21 Şubat “Uluslar arası Anadil Günü” dolayısıyla açıklama yapan HDK Delegesi Robin Erdenci, 21 Şubat Dünya Ana Dil Günü’nü kutladı.
21 Şubat’ın tüm dünyada ‘Uluslararası Anadil Günü’ olarak kutlandığını hatırlatan Erdenci, konu ile ilgili açıklama yaptı. Yazılı yapılan açıklamada Erdenci; “Birleşmiş Milletler UNESCO Genel Kurulu’nun 1999 yılında aldığı bir kararla 21 Şubat, Dünya Anadil Günü olarak kutlanmaktadır.”dedi.
“UNESCO’nun anadili ile ilgili uluslararası bir günü belirleme kararının ardında yatan temel etmenlerin başında, anadilinin önemi ve dünya üzerindeki dilsel ve kültürel çeşitliliğin korunmasına tüm insanlığın dikkatini çekmek gelmektedir.” diyen Erdenci, “Anadil, insani ve toplumsal varoluşumuzun ayrılmaz bir parçası, geçmişi geleceğe bağlayan en önemli halkadır. Anadil, belirli bir öğrenim programı olmaksızın, aile ve içinde bulunulan toplumdan kendiliğinden öğrenilir. Dolayısıyla anadil, “içine doğulan dil”dir. İnsanlar, kendini, toplumu, dünyayı anadilinin simgeleriyle, sesleriyle, sembolleriyle anlamlandırırlar. Sonradan öğrenilen ikinci, üçüncü diller o dillerle iletişim kurmayı sağlar ama asla insanın anadili gibi olamaz. Bundan dolayı bireyin anadili en temel insan haklarından biridir; anadilin engellenmesi de en büyük insan hakkı ihlallerinden biridir.”diye konuştu.
Anadilin büyük önem taşıdığına dikkat çeken Erdenci, açıklamasına şöyle devam etti: “bireyler kadar toplumlar açısından da anadili büyük önem taşır. İnsanlık tarihinin kültürel birikimleri, anadilleri aracılığıyla sonraki kuşaklara aktarılır. Her dil, o dili konuşan toplumun tarihinin ve kültürünün de taşıyıcısıdır. Bir dilin korunmaması, yok olması aynı zamanda insanlığın ortak geçmişinin ve kültürel mirasının bir halkasının kaybolması; bir evresinin yok olması anlamına gelir. Hayatın doğal akışı içinde yok olan diller olduğu gibi, doğal yaşamı tahrip eden sömürgeci, inkârcı, asimilasyoncu politikalar birçok dilin yok olmasına neden olmaktadır.
21 Şubat Dünya Anadili gününün, milyonlarca çocuğun anadillerine vurulan zincirlerin parçalanmasına, ülkemizde farklı kimlik ve inançlar üzerindeki baskıların son bulmasına, Anadolu ve Mezopotamya halklarının çok kültürlü, çok dilli, çok kimlikli toplumsal yaşamın gelişmesine vesile olmasını dileriz.”
Muş`un Sesi Gazetesi


