47’inci Kütüphane Haftası, Muş’ta düzenlenen törenlerle kutlandı.
Her yıl Mart ayının son Pazartesi günü ile başlayan ve bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle kutlanan Kütüphane Haftası etkinlikleri kapsamında Muş Halk Kütüphanesi’nde tören düzenlendi. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başlayan törene Vali Yardımcısı Okan Leblebicier, Muş Ticaret ve Sanayi Odası (MTSO) Başkanı Şihmus Sinecem, kamu kurum amirleri, öğretmenler ve öğrenciler katıldılar. Düzenlenen törenin açılış konuşmasını yapan Kütüphane Müdür Vekili Kazım Turut, kütüphanelerin önemine değindi. Ülkemizde 900 yılık kütüphane geleneği bulunduğunu ifade eden Kazım Turut, ilk kütüphanenin de Anadolu’da Beylikler ve Anadolu Selçukluları döneminde kurulduğunu, Osmanlılar tarafından da geliştirildiğini dile getirdi.
Kütüphaneyi bilgiyi toplumsallaştıran bir kurum olarak tanımlayan Kazım Turut, sözlerini şöyle sürdürdü; “Kütüphane, yazının bulunması ve kayıtlı bilginin oluşmaya başlamasıyla birlikte tarihsel ve toplumsal bir gereksinme sonucu ortaya çıkan, temel işlevi üretilen bilgiyi kayıt altına alıp düzenleyerek erişilebilir duruma getiren bir kurumdur. Kütüphane kurumuna varlık kazandıran ve gelişme nedeni olan bu işlev, kültür ile kültür politikası arasındaki ilişkileri de biçimlendirmektedir. Bilgiyi toplumsallaştıran bir kurum olarak kütüphane, toplumda duyuş, düşünüş ve değer birliğini oluşturan tüm düşünsel, sanatsal, bilimsel ve teknik ürünlerin üretilmesinde zorunlu olarak gereksinme duyulan bilgiyi sağlayarak, kültürün geliştirilmesi, saklanması ve aktarılması sürecinde yaşamsal bir rol oynamaktadır. Ülkemizin 900 yıllık bir kütüphane geleneği vardır. İlk kütüphaneler, Anadolu’da ilk Beylikler ve Anadolu Selçukluları döneminde kurulmuş, Osmanlılar tarafından geliştirilmiştir. Osmanlı İmparatorluğu döneminde kütüphaneler camii, medrese ve vakıfların birer parçası olarak meydana gelmiştir. Vakıfların bağışlar yoluyla kurduğu bağımsız kütüphaneler daha sonraki dönemlerde görülmeye başlanmıştır. Bu anlamdaki ilk kütüphane Köprülü Fazıl Ahmet Paşa tarafından İstanbul’da 1678’de kurulan Köprülü Kütüphanesi’dir. İmparatorluk geliştikçe kütüphaneler sadece İstanbul’da değil, Anadolu’nun diğer şehirlerinde de kurulmaya başlamıştır. Devlet yetkilileri veya dini liderler tarafından vakıflar aracılığıyla kurulan bu kütüphanelerden bazıları halen koleksiyonlarıyla birlikte varlıklarını sürdürmektedirler. 1884’de Kütüphane-i Osmaniye olarak kurulan ve halen Beyazıt Devlet Kütüphanesi olarak hizmet vermekte olan kütüphane, Osmanlı döneminde devlet eliyle kurulan ilk kütüphane olup Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak hizmet vermektedir. Cumhuriyet döneminde kütüphanecilik alanındaki çalışmalar hızla artmıştır. Yurtdışında kütüphanecilik eğitimi alan kişiler, Türkiye’deki çağdaş kütüphaneciliğin kurucuları olmuşlar, üniversitelerde 1954’ten sonra lisans ve lisansüstü eğitim veren kütüphanecilik bölümleri açılmıştır. Ülkemizde Kültür ve Turizm Bakanlığına bağlı olarak hizmet veren Halk kütüphaneleri, halkın kütüphane ile ilişkilerini artırarak okuma ve araştırma alışkanlığını geliştiren, düşünce ve bilgi ürünlerinin insanlar arasında paylaşılmasını sağlayan, çoğulcu demokrasi ve düşünce özgürlüğünün kaynağını oluşturan kuruluşlardır. Ayrıca her yaşta, her sosyoekonomik düzeyde, eğitim derecesinde, politik ve dini görüşte, insanların ayrım gözetilmeksizin ücretsiz ve serbestçe yararlandığı, toplumun sosyal kalkınmasına yardımcı olan kültürel, eğitici, dinlendirici-eğlendirici etkinliklerin yapıldığı merkezlerdir. Bu doğrultuda halk kütüphaneleri sadece kitap okunan yerler olmayıp, güncel, çarpıcı, kamuoyunu ilgilendiren konularda konferanslar, seminerler, yuvarlak masa toplantıları, kurslar, imza günleri, konserler, şiir-edebiyat günleri, tiyatro çalışmaları, turnuvalar (satranç vb.), yarışmalar, el becerileri ve sanat sergileri, çocuklar için kitap okuma saatleri, çeşitli oyunlar, karagöz, kukla gösterisi, kitap özetleme yarışmaları, çocuk şenlikleri vb. etkinliklerin de düzenlendiği kurumlardır.”
