Muşta üretilerek İstanbulda pazarlanan Muş kaşarının hak ettiği değeri görmesi ve peynir toptancılarının meşhur olarak bildikleri Muş kaşarının perakende sektöründe de bilinmesi için gerekli tanıtım faaliyetlerinin yapılması bekleniyor.
Ülkemizde üretilen eski kaşar peynirleri arasında en fazla ön plana çıkan peynirler Trakya kaşarı, Kars kaşarı ve Muş kaşarıdır. Kars kaşarı inek sütünden imal edilirken Trakya ve Muş kaşarı oran olarak çoğunlukla koyun sütünden imal edilir. Tat ve koku bakımından dengeleyici olarak keçi ve inek sütü ilave edilir. Trakya ve Muş kaşarı miktar olarak çoğunlukla koyun sütünden yapıldığından Kars kaşarından ayrılır ve piyasada nispeten daha yüksek fiyatlara alıcı bulur. Ancak bu fiyatlar tatmin edici değildir.
Ülkemizde taze kaşar üretimi yaygın olmasına karşın eski kaşar üretimi son derece sınırlıdır. Bu sınırlı piyasada Trakya ve Kars önemli ölçüde pay sahibiyken Muş hak ettiği payı alamamıştır. Bunda pazarlama ve tanıtım faaliyetlerinin eksik kalmasının yanında Muştaki üretici ve meslek örgütlerinin yeterli farkındalığa sahip olamamalarının ve örgütlenememelerinin payı büyüktür.
Muş kaşarı koyun sütünden elde edildiğinden besleyici değeri son derece yüksek sarı tonda bir peynir çeşididir. Herhangi bir katkı maddesi katılmadan tamamen doğal olarak tekerlek kalıplar içinde üretilir. Tekerlek kaşarlar kalıplardan çıkarıldığında yeni yapılmış ve tazedirler. Yapımından hemen sonra, içindeki suyun giderilmesi için yirmi beş otuz gün süreyle üzerlerine kaya tuzu atılarak, ahşap zeminler üzerinde kurutulur. Olgunlaşma süresi tamamlanıp hazır hale gelen peynirlerde oluşan küfler silinip temizlenir. Daha sonra da kurumayı engelleyen yağlı kağıtlara sarılarak çuvallanır. Yaklaşık 6 aylık bir bekleme süresinden sonra Muş kaşarı ideal olgunluğa kavuşmuş olur.
Bütün eskitilmiş peynirlerde olduğu gibi Muş kaşarı da olgunlaşması için gereken uzun bekleme süresinden dolayı son derece sağlıklıdır. Brusella gibi bir takım hastalık riski taşımaz. Olgunlaştırılması ve tatlandırılması için herhangi bir katkı maddesine ihtiyaç duymaz.
Muş kaşarının, eşsiz tadının ve hiç bir katkı maddesine ihtiyaç duymayan sağlıklı bir ürün olmasının yanında, doğal yapısı gereği raf ömrünün uzun olması ve çok uzak mesafelere bile nakliyesinde problem olmaması bu ürünü, markalamaya son derece uygun bir materyal yapmaktadır.
İç piyasada hiç tüketilmeden doğrudan İstanbula pazarlanan Muş kaşarı, toptancılar arasında zaten bilinen marka olmaya aday bir değerdir. İstanbul toptancılar sitesinde rahatlıkla alıcı bulabilen bir üründür. Buradaki temel sorun toptancılar nezdinde çok iyi bilinen bu ürünün Muş kaşarı ismiyle doğrudan tüketicilere kavuşturulması ve Muştaki üreticilerin bu ürünün satışından daha fazla gelir elde etmesini sağlamaktır.
Türkiye ve dünyadaki yöresel ürünler incelendiğinde tüm sektörü hatta yöreyi sürükleyen lokomotif bir ürünün ön plana çıktığı görülecektir. Bu lokomotif ürünler artan taleple sektöre önemli katkılar sunarak, şehirlerin bu ürünlerle anılır duruma gelmesini sağlamakta ve böylece bölgesel kalkınmaya katkı sağlayan çok önemli birer araç durumuna gelebilmektedirler. Bu bağlamda Muş kaşarı model uygulamalar incelendiğinde kalitesi ve özgünlüğüyle lokomotif bir ürün olmaya adaydır.
Muş kaşarının markalaşması ve yöre için lokomotif bir ürün olabilmesi için yapılması gereken belki de en önemli şey coğrafi işaret alınarak peynirin tüm ilde sahiplenilmesini sağlamaktır. Ürün bir kaç mandıranın imal ettiği bir gıda ürünü olma vasfından çıkarılıp, Muş halkının benimsediği, kendinden bir parça gibi gördüğü ve Muşun en önemli simgelerinden biri olarak kabul ettiği bir değere dönüştürülmelidir.
Kaynakların etkin kullanılması açısından bu konuda üretici birliği oluşturulmalı, koordineli ve planlı çalışmalar yapılarak tek bir çatı altında faaliyet gösterilmelidir. Böylece tanıtım ve pazarlama faaliyetleri de daha kolay yapılarak, ürünün pazarda hak ettiği yeri bulması sağlanacaktır.
Muş Manşet Gazetesi


