İstanbul´dan Ankara´ya yapılacak Emekçi Yürüyüşü ile ilgili yazılı bir açıklamada bulunan Muş Şubeler Platformu şu ifadelere yer verdi: OHAL ilanı üzerinden 5 aydan fazla zaman geçmesine rağmen darbe girişiminin en önemli ayağı olan siyasal ayağına ilişkin tek bir adım dahi atılmadığı gibi yaşanan gelişmeler siyasi iktidarın böyle bir niyetinin de olmadığını göstermektedir. Bunun yerine olağan koşullarda TBMM´den bu kadar kolay geçemeyecek olan Bireysel Emeklilik Sistemi, Varlık Fonu gibi emekçilerin, toplumun kaynaklarını sermayeye-patronlara aktaran yasal düzenlemeler OHAL koşullarında rahatça hayata geçirilmiştir.
Diğer taraftan 15 Temmuz darbe girişiminin aktörü FETÖ/PDY ile mücadele için ilan edildiği söylenen OHAL ve buna dayalı olarak çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle siyasal iktidarla aynı görüşü paylaşmayan geniş bir kesim hedef tahtasına konulmuştur. Bugün geldiğimiz noktada hükümetin toplumsal kesimleri, siyasal partileri, kitle örgütlerini baskı altına almak için hukuksuz yöntemlere başvurması ve bunun için de OHAL´i bir fırsat olarak görmesi tehlikeli sonuçlar doğuracak şekilde artmış, OHAL düzeni iktidarın elinde tehlikeli bir silaha dönüşmüştür.
Temel insan hak ve özgürlüklerin ihlalinde, sendikal hak ve özgürlüklerin ihlallinde kat be kat artış yaşanmaktadır. Adeta hukuka düşman kesilen siyasi iktidar, evrensel hukuk ilkeleri çerçevesinde hareket etmek yerine, OHAL´i her türlü hukuksuzluğa kalkan yapmakta, her türlü demokratik tepki karşısında yasakçı bir mantıkla hareket etmektedir
YASAKLANIYOR´ Hak ve özgürlüklerin mahrum edildiğinin savunulduğu açıklamaya şöyle devam edildi: FETÖ/PDY olarak adlandırılan yapıya karşı, 15 Temmuz´dan itibaren değil, en başından beri mücadele ettiği herkesçe bilinen KESK darbecilerle mücadele iddiasıyla başlatılan açığa almaların, ihraçların hedefi haline getirilmiştir. Kamuda siyasi fişlemeler ve ihbarlar üzerinden başlatılan soruşturma süreçleri, hukuksuz ihraç ve açığa alma uygulamaları, kapsamları genişletilerek sürdürülmüş, aileleri ile birlikte 1,5 milyon insan doğrudan mağdur edilmiştir. Bu koşullarda her türlü eylem ve etkinliğimiz Kamu düzenini, genel sağlığı veya başkalarının hak ve özgürlüklerini ciddi bir şekilde bozacak olaylara sebebiyet verebileceği gibi gayri ciddi gerekçeler ileri sürülerek yasaklanıyor.
2 bin 56´sı bağlı sendikalarımızın yönetici ve üyesi on binlerce kamu emekçisinin Kanun Hükmünde Kararnamelerle sorgusuz sualsiz, tamamen keyfi olarak memuriyetten çıkarıldığı, on binlercesinin açığa alındığı, ihraç edilen-açığa alınan kamu emekçilerinin açlığa hatta intihara sürüklendiği koşullarda hangi kamu düzeninden, genel sağlıktan bahsedildiğini anlamak mümkün değildir. Bilinmelidir ki kamu düzenini, genel sağlılığı, hak ve özgürlüklerini ciddi bir şekilde bozanlar sendikal hak ve özgürlüklerini kullanarak yaşadığı haksızlığı-hukuksuzluğu ifade etmek isteyenler değil, OHAL-KHK rejimine sırtını dayayarak işçilerin, emekçilerin en temel haklarını kullanmasına engel olanlardır
İŞİMİ, EKMEĞİMİ GERİ İSTİYORUM Açıklama şu ifadelerle tamamlandı: OHAL´in ilan edilme gerekçeleri ile uygulamaları arasında giderek derinleşen çelişkiler, hukuksuz ihraçlar ve açığa almalar karşısında sessiz ve tepkisiz kalmamız mümkün değildir. Uluslararası sözleşmeleri, Anayasa´yı, yasaları, insan haklarının en temel ilkelerini ihlal eden OHAL ve KHK´lara karşı mücadelemiz, tüm yasaklar ve engellemelere rağmen kesintisiz sürecektir. Bunun için sokağın sesinden korkanlara, tehditler yağdıranlara, engellerle önümüze duvar örmeye kalkanlara inat, Hakların OHAL ve KHK´lardan önce geldiğinin altını bir kez daha çizerek sendikal hak ve özgürlüklerimizi yok sayan OHAL hukukunun ürünü yasaklara karşı 21 Aralık´ta İşimi, Ekmeğimi Geri İstiyorum şiarıyla, İstanbul´dan Ankara´ya 10 gün sürecek Emekçi Yürüyüşü gerçekleştireceğiz
Muş Ovası Gazetesi


