Skip to main content

Öğrenciler engellilerin sorunlarını araştırıyor

Muş Haber Fotoğrafı

Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi 3’ncü sınıf öğrencilerinin, “Engellilerin Toplumda Karşılaştıkları Sorunlar” adlı araştırma ödevleri kapsamında, merkezde bulunan engelli ailelerini ziyarette bulunarak sorunlarını bire bir dinlediler.
 
Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi öğrencileri takdirlik çalışma sergilediler. Üniversiteli öğrenciler, bir önceki gün Murat Paşa Mahallesinde bulunan 10 nüfuslu ve 4 çocuğu engelli olan İdeko ailesini ziyaret ettiler. Muş Bedensel Engelliler Derneğinden destek alan Üniversiteli öğrenciler, tespit ettikleri çok sayıda engelli ailesini ziyaret ederek “Engellerin Toplumda Karşılaştıkları Sorunlar” hakkında bilgi topladılar. Araştırma ödevi olarak sokak, mahalle dinelemeyen Üniversiteli öğrenciler 4 çocuğu engelli olan 10 nüfuslu İdeko ailesinin sorunları karşısında şaşırdıklarını belirten Muş Alparslan Üniversitesi Eğitim Fakültesi 3. sınıf öğrencileri Elif Gökalp, Tuba Kabak ve Dilek Aydoğan, duygulu anlar yaşadılar. Kalabalık ve ailenin çok sayıda çocuğunun engelli olması durumunda şaşıran Üniversiteliler, ailelerin aile planlamasını göz ardı etmemeleri ve çok sayıda engellinin bir evde olması durumunda ise bir takım uyarılarda bulundular.
Eğitim Fakültesi 3. sınıf öğrencileri Elif Gökalp, Tuba Kabak ve Dilek Aydoğan, yaptıkları araştırmaları, paylaşarak “Muş Bedensel Engellilerin öncelikle yaptığı çalışmalardan dolayı kendilerine toplumun birer bireyleri olarak teşekkür ediyoruz. Çünkü kendileri de engelli olan dernek kurucu ve üyelerinin yaptıkları çalışmaları bizzat yakından takip ettik. Muş’ta engelli vatandaşlarımız birçok sorunu aşarak bir takım başarılı çalışmalarda bulunmuşlardır. Gerek yaptıkları projelerle ve gerek sportif alanda başarılı olmuşlardır. Bu da engelli olup, başarının hiçbir zaman tesadüfî olmadığını ve istendiği zaman engellerin bile kalmayacağını gözler önüne sermişlerdir. Tespit ettiğimiz birçok engelli ailesini ziyarette bulunduk ve engellilerin toplumda karşılaştıkları sorunları bire bir görüştük. Ama en çok üzüldüğümüz bir olayla karşılaştık. Bu olay merkez Murat Paşa Mahallesinde oturan 10 nüfuslu ve 4 çocuğu engelli olan İdeko ailesinin dram dolu çilesi oldu. Bu kadar engellinin olduğu bir evde halen küçük yaşta çocuklar var. Buda aile planlamasının göz ardı edilmesi demektir. Çünkü 4 engellinin bulunduğu evde tek başına çalışan bir anne var ve halen çocuk düşünmeleridir” dediler. Üniversiteli öğrenciler, “Engellilerin Toplumda Karşılaştıkları Sorunları” hakkında hazırladıkları ödevlerinde;
HER BİREY BİR ENGELLİ ADAYIDIR!
Özür sözcüğü daha çok kabahatli olmayı çağrıştırdığı için engel sözcüğünü kullanmayı daha doğru buluyoruz. Engelli olmak deyince ilk akla gelen işitme, konuşma, görme, yürüme engelli olmak. Bizim aklımıza bununla birlikte engelli olanların toplumsal yaşam içerisindeki sorunları geliyor. Hem engelli olmaktan kaynaklanan içsel sorunlar, hem de engelsizlerin neden olduğu dışsal sorunlar ve yeni engeller. Görünürde engelli olmayanların, engellileri göz ardı etmesi yüzünden etraflarına örülen ama görünmeyen duvarlar asıl engeli oluşturuyor. Arazilerimizi toplumun refahı ve yaşam kalitesinin iyileşmesi adına yeniden biçimlendirirken engellileri hep göz ardına mı koyuyoruz. Bir gün (her an) bizim de engelli olabileceğimizi unutuyor muyuz? Şunu unutmamak gerekir her birey bir engelli adayıdır. Her zaman hiç beklenmedik bir anda var olan yaşamımız tamamen alt üst olabilir. Toplumsal yaşam içerisinde, kamusal alanların herkesin eşit ölçüde kullanım hakkı vardır. Bu hak engelli olanlar için de geçerlidir. Engelliler grubunda davranışsal aktivitesi en fazla engellenenler yürüme engelli olanlar. Ancak, bizler, bugün için engelsiz görünenler, engellilerin kamusal alanları kullanma haklarına ne ölçüde katkıda bulunuyoruz? Bunu sağlıyor muyuz, yoksa onlar için yeni engeller mi koyuyoruz. Merdiven koyduğumuz yerlerin yanına kullanılabilen rampalar da yapıyor muyuz? Tekerlekli sandalyeli engellilerin kullanımına telefon kabinleri, WC ler sunabiliyor muyuz? Kamu binalarında ve toplu ulaşım istasyonlarında asansör bulundurabiliyor muyuz? Asansör olmadığında kamusal hizmeti engellilerin ulaşabileceği zemin kata indirebiliyor muyuz? Zemin kata engelliler ulaşabiliyor mu, yoksa binaya uzaktan bakmak zorunda mı kalıyor? Engellileri gerçekten düşünüyor muyuz?