Türkiye’de 300 bin cilt civarında yazma eser olduğunun tahmin edildiğini ifade eden Turut şöyle konuştu; “Çocuklar, halk kütüphanelerindeki çocuk bölümlerini kullandıkları gibi yalnızca çocuklara yönelik hizmet veren çocuk kütüphanelerinden de yararlanabilmektedir. Görme engelli kullanıcılarımız çeşitli kütüphanelerimizde bulunan konuşan kitaplık bölümlerinden yararlanabilmektedir. Türkiye’de 300 bin cilt civarında yazma eser olduğu tahmin edilmektedir. Kültür ve Turizm Bakanlığı Kütüphaneler ve Yayımlar Genel Müdürlüğü bünyesinde bulunan 14 Yazma Eser Kütüphanesinde ve koleksiyonunda yazma eser bulunduran 14 kütüphane olmak üzere, toplam 28 kütüphanede 170 bin civarında yazma eser bulunmaktadır. Her yıl Mart ayının son Pazartesi günü ile başlayan ve bir hafta boyunca çeşitli etkinliklerle sürdürülen kütüphane haftasının 47’incisi 28 Mart 03 Nisan tarihleri arasında kutlanmaktadır. İlimizde kütüphanenin kuruluşundan bu güne kadar geçen zamandan da kısaca söz etmek istiyorum İlimizde kütüphanenin kuruluşu 1932 yılında halkevi okuma salonu olarak açılmış,1950 yılına kadar halkevinin okuma odasında hizmet vermiş, halkevlerinin kapatılması üzerine İlimizde de kütüphane faaliyetleri durmuş daha sonra 1951 yılında halkevlerinin hazineye devredilmesi ile kütüphaneye ait kitap ve diğer eşyalar belediyeye verilerek belediye binasının bir odasında 1954 yılının ilk aylarına kadar hizmetlerini burada sürdürmüştür. Daha sonra 03 Temmuz 1954 tarihinde o zamanın Valisi Sayın Zühttü Öner beyefendi tarafından yeniden umumi kütüphane olarak halkın hizmetine açılmış 1970 yılının sonlarına kadar çeşitli yerlerde kütüphane faaliyetlerini sürdürmüş ve 1970 yılının Kasım ayında şu anki binamıza taşınarak hizmetlerini bu binada sürdürmektedir. Kütüphanemizin 2010 yılı sonu itibariyle 28 bin 643 adet kitabı bulunmakta ve 146 bin 626 kişi kütüphanemizin çeşitli bölümlerinde yararlanmış, 2018 kişi kütüphaneye üye olmuş 17 bin 950 adet kitap evlere ödünç olarak verilmiştir. 2010 yılı sonu itibariyle Muş Merkez, Bulanık, Malazgirt, Varto, Hasköy ve Korkut Halk kütüphanelerinde toplam 85,621 adet kitap mevcudu olup,333,739 kişi kütüphanelerin çeşitli bölümlerinde yararlanmıştır. Bakanlığımızca 81 il Halk Kütüphanelerinde internet erişim merkezleri kurulmuş olup, İlimiz Halk Kütüphanesinde ise 2010 yılı sonu itibari ile internetten 32 bin 92 kişi faydalanmıştır.”
