Muş Merkezle birleşmiş olan Sütlüce Köyündeki açık vaziyette bulunan foseptik çukuru, 2012’de böyle manzara olur mu dedirttiriyor.
Muş Merkeze bağlı Sütlüce Köyündeki, açıktan giden lağım suları ve foseptik çukurları, geçtiğimiz yıllarda sıklıkla gündeme gelmiş ve TBMM gündemine de taşınmıştı. Cumhuriyet Halk Partisi Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’da Sütlüce Köyüne gelerek, foseptik çukurlarını incelemiş ve ilgileneceğini söylemişti. Aradan geçen yıllara rağmen, Sütlüce Köyünde halen üzeri derme çatma tahtalarla örtülmüş vaziyette bulunan foseptik çukurunun olması görenleri düşünceye sevk ediyor. Foseptik çukurunun yanında oyun oynayan çocuklar için tehlike oluşturan bu duruma halen seyirci kalınması, köy sakinlerinin de tepkisini topluyor. Havaların ısınmasıyla, açıktan giden lağım suları ve üstü açık olan foseptik çukurlarından yayılacak mikrop ve koku da köy sakinlerini düşündürüyor. Geçtiğimiz yıllarda gazetemizde yapılan haberde: “Kanalizasyon sularının foseptik çukurlardan taşması sonucu, evlerin önü ve köy arazisi, mikroplu sularla dolmuş durumda. Sütlüce köylülerinden Cevdet Özdemir: “Ben mu mahallede oturuyorum, kuyuların üstünü kendimiz kapattık. Biz bekliyoruz ki çocuklar içine girmesin. Burada her taraf hastalık. Bu pis sular çocuklar için tehlike yaratıyor. Çocuklarımız hasta oluyor, doktora götürüp getiriyoruz. Bu kuyular çok tehlikeli, hayvanlar düşüyor, çocuklar düşüyor, çocuklar bu pis suların içinde oynuyorlar. Evlerimizin içi de mikrop doldu. Bizim yan komşumuzun çocukları hasta oldular. Bir hafta hastanede yattılar. Eski Valimiz gelip burayı gördü. Buradaki sorunu çözeceğiz dedi. Ama sorun çözülmedi. Başbakanlığa da yazı yazdık. Oradan cevap geldi, gereken yapılsın diye ama maalesef kimse bir şey yapmadı. Özel İdare’ye gittik ödenek yok dediler. 825 metre kanalizasyon kazıldı boş arazide. Bu kazılan yerin hiçbir bağlantısı da yoktur. Gerekli kurumlara bilgi de verdik ama bir cevap alamadık. Eğer imkanımız olsa kendimiz yapacağız, ama imkanımız yok” dedi. Sütlüce köyünden 5 çocuk annesi Ümmügülsüm Işık: “Bu kapımın dört bir etrafı pis suyla dolu. Çocuklarımız hasta oluyor, Doktora götürdüm bu pis sulardan hasta olduğunu söylediler. Benim 5 çocuğum var. Bir çocuğum yatakta çok hasta. Bu mikroplu sudan enfeksiyon kapmış. Çocuğumu 2 gündür hastaneden çıkardım. Doktor göğsünün mikroptan dolayı iltihap kaptığını söyledi. İdrar yolları da öyle iltihap kapmış. Bu kanalizasyon suyundan dolayı hastalık kaptılar. Önümüz yaz, artık kokudan duramayız. Sinekler de ayrıca bir dert” dedi. Eşi hayatta olmayan, 4 çocuk annesi Gönül Birgül ise şunları söyledi: “4 yetim çocuk büyütmekteyim. Benim kuyum da bahçede. Her an çocuklarımın bu kuyuya düşme ihtimali var. Ben tek başına bir kadınım. Sular doğayı etrafı kirletiyor. Yaz olunca kapımızın önünde oturamıyoruz. Benim foseptik kuyusu da bahçededir. Artık pis sular evin altına kadar sızıyor. Bize yardımcı olun, bu pisliği elbirliğiyle kaldıralım. Ben babasız 4 çocuk yetiştiriyorum. 2 çocuğum enfeksiyondan, kirli sulardan, etrafın kirliliğinden 30 Mart’ta ameliyat olacaklar. Ben ne yapacağımı şaşırdım” dedi. Gönül Birgül’ün 8 yaşındaki Uğur ve 10 yaşındaki Şirvan isimli çocukları, kanalizasyon suyundan kaptıkları enfeksiyondan dolayı ameliyat olacaklar. 2006 yılında yapılan arıtma tesisine hiçbir yerden bağlantı yapılmamış, Büyük paralar harcanarak yapılan arıtma tesisi çürümeye terk edilmiş durumda. Arıtma tesisi çalışmalarında bizzat bulunan Cevdet Özdemir: “2006 yılında bu alt yapının ihalesi çıktı. 3 bin 500 metre üzeri. Burada bin 400 metre yapıldı, geri kalanı durduruldu. Arıtma tesisi yapacağız dediler. Arıtma tesisini yaptılar ama boş, çürüyor. Bu arıtma tesisine hiçbir yerden bağlantı yok. Kanalizasyon sularının bir kısmı araziye, bir kısmı da rogarlardan dışarı çıkıyor. Biz diyoruz ki, devlet sadece bize boru, kepçe versin işçi parasını biz verelim. Gerekirse işçi olarak biz çalışalım” dedi. Demir devamla: “Kanalizasyon suyundan sızan sular evlerde çatlaklar meydana getiriyor. Evin iç ve dış taraftan çatlak. Çatlaklar da gittikçe büyüyor. Evin yanında foseptik çukuru olursa böyle olur. Şehir merkeziyle köyün arası 7 kilometre, arada bir demiryolu geçiyor. Bizim çektiğimiz bu eziyet nedir” dedi.
Muş Ovası Gazetesi