Dünya sağlık örgütü ( WHO) verilerine göre engelli nüfusunun genel nüfusa olan oranı ülkemizde % 14 ‘tür.  Bu da yaklaşık olarak 8,5 milyona denk gelmektedir. Bu orana karşılık engelli bireylerle ilgilenen dernek ya da vakıfların oranı 0. 4 ‘dür. Engel gruplarına göre dağılımında en büyük oranı konuşma güçlüğü olanlar zihinsel engelliler ve korunmaya muhtaç olanlar şeklinde sıralanmaktadır. Engellilerin nüfusa aktif katılımı Danimarka’da %1.4 Almanya’da % 0.7 iken Türkiye’de % 0.06’dır. Birleşmiş Milletler verilerine göre dünya nüfusunun %12’si engelli. Hollanda da ve Almanya da kamusal alanlarda dolaşabilen çok sayıda engelli insanlar var. İlk anda, o ülkelerdeki engelli insan sayısının daha fazla olduğu yanılgısına düşüyor insan. Ancak onlar için düşünülmüş ve üretilmiş olan, kamusal alan kullanımına ve hareket kabiliyetlerini artırmaya yönelik, çözümleri fark edince bizim ülkemizdeki engellilerin evlerinde hapis bırakıldığını da fark etmek zor olmuyor. Örneğin; belediye otobüslerine tekerlekli sandalye ile binilebiliyor. Tren istasyonlarında engelliler için asansörler var. Telefon kabinleri, tuvaletler ve araç park yerleri de var. Ve en önemlisi sokakta, kaldırımda, alışveriş merkezlerinde hiçbir engelle karşılaşmadan dolaşabiliyorlar. Doğum öncesi ve sonrası ebe hizmetlerinin etkin yürütülmesi ve iş kazaları başta olmak üzere sonradan oluşacak engelliliğin önlenmesinde, sonradan ortaya çıkan engellere karşı gerekli tedavi ve rehabilitasyon hizmetlerinin sunulmasında, başta eğitim kurumlarında olmak üzere erken yaşlarda toplum bireylerinin engellilikle ilgili farkındalığının artırılmasında ve engellilerin kendi haklarının bilincine varmasında, sağlık sektöründen, eğitim sektörüne kadar pek çok sektörün işbirliği içinde çalışmaları gereklidir. Bu işbirliğinin oluşturulması ve yaşama yansıtılması ile ülkeler ancak gelişmiş ülke olarak adlandırılacaktır. “Bir ülkenin ve kuşkusuz toplumun gelişmişliğinin göstergesi kaldırım yüksekliğidir”. Engellilere yol açalım, önlerine yeni engeller koymayalım ki, zaten var olan engelli halleriyle baş edebilsinler, toplumsal yaşam içerisinde yer alacak özgüvenlerini yitirmesinler. Onlara da yol açalım ki, yeteneklerinden, bilgi birikimlerinden, yaşam deneyimlerinden ve potansiyellerinden yararlanabilelim. İnsan vücudunun kan damarlarından birini nasıl yok sayamazsak, engelsizler ve engelliler olarak değil de, tüm toplum olarak hep birlikte var olalım ve zenginleşelim. Temel ilkemiz insana saygı olsun. Engelli olan kim? Engelli görünenler mi, engelli görünmeyen biz engelsizler mi?
ASIL ENGEL BİLMEMEKTİR.       
“ÖZÜRLÜ ÇOCUĞA SAHİP OLAN AİLELERİN BEKLENTİLERİ”
Dünya nüfusunun önemli bir oranı özürlülerin oluşturduğu günümüzde, zihinsel, fiziksel yada duygusal özürleri sonucu engelli insan sayısı Dünya Sağlık Örgütü verilerine göre gelişmiş ülkelerde nüfuslarının %10, gelişmekte olan ülkelerde % 13 özürlü olduğu tahmin edilmektedir. Ülkemizde, değişik özür gruplarından 10 milyona yakın yurttaşımız yaşamaktadır. Her 7–8 aileden birinde yaşayan çocuk ya da yetişkin özürlü birey bulunmaktadır. Özürlü çocuk ya da yetişkin özürlü yurttaşımız, günlük yaşama, kent yaşamına ve toplum yaşamına çok sınırlı ölçüde katılabilmektedir. Eğitimden sağlığa, iş ve mesleki rehabilitasyondan kültür ve sanata, spor ve kent standartlarının iyileştirilmesine, ulaşımdan psikolojik ve sosyal desteğe bireysel ve aile danışmanlığı hizmetlerinden gerektiğinde sürekli bakıma kadar çok ciddi ve çözüm bekleyen sorunları bulunmaktadır. Özürlülük, sadece özürlü insanın kendisi için değil, aynı zamanda aile ve çevresi, yakınları ve komşuları için de önemlidir. Ülkemizde ve dünyada rehabilitasyon hizmeti veren merkezler genellikle büyük yerleşim alanlarında küçük gruplara ve sadece özürlü bireylere yönelik hizmet vermektedir. Fakat özürlü çocuğun gelişme süreci içerisinde eğitim ile ilgili bilgileri zamanında doğru ve basit olarak alabilmesi aile içinde özürlü bir çocuğa sahip olmanın getirdiği psiko-sosyal sorunların ilerlemeden çözülebilmesi için ailenin toplumsal ilişkiler, toplumun yapısı ve özürlülük hakkında bilgisinin yeterli olması gerekir. Özürlü insanın kişilik gelişimi, yetenekleri oranında topluma katkıda bulunabilmesi, onu anlayışla kabul eden, destekleyen aile ortamı ve sosyal çevrenin varlığına bağlıdır. Özürlü insanların kendi evlerinde ve toplumda onları destekleyici, topluma kazandırmada öncelikli hizmet veren rehabilitasyon hizmetlerine ihtiyaç vardır. Özürlü bireye sahip aileler psiko-sosyal sorunları yaşamaktadırlar. Bu temelde Kozlu beldesinde özürlü ailelerin aile yapısının incelenmesinin önemli olduğu düşünülmektedir.                                     
ENGELLİ ANNENİN OĞLUNU OKUTMA AZMİ
Ellerinin üzerinde emekleyerek oğlunu okula hazırlıyor. Z0nguldak’ta, 10 yaşındayken trenden düşerek iki bacağını da kaybeden 47 yaşındaki Sevim Sarısoy, 7 yıl önce eşinden boşandıktan sonra tek başına bakımını üstlendiği 9 yaşındaki oğlu Emre’yi okutabilmek için mücadele veriyor. Oturduğu prefabrik evde ellerinin üzerinde emekleyerek oğlunu okula hazırlayan Sarısoy, en büyük idealinin onu üniversiteye göndermek olduğunu söyledi. 3 ayda bir aldığı 750 TL engelli maaşıyla geçinmeye çalıştıklarını belirten Sarısoy, “Hiç olmazsa bir tekerlekli sandalye verilsin” dedi. Sevim Sarısoy, 10 yaşındayken bindiği trenden, Zonguldak Tren İstasyonu’na yaklaşırken seyir halindeyken inmek isteyince düştü. Sarısoy’un trenin altında kalan sağ bacağı diz üzerinden koptu, kopma noktasına gelen diğer bacağı da aynı yerden ameliyatla kesildi. 2 bacağını da kaybeden Sarısoy, 1997’de evlendiği Adem Sürücü ile 5 yıl süren evliliğini şiddetli geçimsizlik nedeniyle bitirdi. Eşinden boşanan Sarısoy, oğlunun bakımını da 2 yaşından itibaren tek başına üstlendi.
 
