Camilere akın eden insanlar, hem ibadet ediyor hem de oruçlu iken daha serin yerde dinlenmiş oluyorlar. Dün Muş’ta kılınan Cuma Namaz’ında bir çok camide izdiham yaşandı.
Bazı camilerde Çukurca’daki saldırıda şehit olan askerler için gıyabi cenaze namazı kılındık, dualar okundu. Ayrıca camilerde yardımlarda toplandı.
İl Müftülüğü Hutbe Değerlendirme Komisyonunca incelenen ve Muş Merkez Dağarası Köyü Cami İmamı İbrahim Tutkun tarafından hazırlanan “Zekat ve Önemi” adlı hutbe camilerde okundu.
Cuma hutbesinde şu ifadeler yer aldı: “Yüce dinimiz İslam, insanlar arası yardımlaşma, dayanışma ve kaynaşmaya büyük önem verir. Bu itibarla İslam’ın şartlarından birisi de zekattır. Zekat, nisab miktarı mala sahip insanların yılda bir defa fakir ve yoksullara mallarından belli bir miktar ayırıp vermelerine denir.
İnsanlar arasındaki dengeyi sağlamayı ve hayatı daha iyi yaşanabilir kılmayı amaç edinen dinimiz; Allah’ın vermiş olduğu malda fakirlerin de bir hakkının bulunduğunu ve bu hak verilmediği zaman mala haram karıştırılarak helal kazanç olan rızkın kirletildiğini bildirmektedir. Bu nedenle malı haram kirinden korumak ve yoksulun hakkını vermek İslam’ın önemli bir emridir. Cenab-ı Hak şöyle buyuruyor: “Onların mallarından sadaka (zekât) al. Onunla kendilerini temizlemiş ve tezkiye etmiş olursun.”(1) “O kimseler ki; sahip oldukları mallarda muhtaç ve mahrumun belli bir hakkı vardır.”(2)
Değerli Müslümanlar!
Zekât; İslam’ın beş temel esasından biri olup inkârı küfürdür. Bu sebeple nisab miktarı mala sahip her Müslüman’ın bu ibadeti yerine getirmesi önemlidir. Kur’an-ı Kerim’de zekât verenler dünya ve ahiret nimetleriyle müjdelenmişlerdir. “Rahmetim her şeyi kuşatmıştır. Ben onu, sakınan, zekât veren ve ayetlerime iman edenlere has olmak üzere tespit edeceğim”(3) ayeti; zekâtını başa kakmadan güzelce verenlere has güzel bir müjde olduğu gibi, başka ayetlerde gerçek mü’minlerin özelliklerinden bahsedilirken zekâtını verenlerin gerçek mü’minlerden olduğu haber verilmektedir. Zekat, aynı zamanda insanlar arası dayanışmaya, fakir ve zenginler arasında kaynaşmaya ve bunun sonucu olarak sosyal hayatta düşmanlıkların önüne geçmeye sebeb olan önemli bir ibadettir. Bu amaçla Hz. Peygamber (s.a.v) Müslüman’ın sadaka vermesini bir ödev olarak telakki etmiş ve bu uğurda çalışmasını teşvik etmiştir. (4)
Değerli cemaat!
Zekâtlarımızı Yüce Allah’ın Kur’an-ı Kerim’de emrettiği şekliyle gerçekten hak edenlere vermemiz ve ehillerine verirken de onları rencide etmememiz gerektiğini bilelim. Zekat, fakir ve yoksulun hakkı olduğunu unutmayalım. Yüce Allahın hırsla mal biriktirip onun zekatını vermeyenleri ve Allah yolunda harcamayanları cehennemle uyardığını unutmayalım. Ahirette malımızla cezalandırılanlardan değil, malıyla cenneti kazananlardan olmasını bilelim. “Altını ve gümüşü biriktirip onları Allah yolunda harcamayanlar için acıklı bir azap var olduğunu müjdele. O gün (bu altın ve gümüşler) cehennem ateşinde kızdırılıp bunlarla onların alınları, böğürleri, sırtları dağlanacak ve (o esnada) işte nefisleriniz için toplayıp, sakladıklarınız; artık saklayıp biriktirdiğiniz malların acısını haydi tadın! (denilecek)” (6) şeklindeki ilahi uyarı bizler için oldukça önemlidir.”
Muş`un Sesi Gazetesi


