Tüm yurtta olduğu gibi Muş’ta da 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 88. yıldönümü, törenlerle kutlandı. Sabah saat 8.30’da Vilayet meydanındaki Atatürk Anıtı’na çelenk sunumu ile başlayan etkinlikler, Subay Gazinosu’nda düzenlenen tebrik töreninin ardından İstasyon Caddesi üzerinde bulunan Eğitim Fakültesi önünde devam etti.
Törene Vali Erdoğan Bektaş, AK Parti Muş Milletvekilleri Medeni Yılmaz ve Seracettin Karayağız, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Yavuz Selim Kahveci, Belediye Başkanı Necmettin Dede, askeri erkan, kamu kurum amirleri ile vatandaşlar katıldı.
Tören öncesinde Vali Erdoğan Bektaş, İl Garnizon Komutanı Tuğganeral Yavuz Selim Kahveci, Muş Belediye Başkanı Dede, halkın bayramını kutladılar. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunmasıyla başlayan törende günün anlam ve önemini belirten konuşmayı Kurmay Yüzbaşı Yücel Yavuz yaptı. Türk Silahlı Kuvvetleri’nin en büyük zaferlerinden olan 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 88. yıldönümünün kutlandığını kaydeden Yavuz, Atatürk’ün yolunda ilerlemeye devam ettiklerini söyledi.
Daha sonra konuşma kürsüsüne gelen Tarih Öğretmeni Mehmet Nuri Çelik, “30 Ağustos bir diriliştir, cesaretin kahramanlığa dönüştüğü bir diriliş, tarihin böyle bir zaferi ilk defa kaydettiği bir diriliştir. 30 Ağustos mazisi kahramanlıklarla dolu bir milletin 1 saat bile olsa esaret altında yaşayamayacağının adıdır. 30 Ağustos şehitlerimizi anma günü, bağımsızlığımızı nasıl kazandığımızı yeniden hatırlama günüdür. 30 Ağustos cennet vatanın düşmandan temizlendiği cumhuriyet yönetimine geçileceği günün adıdır” dedi.
Çelik, “Tarihimizde Ağustosların her biri bir dönüm noktası olmuş. Bir ağustos bize Anadolu’nun kapılarını Malazgirt’ten açarken diğer Ağustos bizi Anadolu’dan çıkarmak isteyenlere şehitlerimizin kanlarıyla sulanmış Anadolu topraklarının gerçek sahibinin kim olduğunu gösteren tarih olarak hafızalara kazınmıştır. Birinci Dünya Savaşı sonunda imzalanan Mondros Mütarekesi ve Sevr Antlaşmasıyla yurdumuz tamamen elimizden alınmak istenmiş, silahlarımıza el konulmuş tersanelerimize girilmiş askerlerimiz terhis edilerek yurdun dört bir yanı bilfiil işgal edilmiştir. İngilizler Musul’u, Fransızlar Hatay’ı, Adana’yı, İtalyanlar Antalya’yı ve bıçağın kemiğe dayandığı tarih 15 Mayıs 1919, İngiltere’ye güvenen Yunanlılar İzmir’i işgal ediyordu, Anadolu ise liderini arıyordu. Mustafa Kemal’in Anadolu’ya geçmesiyle direniş başlamış Amasya, Erzurum ve Sivas kongrelerini yaparak halkı bilinçlendirmiş, daha sonra düzenli orduyu kurarak düşman kuvvetlerini durdurmayı başarmıştır. Ordumuz daha sonra Sakarya Meydan Muharebesini yapmış. Bu savaş, bir milletin kaderini değiştiren ve 22 gün 22 gece süren yaman bir uğraştır. Bu savaş, insanlık duygularından yoksun, vahşi ve saldırgan bir düşmanın başını ordumuzun iman dolu göğsüne çarparak paramparça ettiği bir taştır. Bu savaş, haksız, şuursuz ve kirli bir istilâ emelinin, Sakarya’nın köpürmüş sularında boğulduğu bir savaştır. Bu savaşla 1683 Viyana kuşatmasından bu yana devam eden geri çekilme sona ermiş savunma durumundan taarruz durumuna geçtiğimiz önemli bir savaş olarak da tarihteki yerini almıştır. Bundan dolayıdır ki, insanlık tarihinin sayfalarında Sakarya Meydan Muharebesi’ne müstesna bir yer verilmiştir. Bu zafer sonunda, TBMM tarafından, Mustafa Kemal’e ‘Gazi’ unvanı ve ‘Mareşal’ rütbesi verilmiştir” şeklinde konuştu.
Mehmet Nuri Çelik konuşmasını şu sözlerle sürdürdü: “Düşman yeniden son şansını deneyerek saldırmıştı, buna karşılık Türk Milleti’nin emperyalist devletlere başkaldırısının artık doruk noktasıdır. Zaferden başka seçenek kalmamıştır. Büyük bir hızla ve bütün gücüyle taarruz eden Türk Ordusu, geçilmesi imkansız denilen düşman mevzilerini 36 saatte dağıtır ve düşmanı geri çekilmek zorunda bırakır. 30 Ağustos’ta düşman çember içine alınmıştır. Mustafa Kemal ‘Ordular ilk hedefiniz Akdeniz’ diyerek büyük taarruzu başlatmış. Asker hedef Akdeniz diyen parmağa koşarak düşman askerlerini Akdeniz’de imha ederek Dünya siyasetine yön vermiştir. Bu durum İngiltere parlamentosunda tartışılmaya başlamış İşçi Partisi lideri Mac Donald kürsüye gelerek ‘Nerde başvekil Lloyd George. Bize ne söz verdi sonuç ne oldu. Hani boğazlar bizim olacaktı. Anadolu taksim edilecekti. Hiç biri gerçekleşmedi. Bunun hesabını bize gelsin versin’ dediği zaman Başvekil Lloyd George yavaş yavaş kürsüye gelerek ‘Arkadaşlar asırlar pek nadir dahi yetiştirir ne yazık ki bu son asrın dahisi Mustafa Kemal’in dehasına yenildik. Elden bir şey gelmez’ diyerek kürsüden inmiştir. Bu askeri başarılar sonucunda büyük bir strateji ile Lozan Barış Antlaşması imzalanmış, Türkiye Cumhuriyeti Devleti doğmuştur. Bu topraklar birlik ve kardeşlik kavramlarının en üst seviyede yaşandığı bir mücadele ile kazanılmıştır. Ecdadımız bu toprakları bize vatan yapabilmek için din, dil, ırk ayrımı yapmadan kadını erkeğiyle yaşlısı çocuğuyla canını dişine takarak aç kalarak çıplak kalarak seve seve canını feda ederek bu toprakları vatan yapmıştır. Bu toprakların kıymetini bilmek zorundayız. Tarih şuuru içinde bunu anlatmak zorundayız, çünkü bu vatan kolay kazanılmadı ve Asla kaybedilmeyecektir”.
Günün anlam ve önemini belirten konuşmaların ardından, etkinlikler, geçit töreni ile son buldu. Muş`un Sesi Gazetesi