ENGELLİ MAAŞI İLE YAŞAM SAVAŞI
Ellerinin üzerinde emekleyerek oğlunun kahvaltısını, yemeğini hazırlayan Sarısoy, kıyafetlerini giymesinde, ödevlerini yapmasında yardımcı oluyor. Her sabah öperek oğlunu okuluna gönderen Sarısoy, en büyük idealinin oğlunu üniversiteye göndermek ve başarılı bir birey olarak topluma kazandırmak olduğunu söyledi. Boşandıktan sonra büyük zorluklarla karşılaştığını söyleyen Sarısoy, oğlu dünyaya geldikten sonra farklı bir hayatın içine girdiğini, onu yaşatmak için bütün zorlukları aştığını anlattı. Sarısoy, şöyle konuştu:
“En büyük idealim oğlumun üniversiteye gittiğini görmek. Onu başarılı biri olarak topluma kazandırmak istiyorum. Bütün mücadelem bu. Bacaklarım olmamasına rağmen, her sabah erkenden kalkıp büyük bir keyifle oğlumu okula hazırlıyorum. Ödevlerinde de elimden geldiğince yardımcı olmaya çalışıyorum. Oğlum benim yaşama kaynağım.”
Bacaklarını kaybettikten sonra Ankara’daki bir hastanede protez bacak taktırmak için girişimde bulunduğunu, ancak bunun için çok büyük mücadele vermek ve zaman ayırmak gerektiğini belirten Sarısoy, “Ben protezi kullanmak istemiştim, ayağa kalkmak istemiştim. Ama 1–2 yıl sürekli hastaneye gitmem, eğitimler almam gerekiyordu. Çocuğum var. Sadece kendimi düşünmem lazımdı o zaman. Çocuğumu başkasına vermem lazımdı. Çünkü kolay bir şey değil. Adım atmasını, dengede kalmayı öğreniyorsun. Protezleri takması çıkarması var. Takıldığı zaman 4–5 yıl uğraşsaydım ve bana destek verilseydi en azından şimdi ayakta durabilirdim. Ama hem ailemden, hem de eşimden bu konuda bir destek görmedim. Çocuğumu da kimseye veremedim” diye konuştu.
  Muş Ovası Gazetesi

