Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonunun (KESK) konferans salonunda gerçekleştirilen ve BDP İl Başkanı Naif Erolun da katıldığı basın açıklamasında, BDP Muş Milletvekili Demir Çelik, gazetecilere gündemle ilgili açıklamalarda bulundu.
Barış ve Demokrasi Partisinin Muştaki siyasal faaliyetlerini yürütmekte yaşadığı sıkıntılara değinen Çelik, Siyasal partimize yönelik yapılanları iki başlık altında ele alıp aktarmak istiyorum. 30 Mart seçimlerine sayılı günler kaldı. Her yerde olduğu gibi Muşta da tüm partilerin veya bağımsız aday olarak çalışmalarını sürdüren bireylerin, eşit, özgür ve demokratik bir ortamda, seçimleri yürütme, seçimlere katılma hakkı var. Ancak bu hak Muşta olduğu gibi, diğer birçok ilimizde de amacına uygun bir şekilde yürümüyor dedi.
BDPnin Muşta seçimleri kazanması halinde, birçok şeyin kötüye gideceği yönünde, halkın korku ve endişe içerisine sokulduğunu kaydeden Çelik, İktidar parti mensupları veya sistem partilerinin, seçim çalışmaları adı altında, BDPnin belediyeyi alması halinde kepenklerin kapatılacağı, camların kırılacağı ve işleyişin kötüye gideceği yönündeki yaklaşımları ile halka kötü algı oluşturmaya çalışıyorlar. Başbakanın çok becerdiği ve Başbakan üzerinden AKPnin toplumu şekillendirip biçimlendirme de başvurduğu enstrümanlardan biri toplum algısını değiştirmektir. İfadelerini kullandı.
Biz her şeyden önce sivil itaatsizliği esas alan bir gelenekten geliyoruz diyen Çelik, Kanuni olan her şeye boyun eğen, biat eden değil, ona itiraz eden, toplumun meşru demokratik taleplerini, meşru düzenden savunan bir partiyiz. Bu yönünle de meşruiyeti elinde tutan bir parti olarak ta dağıtan, döken, gerilim ve gerginliğe neden olan bir algı değil, aksine besleyen, çoğaltan, ve büyüten bir anlayış içerisindeyiz. Bize isnat edilen bu suçlamalar gerçek olmamakla beraber, yaşanan realite toplumda çok daha farklı bir şekilde cereyan ediyor diye konuştu.
Muşun coğrafi konumu itibariyle avantajlı bir il olması gerekirken, Türkiyenin en geri kalmış dört ilinden biri olduğunu ifade eden Çelik, Türkiyenin üçüncü büyük ovası olan Muş Ovası, Muş nüfusunun on katı bir nüfusu besleyebilecek bir potansiyele sahipken, Muştaki işsizlik oranı had safhadadır. Bu realite AKP hükümetinin eseridir. Esnaflar siftah yapmadan dükkânlarını kapattıklarını söylüyorlar. Siyasi partiler bu gerçeği görmek yerine, korku ve gerilimi yayarak kendilerine alan açıyorlar. Halkımızın öncelikle buna kanmaması gerekiyor. Bugün birçok işyeri kapalıdır. Vatandaş iş yokluğundan mevcut işyerlerini kapatmanın arayışı içerisindedir. Çekini senedini ödeyememenin sıkıntısını yaşamaktadır. Dolayısıyla dükkân kapalıysa, kapatan hükümettir, iktidardır. Türkiyenin, dünyada 16ncı ekonomik güce sahip iddiasına rağmen, insani yaşam endeksi itibariyle 92nci sıra da yer alıyor. Bu, ülke zenginliğinin topluma yansıtılmadığı ve toplum dışında bir kısın egemenlerin, yönetenlerin kasasına, cebine, ayakkabı kutusuna gittiğinin işaretidir. Bunun içindir ki işsizlik ve sefalet diz boyudur şeklinde konuştu.
Barış ve Demokrasi Partisinin mevcut partilerin ötesinde, toplumun ekonomik, siyasal ve sosyal sorunlarına çözüm bulabileceği tek parti olduğunu söyleyen Çelik, açıklamalarını şu şekilde sürdürdü: Yoksulluğu da işsizliği de önleyecek parti biziz. Savaşı aşacak, savaş politikaları yerine barışı getirebilecek bir partiyiz. Bu, sistemden beslenen partilerin işine gelmediği için, BDPyi toplum nezdinde karalamaya çalışıyorlar. Siyasi partiler, birilerini karalayacağına, dönüp kendi politikalarına baksınlar. Bunların dışında partimiz hazine yardımından faydalanamıyor. Partimiz yüzde on seçim barajıyla da engellenmek isteniyor. 14 Nisan 2009dan bu yana yürütülen siyasal soykırım operasyonları ile on binlerce siyasi tutsakla yönetim boşluğu dolsun istendi. Seçimi yürüten bir parti yerine yürütemeyen bir BDP ortaya çıkarmak istediler ki, AKP, Kürdistan da birinci parti olsun arayışı içerisinde girdiler. Seçim adil ve eşit bir ortamda olması gerekir. Devletin imkânı ve olanağı kullanılarak, vatandaştan oy isteyerek, şantaja yönelik çalışmaların yapıldığını duyuyoruz. Devlet tüm partilere eşit mesafede durmak zorundadır. Devletin olanakları vatandaşlara taahhütler bürokratları da teşhir ve deşifre edeceğimizi de söylemek istiyorum. Bunların yanı sıra seçim çalışmaları kapsamında akşamları evleri veya işyerlerini ziyaret eden arkadaşlarımız, Emniyet güçleri tarafından kimlik kontrolleri adı altında taciz ediliyorlar. Bu tür taciz, tehdit ve yıldırma politikalarıyla bizi çalışmadan alıkoymaya çalışıyorlar. Nasıl ki diğer partilerin kendilerini ifade etmek için evleri gezmeleri haklarıysa, aynı şekilde bu BDPnin de hakkıdır. Anayasal hakkımızı engellemek, kimsenin ne haddine düşer, ne de gücü dâhilindedir. Bir kez daha uyarıyoruz. Ya kendilerine çeki düzen verirler ya da örgütlü gücümüzle bizi karşılarında bulacaklarını sizlerin aracılığıyla aktarmak istiyorum.
Muş Manşet Gazetesi


