Bulanık olaylarının Samsun iline nakledilmesi ile ilgili basın açıklaması yapan Muş Barosu Başkanı Sabahattin Göçmen, “Şu husus herkes tarafından bilinmelidir ki bizlerin taraf olduğu ve olacağı tek şey hukuk, adalet ve toplum vicdanıdır” dedi
Muş Barosu ve İnsan Hakları Derneği üyeleri Bulanık olayları mahkemesinin Samsun iline nakil edilmesini protesto etmek amacıyla ortak basın toplantısı düzenlediler.
Dün saat 11.00’de Muş adliyesi önünde toplanan Muş Barosu avukatları ve İnsan Hakları Derneği yönetici ve üyelerine Barış ve Demokrasi Partisi ilimiz milletvekilleri Sırrı Sakık ve Nuri Yaman ile kapatılan Demokratik Toplum Partisinin siyasi yasaklı eski milletvekili Aysel Tuğluk’ta eşlik etti.
Grup adına basın açıklamasını yapan Muş Barosu Başkanı Sabahattin Göçmen, Muş Valiliğini durumdan vazife çıkarmakla suçladı.
Göçmen “15 Aralık 2009 tarihinde, İlimiz Bulanık İlçesinde Demokratik Toplum Partisinin kapatılmasını protesto etmek amacıyla yapılan basın açıklaması sırasında iki vatandaşımız öldürülmüş, çok sayıda vatandaşımız ise yaralanmıştır. Muş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından, iki vatandaşımızın ölümüne ve onlarca vatandaşımızın yaralanmasına neden olan olayların sanıkları hakkında haksız tahrik ve meşru müdafaa kapsamında yargılanmanın yapılması talebiyle Muş Ağır Ceza Mahkemesinde dava açılmıştı. Muş Ağır Ceza Mahkemesi tensiple birlikte, Muş Emniyet Müdürlüğünden duruşma günü güvenlik önlemlerinin alınmasını talep etmişti. Muş Valiliği tarafından verilen cevap, adeta durumdan vazife çıkarmak amaçlı olmuştur. Hukuka aykırı bir şekilde davranan Muş Valiliği, davanın Muş’ta görülmesinin, bölücü terör örgütü yandaşları ve müzahir kesimler tarafından provoke edilebileceği, yasadışı gösteri ya da eylemlere zemin hazırlanabileceği ve toplumsal hareketlere dönüştürülebileceğini gerekçe göstererek davanın naklini talep etmiştir. Bunun üzerine Ağır Ceza Mahkemesi Cumhuriyet Başsavcılığı aracılığı ile Adalet Bakanlığına bu talebi iletmiştir. Davanın nakli talebi ile ilgili bu gelişmelerden sonra Muş Barosu ve İnsan Hakları Derneği olarak 27 Ocak 2010 tarihinde yapmış olduğumuz basın açıklamasında adil yargılanma ve maddi hakikatin ortaya çıkarılması ve adalete erişimin sağlanması noktasında hukuki kaygı ve endişelerimizi kamuoyuna duyurduk” dedi.
“HUKUKUN TARAFINDAYIZ”
Göçmen, “Bu açıklamamızdan sonra Sayın Vali 5 Şubat 2010 tarihinde basın açıklamamıza cevaben “Eğer o tarafın bu yanlış ve takıntılı tavrı devam ederse ben de ağzımı açacağım. Orada olan olayı başımıza gelen bir trafik kazası olarak algılıyoruz” açıklamalarında bulundu. Bu açıklaması ile Sayın Vali, ne yazık ki bir kez daha bizi yanıltmayarak görevinin ve mülki amiri olmanın gereklerine aykırı davranarak, iddialarımıza makul cevap vereceğine adil bir yargılamanın peşinde olan biz sivil toplum örgütlerine saldırı da bulunup töhmet altında bırakacak açıklamalarda bulunmuştur. Sayın Vali önce hukuka uygun davranılması yönündeki beklentimizi takıntılı bir tavır olarak nitelendirmiş, ardından devletin en üst düzey yöneticilerinin toplumsal kardeşlik projesini dillerinden düşürmediği bir dönemde bunu sabote etmeye dönük böylesine vahim bir olayı trafik kazasına benzeterek basite indirgemeye çalışmıştır. Yine adalet savunucularına “o taraf” gibi olumsuz bir anlam çağrıştıran nitelendirmelerde bulunmasını anlamak mümkün değildir. Şu husus herkes tarafından bilinmelidir ki bizlerin taraf olduğu ve olacağı tek şey hukuk, adalet ve toplum vicdanıdır. Ama Sayın Vali’nin neyin tarafı, kimin tarafı olduğunu bilmiyoruz. Burada bir tarafta maktul ve mağdur tarafı diğer tarafta ise sanıklar tarafı vardır” diye konuştu.
“YÜZ YÜZE OLMA İLKESİ ÇİĞNENİYOR”
“Davanın başka bir yere nakledilmesi ile temel hukuk prensiplerinden, delillerin vasıtasızlığı ve ‘yüz yüze olma’ ilkesi çiğnenmiştir” diyen Göçmen sözlerine şöyle devam etti: “Bu davada yüzlerce tanığın mahkeme huzurunda dinlenmesi gerekirken, tanıklar davanın nakliyle birlikte talimatla dinlenecektir. Ayrıca, mağdur ailelerinin duruşmalara katılması çok zor hatta imkânsız hale getirilmiştir. Bu insanların buradan Samsun’a gidip gelmesi nasıl olacaktır. Mağdur aileler ikinci defa mağdur edilmiştir. Başka bölgelerde nakil işlemi hiç yapılmış mıdır? Neden sadece Doğu ve Güneydoğu illerindeki davalar nakledilmektedir. Hatırlanacağı üzere, Uğur Kaymaz davası da Mardin İlinden Eskişehir iline nakledilmişti. Uğur Kaymaz davasında da görüldüğü üzere, yargılamanın nakledildiği yerlerdeki karanlık odakların müdahil tarafa yaptıkları saldırı ve tacizler yargılamayı işlemez hale getirmiştir. Bu davada da aynı endişeleri duymaktayız. Sonuç olarak bu davanın nakli ile bölge insanımızın adalete olan güven ve inançları bir kez daha zedelenmiştir”
Muş`un Sesi Gazetesi


