Eğitim Bir Sen, yaptığı yazılı basın açıklamasında, eğitimcilerle ilgili söylemlerin, eğitimcilerin motivasyonunu bozduğuna dikkat çekildi.
Yapılan açıklamada: “Milli Eğitim Bakanı’nı eleştiren Yalçın, “Sivil bir eğitim sistemi; düşünen, araştıran, soran, sorgulayan özgür bireylerin yetiştirilmesi için eğitim alanında pek çok adımın atılması gerekmektedir. Andımız dahil, eğitimdeki vesayetin bütün izleri silinmeli, düşüncelerine paralel bir şekilde öğrencilerin kılık kıyafetleri de sivilleşmeli, üniformalı eğitime son verilmeli, demokratik eğitim hakkının önündeki karma dayatması sona erdirilmeli, sorunlara kalıcı çözüm bulmak için paydaşların önerileri dikkate alınmalıdır. Milli Eğitim Bakanlığı’nın, geçmişten günümüze eğitimin paydaşlarının görüşlerine başvurmadan yaptığı bütün düzenlemeler en fazla tartışılan ve mağduriyet üreten düzenlemeler olmuştur. Bütün paydaşların mevcut hafızalarının sürece dahil edildiği çözümlerin kapsayıcılığı ve kalıcılığı herkes tarafından kabul edilen bir gerçektir. Bakanlığın, demokratik yönetim anlayışının gereği olarak eğitimin paydaşlarının görüşüne başvurarak ortak aklı bulması en çok kendi işini kolaylaştıracaktır. Son zamanlarda eğitimcileri sorunlardan daha çok yetkililerin eğitimcilerle ilgili söylemleri yıpratmış ve motivasyonlarını bozmuştur. Kamuda neredeyse en düşük ücreti alan konumuna düşürülen öğretmenler, sorunlarına çözüm beklerken, mevcut sorunlarını çözmek yerine yeni sorunların üretilmesi, öğretmenleri üzmektedir. Bakanlık eğitimde verimi artırma adına değişiklikler yaptığı bir dönemde eğitimin en önemli unsuru olan öğretmenlerin moral ve motivasyonunu bozacak söylemlerden uzak durmalı ve eğitim çalışanları ile ilgili iletişimin dilini yakalamalıdır. Yüzünü de artık eğitimcilere dönmelidir” ifadelerine yer verdi. “Üniversiteler Demokratik Kültürü İçselleştirmelidir” “Üniversitelerdeki bürokratik hantallık sona erdirilmeli; öğretim elemanlarının ve idari personelin özlük, sosyal ve mali haklarındaki yetersizlikler giderilmelidir” diyen Yalçın, şunları kaydetti: “Ekonomik sıkıntı yaşayan bilim camiasından bilimsel verimlilik beklenemez. Üniversite çalışanlarının birçok sorunu bulunmaktadır. Yardımcı doçentlerin derece problemini çözdük fakat 50/d’lerin sorunları var, idari personelin sorunları var. Üniversitelerde idari personelin ek ödeme tutarları diğer kamu kuruluşlarında çalışan personele oranla istenen seviyede değildir. 657 sayılı Kanun’da memurların sicil uygulaması kalkarken, 2547 sayılı Kanun’a bağlı çalışanlar için halen devam etmektedir. Görevde yükselme sınavları birçok yerde uygulanmıyor. Kadrolar yönetim tarafından hülle yöntemlerle dolduruluyor. Geliştirme Ödeneği idari personele verilmiyor. Bu ve benzeri pek çok sorun çözüm bekliyor. Öğretim elemanları, birinci ve ikinci öğretimdeki ders yüklerinden dolayı akademik çalışmaya yeterince vakit ayıramıyor. Çünkü üniversitelerde akademik personel açığı bulunuyor. Hal böyleyken, yeni kurulan üniversitelerdeki ihtiyacı, bir nebze giderecek bir formül olan ‘asker öğretim elemanı’ uygulaması hala hayata geçirilememiştir. Sorunları ortaya koymakla kalmamalı, onlara çözüm de üretmeliyiz. Sadece sorunları ortaya koyan ufukla bu ülkenin geleceğini dizayn edemeyiz. Artık küresel sorunlar karşısında küresel sorunları paylaşıyor olmayı düşünüyor, kararlaştırıyor, projelerini hazırlıyor ve bu doğrultuda koşuyor olmamız gerekiyor. Sorunların küreselleştiği bir çağda çözümlerin de küreselleşmesi lazım. Türkiye’de üniversitelerin geçmişin tortularını bir an önce üzerinden atması, siyasetin de sivil toplumun da önünde gidecek bir zihniyet devrimi yaşaması gerekiyor. Bunun dışında hareket etmeye hakkımız yok. YÖK’ün anayasal kimliğine son verilmelidir. Üniversitelerde seçim, demokratik ve çoğulcu bir anlayışla tüm personelin katılımına imkan sağlayacak şekilde yapılmalıdır. Üniversite Disiplin Kurulları, Senato ve bütün karar süreçlerinde sendika temsilcileri bulunmalıdır. Üniversiteler paydaş kuruluşlarla birlikte çalışmayı özümsemeli ve demokratik kültürü içselleştirmelidir” denildi.
Muş Ovası Gazetesi


