Skip to main content

Derin devlet halen var

Muş Haber Fotoğrafı

Muş Alparslan Üniversitesinin davetlisi olarak Muş’a gelen ve Türkiye Buluşmaları adı altında konferans veren eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, derin devletin halen varlığını sürdürdüğünü belirtti.   Eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar, İlahiyat Fakültesi konferans salonunda konferans verdi. Konferansa yoğun ilginin olması dikkat çekti.   Muş Alparslan Üniversitesinin davetlisi olarak Muş’a gelen eski Kültür Bakanı Fikri Sağlar konferans verdi. Konferansa Vali Ali Çınar, protokol üyeleri, öğrenciler ve vatandaşlar katıldı. Konferansa her zamanki gibi yoğun ilginin olduğu görüldü.

Derin devleti ağırlıklı olarak konuşmasında işleyen Sağlar:  “Konu biraz bilinen ama çokca da ne şekilde olacağı çok fazla bilinmeyen bir konu. Derin devlet kıskacında demokratik siyaset. Siyasetin demokratikleşmesi için derin devletin varlığında ne yapabiliriz. Aslında demokratik devletin kurulmasını isteyen bir ülkeyiz ve Türkiye Cumhuriyeti çok farklı bir döneme geçmesinden itibaren, demokratik bir devletin oluşması doğrultusunda toplumda ciddi taleplerle karşı karşıya kaldı ama ne yazık ki geçen süreç içerisinde, derin devletin toplumun bu talebini yerine getirmesini engelleyen bir dizi çalışmalarla karşı karşıya kaldık. Türkiye Cumhuriyeti 90 yıllık süreç içerisinde darbelerle, müdahalelerle, siyasilerin baskı altında tutulmasıyla zamanını tamamladı, bugünlere kadar geldi. Bugün derin devletin artık ne olduğunu bilen bir Türkiye halkı var. Ancak derin devletle mücadele etmenin çok kolay olmadığını da söylemek gerekir. Derin devlet nedir? Derin devlet aslında devletin içerisinde bulunan kurumların, kişilerin hukuka uymayan şartlarına karar vererek devlet yönetimini ve ülke yönetimini kendilerinin adına sürdürmeleri, çokça milletin menfaati adına bu hareketi yaptıklarını, ama sonunda kişisel çıkarlarının daha öne çıktığı bir anlayıştır. Çeşitli şekilde derin devleti tanımak mümkündür. Ama özde söylemek gerekirse, Süleyman Demirel’in tanımladığı gibi derin devlet askerdir. Derin devlet ikiye ayrılmış, bir olması gereken devlet, bir de gölge devleti. Süleyman Demirel’in sözlerinde, derin devlet öne çıkmış, olması gereken devlet de geride kalmıştır. Kenan Evren açıkça Süleyman Demirel’in dediği doğrudur, derin devlet askerdir, silah bizim elimizdedir, eğer ülke iyi yönetilmezse bir şekilde devleti ele geçiririz. Aslında bütün mesele egemenlik mülkiyetinin kimin olduğudur.

TBMM’de ve anayasada kayıtsız şartsız egemenliğin halkın olduğu söylenir. Ancak öylemidir, egemenlik kayıtsız şartsız halkın mıdır? Gerçeğe baktığımız zaman egemenliğin kayıtsız şartsız halkın değil, devletin asker bürokrat yapısının elinde olduğunu görüyoruz. Bu yapının içerisinde bir alt yapı, çekirdek yapı daha var. Bu çekirdek yapı da bürokrat anlayışı yönlendiren yapıdır. Derin devlet elinde silahla insan öldürmüyor. Derin devletin varlığı Osmanlı’dan bu yana kadar bilinir. Ama derin devletin elindeki enstrümanlar, 1952’de Türkiye Cumhuriyetinin Nato’ya girmesiyle farklılaşmıştır. Türkiye’nin Nato’ya girmesiyle birlikte, özellikle komünizme karşı devletin kendini koruyabilmesi, daha sonra da iç siyasetin komünizme destek vereceği tersine hareket edeceği düşüncesiyle siyasete müdahale etme enstrümanı olarak ortaya çıkmıştır. Türkiye’de bir resmi yasa dışı örgütlenme oluşturulmuştur. Bunun adı kontgerilladır. Bunun Türkiye’deki adı da Ergenekondur. Susurluk olayıyla açıkça ortaya çıkan Ergenekon yapısı, 1952’deki seferberlik adı altında, suyun yüzüne çıkan bir resmi organ içerisinde yerleşmiş, sonra bu resmi organ deşifre edildikçe isimleri değiştirilmiş, özel harp dairesi, özel kuvvetler komutanlığına dönüştürülmüş, bugün de özel kuvvetler komutanlığı adı altında resmi görüntüsü içerisinde ama arkasında kontrgerilla yapısıyla devam etmektedir. Yapı bir çok konuda müdahil olmuştur. Gizli suikastler, adam öldürmeler, faili meçhul cinayetler, bombalamalar. Kısaca toplumda infial uyandıracak olayların yaratılmasında bu yapı, bu silahlı yapı, organize ve bilinmeyen gizli yapı görev almıştır. İşin ilginç tarafı bu yapının varlığı, bu yapıyla ilgili bilgiler devletin resmi organlarında yoktur. Yapı nasıl ortaya çıkmıştır. Nato, Sovyetler Birliğine karşı komünizm işgali altında nasıl davranacağı ile ilgili bir çalışma yapmıştır.

