Demokratik Toplum Partisi (DTP), Muş Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Derneği (TUHAD-DER), İnsan Hakları Derneği (İHD) Muş Şubesi ile Kamu Emekçileri Sendikası (KESK) Muş Şubeler Platformu ortak basın açıklaması yaparak, Nevruz kutlamaları esnasında bölgede meydana gelen olayları kınadıklarını belirttiler.
Dün saat 12:30’da yapılan basın açıklamasına DTP İl Başkanlığı üyeleri, TUHAD-DER üyeleri, İHD Muş Şube Başkanlığı üyeleri, KESK Muş Şubeler Platformu üyeleri ile DTP’li ilçe belediye başkanları ve DTP’liler katıldı. Grup adına basın açıklamasını okuyan TUHAD-DER Muş Şube Başkanı Ali Karagüzel, özellikle Siirt, Van ve Hakkari’de Nevruz kutlamalarında yaşanan olayların kutlamaların yasaklanmasından kaynaklandığını belirtti. Güvenlik güçlerinin orantısız güç kullandıklarını iddia eden Ali Karagüzel, olaylardan sorumlu olan siyasilerin bir an önce istifa etmesi ve devlet memurlarının da görevden alınması gerektiğini savundu.
Ak Parti hükümetinin tahammülsüzlük sergilediğini vurgulayan Karagüzel yaptığı açıklamada; “Kürtler yine şiddetle susturulmaya çalışıldı. Siirt, Van ve Hakkari’de yapılan Nevruz kutlamalarında AK Parti hükümeti tahammülsüzlüğünü bir kez daha sergiledi. Yine benzer oyun ve senaryolar ile Kürtlerin hak ve özgürlük taleplerini şiddet ve imha yoluyla engellemeye çalıştı. Bir hafta boyunca özellikle bölgemiz başta olmak üzere Türkiye’de izinli olarak kutlanan Nevruz etkinliklerinde hiçbir olay yaşanmazken adeta olay yaşanması için birçok ilde keyfi olarak kutlamalara izin verilmedi. İzin verilmeyen yerlerde olayların çıkmış olmasından izin vermeyen yasakçı zihniyeti sorumlu tutuyoruz. AK Parti hükümeti, Kürtlerin bir arada yaşam, hak ve özgürlük taleplerini bir kez daha şiddetle bastırma yolunu seçmiştir. Nevruz kutlamalarına tahammülsüzlük en açık biçimde Van, Siirt, Yüksekova ve Hakkari başta olmak üzere Kürt kentlerinde yaşandı. Van, Siirt, Yüksekova ve Hakkari’deki kutlamalar sırasında Türk polisi her türlü saldırı aracının yanında gerçek silahlarla hedef gözetmeksin kadın, çocuk, genç, yaşlı ve halkımızın iradesi olan milletvekillerimizi ayırmadan halkın üzerine vahşice ateş açmış ve tüm şiddetini kullanmıştır. Yine İçişleri Bakanlığı tarafından toplumsal olaylarda kullanılmak üzere 21 Mart’ta yeni bir silahın basın yoluyla tanıtıldığı görülmüş ve daha sonra bu silahın Van’da, Yüksekova’da halkımız üzerinde denenmiş ve adeta halkımız bir denek olarak kullanılmıştır. Yüksekova’da 20 yaşındaki İkbal Yaşar ile Van’da 35 yaşındaki Zeki Erinç polis saldırısında hayatını kaybetmiş, 30’dan fazla insan gerçek kurşunlarla ağır yaralanmış, yüzlerce insanımız da cop kalas darbeleri sonucunda yaralanmıştır. Özellikle 14 yaşındaki bir gencimizin kameralar karşısında vahşice kolunun kırılması orantısız güç kullanımına bir örnektir. Nevruz olayları sonrası değişik illerde geniş bir gözaltı furyası başlatılmış, bunun sonucunda binlerce kişi gözaltına alınmış yüzlerce kişi de tutuklanmıştır. Yaşanan bu gözaltı furyası dahilinde ilimiz Muş ve ilçelerinde ev ve okullar basılmış, aralarında DTP il başkan yardımcısı, üniversite öğrencilerine DTP gençlik kolları üyelerinin de yer aldığı birçok kişi hukuksuz bir şekilde gözaltına alınmıştır. Kurumlar olarak ilimizde bugüne kadar yaptığımız demokratik eylem ve hiçbir olumsuz durumun yaşanmadığı ortadayken, buna karşı böylesi uygulamaların gözaltı ve tutuklamaların, ilimizde devam eden barış ve huzur ortamını ortadan kaldırabileceği kaygısı taşımaktayız. Bundan sonra bu uygulamalar karşısında gelişebilecek olumsuz durumlardan sorumlu olmayacağımızı, tek sorumlusunun devlet yetkilileri olacağının bilinmesini istiyoruz. Bölgede Nevruz sonrası Van, Hakkari, Yüksekova, Siirt ve diğer illerde halkımız üzerinde estirilen devlet terörünü nefretle kınıyoruz. Bu yaşananlardan başta AK Parti hükümeti olmak üzere İçişleri Bakanı Beşir Atalay, Van Milletvekili Hüseyin Çelik, Van, Siirt, Hakkari valileri ile emniyet müdürleri birinci dereceden sorumludurlar. Bunun karşısında İçişleri Bakanı derhal istifa etmeli, sözünü ettiğimiz il valileri ve emniyet müdürleri derhal görevden alınmalı, halka saldıran polislere gerekli cezalar verilmelidir. Sorumlular görevden alınıncaya kadar demokratik eylemlerimiz tüm yurt genelinde yayılarak devam edecektir. Kürtler Nevruz’da sadece Türk devletinin değil Suriye devletinin de kanlı saldırısına maruz kaldı. Kamişlo’da üç kişi yaşamını yitirmiştir. Bu vesileyle Nevruz şehitlerini saygıyla anıyor, halkımıza başsağlığı diliyoruz. Anıları halkımızın özgürlük mücadelesinde yaşayacaktır. Unutulmamalı ki halkımızın demokratik talepleri karşısında baskı ve şiddet politikası devam ettikçe halkımızın mücadeleye bağlılığı ve kararlığı büyüyerek devam edecektir. Bu düzenin efendileri ve AK Parti hükümeti unutmasınlar ki halkımızı baskı ve şiddet politikasıyla özgürlük mücadelesinden yıldırmayacaklardır. Halkımızın bu baskılar karşısında öfkesi giderek büyüyecek, bu uygulamalar karşısında halkımız büyük bir direniş içinde olacaktır” ifadelerine yer verdi.
Topkan Haber Ajansı


