiçbir yerinde yok, görülmemiştir. Savaşında bir ahlakı bir hukuku vardır. Fakat bugün cenazelerimize yapılan işkencelerin, evlatlarımızın sokaklarda sürüklenmesini hiçbir izahatı yoktur. Ne iç hukukta vardır ne de dış hukukta vardır. Bugün Kürtler tek başına tüm Türkiye haklarının demokratikleşmesi için ve bu ülkeye kalıcı barışın gelmesi için bedeller veriyor. Aslında Kürtler bu ülkede yaşayan Türkler için Çerkezler için Lazlar için Ermeniler için tüm inançlar için tüm kesimler tüm kurumlar için şuanda tek başına mücadele veriyor dedi.
Şuanda 22 tane belediye başkanlarının tutuklu olduğunu vurgulayan Çelik Özkan, İl başkanlarımız Elif Çetinbaş, Cihan Akpolat onları da buradan sevgiyle saygıyla anıyoruz. Emekleri çok büyük Muşta tutuklular. Hepsinin sebebi hepsinin temelinde tamamen siyasi sebepler var. Gerçekten bu rejimin bu sistemin Türkiye hakları için uygun olduğunu düşünüyoruz demenin neresinde suç vardır. Hangi hukuka dayanır hangi ceza yasasına dayanır. Elbette bugün yaşananlar hukuk karşısında mutlaka ama mutlaka karşılığını alacak buna inancımız tam. Fakat gerçekten bugün Cizrede, Silopide, Surda, Nusaybinde, İdilde daha öncesinde Vartoda yaşananların Kürt halkına bu politikaların bu katliamların bu kadar şiddetli ve bu kadar acı ve korkunç bir şekilde dayatılmasının Kürt halkının ne kadar ileri görüşlü olduğunu ne kadar ne istediğini bilen bir halk olmasından geçiyor aslında. Gelen her hükümet Kürtlere ölümü reva görmüştür. Kürtler ise her dönemde yaşadıkları onca acıya onca bedele rağmen gerçekten bu ülkede barışı isteyen çözümü isteyen tek taraf olmuştur. Tabi ki bu süreç bitecek, elbette bitecek. Bir gün o masaya gelecekler, hepimiz orada olacağız. Tüm Türkiye haklarının temsiliyetini bulduğu o masa kurulacak. Fakat o masaya geldiğimizde göz göze geldiğimiz de acaba bir birimizin yüzüne bakabilecek durumumuz kalacak mı merak ediyorum şeklinde konuştu.
Yapılan konuşmalardan sonra DBP Muş İl Eş Başkanlığına Faruk Uygur ve Hatice Şeker seçildi.
Muş Manşet Gazetesi