Bu çalışmayı CIA aracılığıyla oluşturulmuştur. İl yapılan çalışma yeri de İtalya’da başlamıştır. CIA’nin arta kalanlar diye adlandırdığı, eski Nazi subaylarını hapishaneden kaçırarak, tetikçi anlayış içerisinde örgütlemişler ve komünist yöneticilere, hücre başkanlarına onlar aracılığıyla suikastlerle başlamışlardır. Sonra bu yolun son derece başarılı olduğunu düşünerek, bütün NATO ülkelerinde teker teker zorunlu olarak kurdurmuşlardır. Aradan geçen süre içerisinde bu yapılan deşifre edilmiştir. Özellikle hukukun üstünlüğüne inanan demokratik ülkelerde, bu yapılan yaptıklarıyla birlikte ortaya çıkartılmış dağıtılmıştır. Bir tek Türkiye kendi içerisindeki kontrgerillayı Ergenekon’u dağıtamamıştır. Avrupa Parlamentosu geçtiğimiz yıllarda bir karar alarak Avrupa halkından özür dilemiştir. Bir dönem NATO sonrasında, özellikle utanç duvarının yıkılmasından sonra ortaya çıkmıştır. Hakikatlerle yüzleşerek yapılanların ne denli tehlikeli olduğunu ortaya koymuş ve özür dilemiştir. Demiştir ki, hukuk dışına çıkan maalesef yapılar vardı, bu yapılar tasfiye edildi ve biz bu yapıların oluşturulmasından dolayı özür dileriz. Bu özrün içinde biraz önce de söylediğim gibi Türkiye yoktur. Biz bu yapıyı Susurluk’da daha net gördük. Özellikle bir dönemde ciddi şekilde toplumda infial uyandıran olaylar ardı arkasına geldi. Bu olayları sıraladığımızda, 24 Ocak’ta Cumhuriyet Gazetesi yazarlarından ve bir çok olayı deşifre eden Uğur Mumcu’nun bombalanarak öldürülmesi. Daha sonra Adnan Kahveci’nin, 17 Şubat’ta Eşref Bitlis’in, Turgut Özal’ın, Bingöl’de 33 erin öldürülmesinin, Madımak katliamının, Beşbağlar katliamı ve bir dizi olayların yoğunlaşması, sonunda 2 Kasım 1996 yılında bir trafik kazasında Mercedesten ortaya çıkan belgelerle, bu infial uyandıran olayların nedenlerini ve gerekçelerini öğrenme fırsatı elimize geçti. Aslında geriye doğru baktığımızda, Türkiye’de 27 Mayıs 1960, 12 Mart 1971, 12 Eylül 1980, 28 Şubat 1997 ve 27 Nisan 2007’de darbe, müdahale ve e muhtıralarla geçen bir süreç görüyoruz” dedi.

Muş Ovası Gazetesi

Bir Cevap Yaz

blank

Ekonomi Haberleri

Muş’ta Meyve Ağaçlarında Aşılama Dönemi Başladı

Muş’ta baharın gelmesiyle birlikte bağ ve bahçelerde aşılama çalışmaları hız kazandı. Kentte kendi…

Muş’ta Dere Islah Seferberliği: 4 Köyde Çalışmalar Sürüyor

Muş’ta taşkın riskini azaltmak ve su akışını düzenlemek amacıyla başlatılan dere ıslah çalışmaları…

Muş’ta Araç Sayısı 43 Bini Aştı: Mart Ayında Trafiğe Kayıtlar Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Mart ayında ülke genelinde toplam 159 bin 931…

Eğitim Haberleri

Muş’ta Okul Güvenliği Toplantısı Gerçekleştirildi

Muş’ta okul çevrelerinde güvenliğin artırılması amacıyla önemli bir toplantı düzenlendi. Muş Valisi Avni…

Öğretmenlere Silah Değil, Çikolata Layık

Son günlerde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan acı olay, Muş eğitim camiasında…

Okul çevrelerinde denetimler artırılacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla okullar ve…

Kültür Sanat Haberleri

Gençler arası kültür ve sanat yarışmalarında başarı

Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Gençler Arası…

Kocaeli’de Muş Halk Oyunları Rüzgarı

Kocaeli’de gerçekleştirilen folklor yarışması, Muş kültürünün görkemli bir başarısına sahne oldu. Kocaeli’de yaşayan…

Yarım Asırlık Bir Ses: Mehmet Ciğer, Türküleriyle Muş’un Hafızasını Yaşatıyor

Fırat Demir Muş Kent Haber Gazetesi 1959 doğumlu olan Ciğer, küçük yaşlardan itibaren…

blank

Profesyonel internet sitesi için arayın..

Memleket Web Tasarım

 0532 514 50 57

  • Google Arama Kaydı
  • SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
  • Türkçe Yönetim Paneli
  • Yedekleme Hizmeti

 

 

Haber ve İçerik Etiketleri

Haber Kategorileri