Törende bir konuşma yapan Vali Yardımcısı Okan Leblebicier ise, kitabın yerini hiçbir şeyin tutamayacağını kaydetti. Kitap okumak için en ideal yerin kütüphaneler olduğunu vurgulayan Okan Leblebicier; “Kitap okuma alışkanlığını devam ettirmenin en iyi yolu da kütüphanelerdir. Çünkü kitabı ödünç alarak okuyoruz. Oysa kendi kitabımız olunca teslim etme telaşımız yok ve okumayı aksatabiliriz. Kütüphane alışkanlığımızı aksatmadan sürdürmeliyiz. Akşamları televizyon izlemeyi biraz azaltıp kitap okuyabiliriz. Kitabın yerini ne televizyon ne internet tutar. İnternette de her gördüğünüz bilgiyi doğru olarak varsaymayın. İçerisinde doğru bilgi kadar yanlış bilgi de çok. Öğretmenlerinizden bilgi alarak kitap okumaya özen gösterin” dedi.
2010 yılı içerisinde en fazla kitap okuyarak ödüle layık görülen Semra Akyol da, gazetecilere yaptığı açıklamada, kitap okumanın önemine değindi. Bu bölgede yaşayan insanların Türkçeyi iyi kullanamadıklarını belirten Semra Akyol şöyle konuştu; “Daha önce kitap okuma yarışmasına katıldım ve orada 20 kitap okumuştum. O dönem ise toplam 80 kitap okudum. Daha önce öğrencilerin söylemiş olduğu basmakalıp sözlerden kullanmayacağım. Çünkü bazı öğrenciler kitap okumanın yararlı olmadığını, sadece derslerine etki edebileceğini söylerler. Ben buna inanmıyorum. Kitap okumak belki derslerimize etki etmeyebilir ama konuşmamızda ve toplum içerisindeki sosyal aktivitelerimizde, kendimizi ifade etme yönünden yararlı olur. Siz kendinizi her ne kadar kişiliğiniz üzerinde etki yaratmadığını düşünsek dahi bu aslında siz görmeden içinize yerleşmiş bir şeydir. Konuşurken dahi bunu farkına varırsınız. Bu bölgede yaşayan insanların Türkçeyi güzel kullanmama durumu olabilir. Doğu Anadolu Bölgesi’nde kişilerin dil becerilerini geliştirmeye yönelik herhangi bir aktivite yok. Dolayısıyla en güzel şekilde dillerini geliştirmek isteyenler kitap okumalarını tavsiye ederim. Ben Doğulu olmama rağmen toplum içerisine girdiğimde insanlar bu bölgenin insanı olduğuma inanmıyorlar. Bu da kitap okumanın yararlarını gösteriyor. Kitap okumak isteyenler için en ideal yer ise kütüphanelerdir. Çünkü hem kütüphanelerde rahat ders çalışabiliyoruz hem de kitap okuyabiliyoruz.”
Törende ayrıca emekli olan Kütüphane eski Müdürü Ruşen Bayrak’a plaket verildi. Plaketi Ruşen Bayrak’a veren Okan Leblebicier, çalışmalardan dolayı Bayrak’a teşekkür ederek; “Değerli müdürümüz uzun yıllar kütüphane için çok çaba sarf etti. Bu süre zarfında hiç üşenmeden kütüphanenin gelişmesi ve vatandaşların kütüphaneye gelmesi için çok çalıştı. Kendisini yaptığı çalışmalarından ötürü kutluyor, bundan sonraki yaşamında başarılar diliyorum” dedi.
Yapılan konuşmaların ardından Kütüphane Haftası etkinlikleri için düzenlenen yarışmalarda dereceye giren öğrencilerin ödülleri verildikten sonra açılan kitap sergisi gezildi.
Şark Telgraf Gazetesi


