Anadolu Gençlik Derneği (AGD) Genel Başkanı Salih Turhan, Muştaki yerel ve yaygın basın mensupları ile bir araya geldi.
Açıklamasında, birlik ve beraberlik çağrısında bulunan Turhan: Öncelikle içinde bulunduğumuz zaman diliminin, Recep Ayının, mübarek üç ayların, bölgemizde, İslam coğrafyasında ve tüm yeryüzünde barışa vesile olmasını temenni ediyoruz. Bunun için hem kalben dua ediyoruz hem de fiilen gayret ediyoruz. Anadolu Gençlik Derneği, sevgi ve kardeşliğin teminatı olmayı amaç edinmiş bir yapılanmadır. Hiçbir çiçek bir başka çiçeği renginden, kokusundan, yaprağından ötürü kınamazken bir insanın diğer bir insanı renginden, ırkından, dilinden ötürü öteki sayması temel haklardan mahrum etmesi kabul edilemez. Biz bu ülkede, İslam coğrafyasında ve tüm yeryüzünde barış içerisinde yaşamanın mümkün olduğuna inanıyoruz dedi.
Yaşam hakkı, mülkiyet hakkı, inanç ve düşünce özgürlüğü, ailenin ve neslin korunması hakkı, kişinin psikolojik baskılardan uzak tutulması hakkı, özel hayatın gizliliği hakkı, bir cenazenin yakınları tarafından defnedilebilmesi hakkı her insan için olduğunu belirten Turhan, Bu hakların takipçisi olmak bizim inancımızın gereğidir. Biz bir ırkın, bir dilin, bir rengin diğerinden daha üstün olduğunu kabul edemeyiz. Aynı şekilde biz herhangi bir insana inanç ya da mezhep dayatılmasını da kabul edemeyiz. Bu coğrafyada insanların bin yılı aşkın barış içerisinde yaşamasında en temel faktör İslam olmuştur. İslam bir dayatma değil bir tekliftir. Bu teklife icabet eden Türkler, Kürtler, Zazalar, Lazlar, Gürcüler, Çerkezler barış içerisinde, aynı kıbleye yönelerek ve aynı merhameti, kardeşliği, adalet anlayışını farklı dillerde kuşanarak birlikte yaşamışlardır. İslamın özünü kuşanan Müslümanlar, gayrimüslim unsurlarında haklarını gözetmişlerdir. Farklılıklar emperyalist kışkırtmalara kadar bir problem olmamıştır. Biz, çözüm ya da alçılım sürecinde en başından itibaren izlenilen yolun yanlış olduğunu ortaya koyduk. Müslüman Kürt kardeşlerimiz, sadece Türkiyede yaşamıyorlar. Irakta, Suriyede, İranda bulunan bir nüfus var. Bu meselenin çözümü için Bağdat, Şam, Tahran ve Ankara bir araya gelmelidir, dedik. Bu coğrafyanın en baştaki problemi parçalanmışlık problemidir. Emperyalist ülkeler, bu coğrafyaya çizdiği sınırlarla binlerce yıllık akrabalık, kardeşlik hukukunu yok saymışlardır. Yeni oluşturulan yönetimler de ırk eksenli kimlik dayatmaya başlayınca coğrafyamız sıkıntılı bir sürece girmiştir. Ancak bütün bu sıkıntılar geçicidir. Bu coğrafya tarihin kendine yüklediği misyonu yeniden üstlenecektir. Su çatlağını bulacaktır, su mecrasını bulacaktır diye konuştu.
Cizrenin, Surun, İdilin, Yüksekovanın da Dicle kenarına kurulmuş şehirler olduğunun farkında olmak gerektiğini ifade eden Turhan: Diclenin kenarında bir kuzunun hakkını gözetmekten bahsediyorsak, elbette Cizrenin, Surun, İdilin, Yüksekovanın da Dicle kenarına kurulmuş şehirler olduğunun farkında olmalıyız. Terörle mücadele edilirken masum insanların hakları gözetilmelidir. Yaralar sarılmalı, tüm mağduriyetler giderilmelidir. Çocuk Gazzede de çocuktur, Cizrede de çocuktur. Bu coğrafyadaki silahlı çatışmalar emperyalizme yaramaktadır. Dünya petrol rezervinin %61i, doğalgazın %40ı sadece İran ve Mısır arasındaki topraklardadır. Irkçılık ve mezhepçilik kavgaları, parçalanmışlık, emperyalizmin bu coğrafyayı daha çok sömürmesine sebep olmaktadır. Çözüm İslam coğrafyasının ırkçılıktan ve mezhepçilikten uzak bir anlayışla birlikteliğindedir. Diğer taraftan şu an için yirmi milyondan fazla gencimiz okul sıralarındadır. Bizim konuşmamız gereken daha kaliteli bir eğitimdir. Ancak gazetelerin üçüncü sayfa haberleri hiç de iç açıcı değildir. Biz inancımız gereği bir takım çirkinlikleri hiç konuşmak istemiyoruz. Biz bir insana yakışan en güzel takının merhamet dolu bir kalp olduğuna inanıyoruz. Müfredattan internete, gazetelerden sinemaya her alanda toplumsa bağlarımıza açılmış bir savaş var. Gelinen nokta bu savaşın sonuçlarıdır. Herkesin vicdanını kanatan bir takım çirkin meseleler siyasetin acımasız, merhametsiz, suçlayıcı dili ile çözülemez. İktidar ve muhalefet ailenin bütünlüğüne dönük meselelerde seviyeli bir dil kullanılmalıdır. Sosyal medya bir cadı kazanı olmaktan çıkmalıdır. Söylediklerimizin anlaşılmasını umuyoruz. Teferruata girmenin bir faydasının olduğuna inanmıyoruz ifadelerini kullandı.
Doğunun en temel problemlerinden biri de işsizliktir diyen Turhan konuşmasını şu şekilde sürdürdü: Gelecek kaygısı her gencin kalbinde bir yaradır. Toprağın insansızlaştırılması, insanın topraksızlaştırılması bu coğrafyanın gençlerini gurbete gitmeye ve orada düşük ücretle çalışmaya zorlamaktadır. İnsanlar doğdukları topraklarda doyabilmelidirler. Tarım ve hayvancılık bitirilmemelidir. Bölge sanayi ve teknoloji yatırımlarından da nasibini almalıdır. Ancak ülkemiz dört alanda da hızla dışarıya bağlı hale gelmektedir. Rant ekonomisinden üretim ekonomisine geçilmelidir. Yoksa işsizliğin ve göçün önüne geçilemez. İnsan, hem insanın hakkını gözetmekle mükelleftir, hem de toprağın, suyun, havanın, çiçeğin, böceğin hakkını gözetmekle mükelleftir. Aynı gökyüzünün altında yaşıyoruz, yağan yağmurda beraber ıslanıyoruz, açan güneşte beraber ısınıyoruz. Bu coğrafya hepimize emanettir ve gelecek nesillere bu emaneti taşımak hepimizin görevidir. Bizim derdimiz, kendine, insana, topluma, doğaya, Rabbine karşı sorumluklarının farkında ve kendinden olmayanı ötekileştirmeyen bir nesil yetiştirebilmektir.
Muş Manşet Gazetesi


