TBMM Genel Kurul’da; Dışişleri Bakanlığı, Aile Ve Sosyal Politikalar Bakanlığı, Kalkınma Bakanlığı, Ulaştırma, Denizcilik Ve Haberleşme Bakanlığı ile bağlı kuruluşların 2015 yılı bütçelerinin görüşmeleri sürüyor.
HDP Muş Milletvekili Demir Çelik, Ulaştırma Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, demiryollarının yolcu ve yük taşıma kapasitesinin düştüğünü, küresel ekonomik güçlerin talepleri doğrultusunda karayollarının ağırlık kazandığını söyledi.
Türkiye’nin deniz ve demiryolu taşımacılığını önemsemesi gerekirken karayollarının kendisine kader olarak dayatıldığını ileri süren Çelik, Kürdistan coğrafyası, Türkiye’nin en geri coğrafyasıdır, yeraltı ve yerüstü zenginliklerine rağmen… Devletin asimilasyoncu politikalarına bağlı olarak ora insanı işsiz ve yoksul bırakılarak başka yerlere göç ettirilmektir. Hani çözümün yanındaydınız. Osmanlıca’yı düşüneceğimize, mazlum ve mağdur olan halkın dilini kulaktan dolmayla yarına taşımayacağından hareketle anadilden eğitimden mahrum bırakmamalısınız. Çözüm de bundan geçer. Kürt sorununun çözümüne zamana yayıp çürütmeye çalışıyorsanız. Aynı şekilde Alevilerin inanç hakkını da gasp edip ötelemeyi tercih ediyorsunuz diye konuştu.
HDP Van Milletvekili Nazmi Gür, Dışişleri Bakanlığı bütçesi üzerinde yaptığı konuşmada, Ortadoğu’da tarihi bir sürecin yaşandığını, Türkiye’nin son 5 yılda bölgenin ağabeyliğine soyunduğunu ancak güçlü olma iddiasıyla geliştirdiği politikalarında başarıya ulaştığını söylemenin mümkün olmadığını savundu. Gür, iktidarın bölgede Müslüman Kardeşler üzerinden bir hat oluştururken diğer halkları görmezden geldiğini ileri sürerek, Mezhepler arası kavga ve çatışma arefesindeyiz. Allah korusun bu da Sünni ve Şii çatışmasıdır. Suriye ve Irak’ta olan budur aslında. Bu çatışmaya doğru hızla gidiliyor ve bölge ülkelerinin, özellikle Türkiye’nin ve İran’ın bu konuda yeniden düşünmesi gerekiyor. Herhangi bir mezhep çatışmasına, mezhepler arası bir gerilime yol açacak politikalardan kaçınmaları gerekiyor dedi.
Türkiye’nin komşularıyla ilişkilerinin iyi olmadığını savunan Gür, dış politikanın tekçi ve totaliter yaklaşımı kabul etmediğini, Neo-Osmanlıcılığın bir işe yaramadığını söyledi. Türkiye’in Suriye ve IŞİD konusunda yanlış bir politika izlediğini savunan Gür, şöyle devam etti:
Türkiye’yi batıda en çok zor duruma sokan, IŞİD ile olan ilişkiler konusudur. Musul’daki konsolosluk baskınını ve 49 konsolosluk yetkilisinin IŞİD tarafından rehin alınması konusunda karanlık bir taraf var. Hükümet ve Dışişleri Bakanlığı, kamuoyunu ve özellikle Batılı müttefiklerini ikna edecek açıklamalarda bulunmamıştır. IŞİD’i yarım ağızla terör örgütü olarak ilan ettiğini, terör örgütü olarak gördüğünü söylüyor ama ABD liderliğinde kurulan 60 ülkelik koalisyona da katılmıyor. Katılıp katılmaması elbette ki Türkiye’nin bileceği bir iştir ama IŞİD’e karşı doğrudan bir tavır almaması müttefikleri tarafından sorgulanıyor. Bu da Türkiye açısından dış politikada gelecekte farklı komplikasyonların ortaya çıkacağının en büyük örneğidir.
Muş Manşet Gazetesi