Bir Cevap Yaz

blank

Ekonomi Haberleri

Muş’ta Meyve Ağaçlarında Aşılama Dönemi Başladı

Muş’ta baharın gelmesiyle birlikte bağ ve bahçelerde aşılama çalışmaları hız kazandı. Kentte kendi…

Muş’ta Dere Islah Seferberliği: 4 Köyde Çalışmalar Sürüyor

Muş’ta taşkın riskini azaltmak ve su akışını düzenlemek amacıyla başlatılan dere ıslah çalışmaları…

Muş’ta Araç Sayısı 43 Bini Aştı: Mart Ayında Trafiğe Kayıtlar Arttı

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre, Mart ayında ülke genelinde toplam 159 bin 931…

Eğitim Haberleri

Muş’ta Okul Güvenliği Toplantısı Gerçekleştirildi

Muş’ta okul çevrelerinde güvenliğin artırılması amacıyla önemli bir toplantı düzenlendi. Muş Valisi Avni…

Öğretmenlere Silah Değil, Çikolata Layık

Son günlerde yaşanan ve tüm ülkeyi derinden sarsan acı olay, Muş eğitim camiasında…

Okul çevrelerinde denetimler artırılacak

İçişleri Bakanı Mustafa Çiftçi ve Milli Eğitim Bakanı Yusuf Tekin’in katılımıyla okullar ve…

Kültür Sanat Haberleri

Gençler arası kültür ve sanat yarışmalarında başarı

Gençlik ve Spor Bakanlığı Gençlik Hizmetleri Genel Müdürlüğü tarafından düzenlenen 11. Gençler Arası…

Kocaeli’de Muş Halk Oyunları Rüzgarı

Kocaeli’de gerçekleştirilen folklor yarışması, Muş kültürünün görkemli bir başarısına sahne oldu. Kocaeli’de yaşayan…

Yarım Asırlık Bir Ses: Mehmet Ciğer, Türküleriyle Muş’un Hafızasını Yaşatıyor

Fırat Demir Muş Kent Haber Gazetesi 1959 doğumlu olan Ciğer, küçük yaşlardan itibaren…

blank

Profesyonel internet sitesi için arayın..

Memleket Web Tasarım

 0532 514 50 57

  • Google Arama Kaydı
  • SEO Puanı Yüksek Tasarımlar
  • Türkçe Yönetim Paneli
  • Yedekleme Hizmeti

 

 

Haber ve İçerik Etiketleri

Haber Kategorileri